Loading...
tr usd
USD
0.21%
Amerikan Doları
41,57 TRY
tr euro
EURO
0.10%
Euro
48,55 TRY
tr chf
CHF
0.15%
İsviçre Frangı
51,97 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
0.69%
Rus Rublesi
0,50 TRY
tr cny
CNY
0.19%
Çin Yuanı
5,82 TRY
tr gbp
GBP
0.10%
İngiliz Sterlini
55,54 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
0.03%
Euro Amerikan Doları
1,17 TRY
bist-100
BIST
-1.04%
Bist 100
11.258,72 TRY
gau
GR. ALTIN
0.23%
Gram Altın
5.012,06 TRY
tr btc
BTC
-1.67%
Bitcoin
3.852.449,46 TRY
tr eth
ETH
-3.57%
Ethereum
136.492,92 TRY
tr bch
BCH
-1.91%
Bitcoin Cash
23.879,02 TRY
tr xrp
XRP
-2.59%
Ripple
85,65 TRY
tr ltc
LTC
-3.96%
Litecoin
3.444,19 TRY
tr bnb
BNB
-2.24%
Binance Coin
36.954,63 TRY
tr sol
SOL
-4.67%
Solana
5.599,71 TRY
tr avax
AVAX
-6.15%
Avalanche
568,92 TRY
  1. Haberler
  2. Genel
  3. Türkler ve Kürt Solcular, Kürt Milletine ne yapmak istiyorlar?

Türkler ve Kürt Solcular, Kürt Milletine ne yapmak istiyorlar?

featured

“Batılılar topraklarımıza geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapayarak dua etmeyi öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda, bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı”

jomo Kenyetta (1894-1978 )Kenya kurucu devlet Başkanı.

Kürtler ile Türklerin ilk karşılaşma tarihleri milattan sonra 1071’dir.Bu tarihten öncesine dair elimizde somut herhangi bir veri yok. Piyasada bütünüyle algı ve manipülasyonlara dönük kimi spekülatif uydurmalar, zaten tarihi birer veri olarak kabul edilemez. Onun için kale bile alınamaz.

Türkler at sırtında, kıl çadırları, kab, kaçak gibi diğer zaruri eşyaları ile birlikte Orta Asya’dan göç edip Malazgirt’e geldiklerinde Mezopotamya’da Kürtler ile diğer bazı millet ve kavimler, bu topraklarda binlerce yıldan berî, her biri farklı birer millet olarak yerleşik bir hayat yaşıyorlardı. Kendilerine ait topraklarındaki yaylak, köy, kasaba ve şehirlerinde kendilerine özgü yaşamlarını sürdürüyorlardı.

Kürtler, Türklere sadece Müslüman oldukları için kucak açıyorlar. Ama bu kucak açış, aynı Kenyetta’nın batılılar için İncil, Dua ve Toprak metaforu ile dile getirdiği gibi zamanın acımasız döngüsünde, belli bir süre sonra bütünüyle Kürtlerin aleyhine işler hale geldi. Yirminci yüzyıla gelindiğinde, Küfre ve Gâvurların işgal’lerine karşı, aynı cephede, aynı mevzide omuz omuza birlikte mücadele, bu çetin mücadelede vatanı birlikte kurtarma, aynı cumhuriyeti birlikte kurma ve bu minvalde din, iman, vicdan üzerinden verilen bütün namus sözleri unutulup adeta çöpe atıldı. Kürtlere kelimenin tam anlamıyla Afrika’nın Zencileri ya da Karaçî Çingeneleri, Trakya, Sulu kule Romanları muamelesi yapılarak, onlara içi boş birKardeşlik Masalı” adı altında statü olarak, Ya “Kölelik” ya da “ Hamallık” gibi kabul edilmesi insan onurunu zedeleyen bir seçeneğe ve ikileme sıkıştırıldılar.

Bunun için akla hayale gelebilecek her şeyi yaptılar. Denenmedik yöntem bırakmadılar. İlk etapta, Batılı emperyalistlerin çıkarlarını koruyan Sevr ve Lozan gibi antlaşmalar ile Kürtlerin toprakları, sözü edilen özde düşman sözde kardeş, bu kardeşlerin onayı ile 5-6 parçaya bölündü. Parçalanıp bölünen sınırlara mayınlar, dikenli teller, çok sıkı korunan Kara kollar kurdular. Bunlar sonra Kale Kollara dönüştüler.

