Geçtiğimiz hafta TRT 1’de Alişan’la Gülümse Hayata programında Siirt günü vardı…
Ama öyle sıradan bir gün değil; bir memleketin kokusunun, sesinin, emeğinin, alın terinin ekrana taşındığı bir gün… Siirt’in tüm ruhu oradaydı
Ekranın bir ucunda sanatçılar, halk oyunları, kültür müdürlüğü; diğer ucunda yöresel yemekler, el emeği göz nuru işler… Ama aslında hepsi aynı yerden doğuyordu: Siirt’in toprağından, tarihinden, inancından, insanından.
Rüyanın kokusu daha stüdyonun kapısında hissedildi…
Perde pilavı açılırken unun sesi bile bir hikâye anlatıyordu.
İçli köftenin ustalığı, dolmanın sabrı, fıstığın yeşil gülüşü, Pervari balının güneşe değen tadı…
Daha sayamadığım onca coğrafi işaretli lezzet…
Hepsi memleketin yüzyıllık kitabından kopup gelmiş satırlar gibiydi.

Mutfakta ben, Tahir Usta, Murat Usta…
Siirt’in yıllardır süregelen mutfak mirasını avuçlarımızla yoğurduk.
Fatma Hanım desen; kadın kooperatifleri, el işleri, yöresel üretim…
Her detayın öğretmeni gibi, her bilginin hafızası gibi…
Murat Bey, Sabahattin Bey, Fikret Bey…
Hepsi Siirt’in tanıtımı için yüreğini ortaya koyan insanlar.
Ve TRT 1 ailesi…
Siirt’in sesine böyle sahip çıktıkları için, bu toprakların emeğini milyonlara ulaştırdıkları için ayrı bir teşekkür hak ediyorlar.
Bazen bir memleketi tanıtmak için büyük cümlelere gerek yoktur; içten bir ilgi, samimi bir ekran bile yeter.
Onların yaklaşımı tam da buydu.

Siirt, sadece yemekleriyle değil; inanç turizmiyle, kadim tarihinin taşlarına kazınmış hatıralarla, güneşin bile farklı vurduğu o dik yamaçlarla kendini geleceğe taşıyan bir şehir.
Her geçen yıl altyapısıyla, üretimiyle, gastronomisiyle daha da gelişiyor.
Çünkü Siirt, geçmişiyle gurur duyarken geleceğini de emekle, sabırla, sevgiyle örüyor.
Ben o gün stüdyoda şunu bir kez daha gördüm:
Siirt’i anlatmak zor değil. Siirt zaten kendini anlatıyor.
Yeter ki birileri yüreğini açsın, dinlesin.
Ve biz oradaydık…
Yemekleriyle, kültürüyle, ustalarıyla, kadınlarıyla, sesiyle, halayıyla…
Bir memleketin ruhunu TRT 1 ekranına taşıdık.
Emeği geçen herkese içten bir teşekkür…
Siirt adına, kültür adına, umut adına…
Çünkü Siirt’in hikâyesi bitmez.
Biz anlattıkça, daha da büyür.