Sonrasında denenmedik melânet kalmadı. Dersim, Piran, Zilan, Bitlis, Halepçi gibi toplu katliamlar. Roboski saldırısı, Hendek yıkımı gibi facialar. Zorunlu iskân, Takriri sükûn, şark ıslahat planı gibi toplu göçertmeler, sürgünler. İdamlar, Hapisler, Talanlar, Köy, Mezra, ekili arazi, bağ, bahçe, orman yakmalar ve zorla boşaltmalar. Yüz yıldan fazladır zorun gücü ile dayatılan asimilasyon. Dil ve kültür kırımı ve kıyımı. Kürtlerde kişilik ve kimlik bunalımına yol açan Koruculuk sistemi ve dar ideolojik parçalanmalar gibi pratikler Kürtlerde Sosyolojik ve kültürel hafıza kırımına yol açtı…

Bütün bu işlerin tek bir amacı vardı. Kürt topraklarını “Misakı Milli” bandında Türk yurdu kılmak, Kürdü de Türk kılmak. Öyle ki devşirmecilik sistemi ile “kökenli”,”ezik öteki”olmayı kabul eden kimi sinik Kürt kökenlileri, bu iş için birer Piyon / Hammal Kürt olarak kullanmaya çalıştılar…

Garip ve tuhaf olan bunu sadece Türkler değil, tıpkı Türklerin dedikleri gibi, Kürtlere din kardeşimiz, ıxwanlarımız diyen Araplar ve farslar da, ortalama yüz yıldır, Kürtlere aynı, benzer insanlık dışı işler yapa geldiler. Araplar Arapçılık, Farslar da Farsçılık tahkimi için canhıraş çalıştılar. Bu her üç kavim, bu işin başarılı olabilmesi için ortak savunma ve işbirliği paktlarını kurdular ve ortak anlaşmalara imza koydular. Ancak nafile. Bütün çabaları boşuna gitti. Kül olup hawaya uçtu.

Çünkü bunlar bütün bu işler ile uğraşırlarken bile Almana Alman, İngiliz’e İngiliz, Fransız’a Fransız, Rus’a Rus, hatta en çok hakir gördükleri Ermeni’ye bile Ermeni diyorlardı. Ama sıra Kürde gelince, bütün dertleri Kürde, Kürt değil Türk, ya da Türk kökenli dedirtebilmek.

Bu cümledeki kelimeleri kullandığım için hazirun beni bağışlasın At, Eşek, Öküz, Deve ve Katırların ortak adları ve kimlikleri ya büyük baş hayvanlar, ya da büyük davarlardır. At kökenli Öküz, Eşek kökenli Deve, Katır Kökenli İnek veya Öküz kavramı hayvanlar âleminde yoktur. Peki, kimi insanlar, ne diye kendilerini hayvanlarda bile olmayan bu köken arayışı saçmalığına bu kadar zorluyorlar acaba? Mesela Kürt kökenli, Arab, Ermeni, Rum, Hıristiyan kökenli Türk gibi. Bunu anlamak cidden mümkün değil.

Başlıkta sorduğumuz sorumuzu tekrar soralım. Türkler ve Kürt Solcular, Kürt Milletine ne yapmak istiyorlar?

Bu arada şunu belirtmekte fayda var, istisnalar hariç bütün İslamcılar ve diğer bütün Türkler, Kemalistler dâhil Turanist ve emperyalist bir ruh ve pratiğe sahiptirler. Kürt solcuların çoğunluğu da Kemalist özentili, klasik Kürt kimliklerine, dil, kültür ve değerlerine yabancılaşmış, öz benliklerinden uzaklaşmış, cellâdına, gaspçı ve tecavüzcülerine âşık marazi bir ruh taşıyorlar.

Ama ilginç bir rüya sahipleri bir yola çıkmıştılar. Yıllarca, günlerce yürüdüler, hep yürüdüler ama hiç bir yere varamadılar. Bu yolculukta iki ihtimal vardı. Ya gittikleri yol ve uyguladıkları tarz yanlıştı, ya da gidecekleri yer yanlıştı, belki de o yer hiç yoktu… Buna rağmen kitlelerine, iç kamuoylarına mecburen hayal, rüya, masal karışımı bir hikâye anlatmaları gerekiyordu. Anlatmaya da başladılar.

Biz dediler bu çağın en büyük problemi olan Kürt meselesini“Terörsüz Türkiye””Misakî Milli’nin Tahkimi” için “Pozitif Entegrasyon” ve ”Olgulaşma” marifeti ile tam isabetle çözdük, dediler.26 yıldır hapiste olan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın ağzından, “Kürtler, kültürel haklar dahil hiçbir şey istemiyorlar,” şeklinde çok asab bozucu bir metafor ile Kürtleri manipüle ederek, artık Kürt Alevileri de, Sünni Kürtleri de büyük Türk ailesine kattık, dediler. Nitekim eski Cumhurbaşkanı ve politikacılardan Çoban Sülü lakaplı Süleyman Demirel, sağ iken bu konuda: ”Eğer Alevileri Sünnileştirmezsek. Sünnî-Şafii Kürtleri Türkleştiremezsek bu ülkede Türküm diyecek kimse kalmaz…” demişti.

Wer hâsıl sorunun bütün parametrelerini Kantonal Kominal yerel belediyeler marifeti ile çözdük. Yalnız çözmekte zorlandığımız, bir kaç tane büyük çaplı  ağır meselemiz masada kaldı. Bir de yarım buçuk bir kıymeti olan ekolojik, epistemik, post modern demokratik tepkilerin cılız ışımaları, neo liberal tam kapitalist Türki, ancak aslen Kürd kökenli Tirkmanci hard Kominal, Pro Sosyalist Belediyecilik toplum hizmetleri için tam olarak çalışmıyor. Zira ikide bir kayyum atanmak zorunda bırakılıyorlar. Ve Selocan ve bazı arkadaşları, legal siyasetten dolayı hala hapis yatıyorlar. Ve bütün bunlardan daha önemlisi ve en önemlisi de büyük Kürt kitlesini ikna etmek için ağızlarına nasıl bir bal ya da şekerleme çalınacak. Bunlar çok mühim meseleler ve masada yarı ölü bir halde kaldılar.

Bizim kardeşlikçi giller, bütün bunları yapa gelirlerken, Dünyada ve Orta doğuda çok köklü değişiklikler yaşanıyordu. Asla yıkılmaz, yıkılamaz denilen ülkeler yıkılıyor, devrilemez sanılan liderler devriliyor. Asla değişmez sanılan sınırlar da bir bir değişiyordu. Kürtlere devletsizlik olgusu ve algısı büyük bir nimet, çok marifetli bir keramet olarak sunulurken, topraklarının parçalandığı günden bu yana, ortalama 100-150 civarında milli devlet kuruluyor. Pasaportsuz hiç kimse kendi ülkesinden, kendi kantonundan bir başkasının devletine adım bile atamıyor. Yanı başlarında Irak diye kurulmuş sanal bir devlet, de fakto olarak Kürt Federe Bölgesi, Sünni Arap, Şii Arap Bölgesi şeklinde üçe ayrılıyordu. Yüz yıllık Esatgiller Baas rejimi çöküyor. Oğul Beşar Esad, Rusya’ya kaçıyor. Suriye param parça bir hal alıyordu. İran hem kendi evinde hem de ortadoğudaki bütün kol ve kanatları budanıyordu. Sarsılmaz sanılan algıya dayalı hükümranlığı sarsılıyordu. İsrail, Filistin’i, Gazze’yi, Lübnan’ı, Ürdün’ü ve kendisi için tehlikeli gördüğü her yeri yakıp yıkıyordu. İran’ın başkentinde nokta atışı suikastlar düzenliyordu. Başına ödül konan dünün saçı sakalı karışık işit teröristi, bir gecede Suriye’nin şık metro seksüel, Kravatlı Cumhurbaşkanı olarak ilan edilip Trump tarafından Abd’de ağırlanıyordu.

Bütün bu değişimler ister istemez Kürdistan’ın bütün parçalarındaki Kürtleri, hal ve konumlarını, talep ve arzularını da çok ciddi bir şekilde etkiliyordu. Kürtler, artık her şeylerini gözden geçiriyordu. Bütün meşru taleplerini formüle ediyordu. Bu bağlamda:

– Kürt milleti artık adını telaffuz ederken, korkar bir dille de olsa, bir Kürdistan devleti istiyor. Kendi topraklarının kölesi değil, efendileri olmak istiyor. Kendini yönetmeye aday onurlu Kürt, Kürtçe konuşan Bakan, Wali, Kaymakam, Şaredar, Komutan, Emniyet Müdürü, Zabıta Müdürü, Muhtar istiyor…

Özetle yaşamın bütün alanlarında bütün genel ve yerel yönetici ve idarecilerini Kürt ve Kürtçe konuşan, anlayan, yazan, okuyan kimseler olarak görmek istiyor. Çünkü bu ülkenin sınırları içinde yaşayan 30 ile 40 milyonluk bir Kürt nüfustan söz ediliyor. Ve bu kadar fazla bir nüfus içinden bu görevleri üstlenebilecek yönetici Kürt kadrolar mutlaka fazlasıyla vardır.

– Kürt kimliğinin, bu toprakların her karışında bir korku ve ceza fobisi olarak algılanmasını istemiyor.

– Kürtler Anadilleri ile yaşamlarının bütün aşamalarını kurmak istiyorlar.

– Kendi topraklarının tekrar eskisi gibi Kürtçe tanımlanmasını istiyor.

– Kendi topraklarının yaralarının adaletli ve dürüst bir şekilde tedavi edilmesini istiyor.

– Kendi topraklarının yer üstü ve yer altı kaynakları, zenginliklerinden onurlu bir pay almak istiyor.

– Kürt, artık bu geniş coğrafyasının inşaat ve tarım hammalı olmak istemiyor.

-Kürt, ister yabancı bir kandan, ister kendi kanından olsun, topraklarında hiçbir faşizan diktatörlük istemiyor.

-Kürdün kardeşlik felsefesi, birbiri içinde eriyen, yok olan bir kardeşlik değil, birbiri ile güzel bir komşuluk içinde birbirlerini büyüten, yücelten, çoğaltan bir komşuluğu esas alıyor. Bu da ancak çerçevesi çok geniş bir Hak-Adalet- Hukuk, Özgürlük ve Hürriyetle mümkün olabilir.

– Bu topraklarda Türk, Türk kimliği ile yasal ve pratik açıdan, hangi haklara sahip ise, Kürt de Kürt kimliği ile aynı haklara sahip olmak istiyor.

– Pkk’nin silah bırakması birilerinin bütün algı ve ezberlerini alt üst etti. Pkk’nin Kürt milletinin sosyolojisi ve toplumsal hafızası ile örtüşmeyen ideolojisi ve hataları şöyle dursun. Kürtlerin silaha başvurmanın sosyolojisi, arka planına hiç inilmeden, o konjukturde Kürtlere dayatılan vahşi barbarlık ve katliamlara hiç girilmeden, sanki bütün Kürtler, sırf vahşi bir barbarlık yapmak ve terör üretmek için ellerine silah almışlar. Büyük bir ordu karşısında yenilmişler. Şimdi de bu yenilginin bütün sonuçlarına katlanmak zorundalar. Kendilerine ne dayatılırsa, ne verilirse onu kabul etmek zorundalar, şeklinde bu ülkenin içinde yaşayan 40 milyon, Kürdistanın bütün parçalarında yaşayan ortalama 70 milyon civarı Kürd milletinin tümü, hiç de ahlaki olmayan bir algı ile bu paranteze alınıp bu algıya kurban edilmek isteniyor.

Pkk’nin silah bırakma meselesi ile Kürt meselesinin bütün parametrelerini iç içe harmanlayarak, bir taşla birkaç kuş vurma işgüzarlığı ile bütün Kürtleri, farklı bir millet oluşlarından doğan bütün meşru haklarından mahrum bırakmak istiyorlar.

Ayrıca şu unutulmasınki, Kürt milleti, dünyanın en barışçıl milletidir. Kimsenin hiçbir hakkını, malını, mülkünü gaspa ve talana yönelmez. Hiçbir toplu katliama onay vermez.      Ne kendi çocuğunun ne de başkasının çocuklarının kanlarının kirli amaçlara kurban edilip akmasına asla rıza göstermez.

– Ama Kürdün bu iyi niyeti, âli cengiz oyunu ile garibanın aleyhine kullanılarak mevcut meşru bütün hakları ellerinden alınmak isteniyor. 40 milyon Kürdün bütün meşru hakları tek bir kişinin iki dudağı arasına alınarak Kürtler, bütün meşru haklarından mahrum bırakılmak isteniyor. İşin en kötü tarafı da, bir kısım Kürtleri bu oyuna ortak ederek, Kürtler bu meşru haklarından mahrum bırakılmak isteniyor. İşte tam da burada Turanist Türkler, evrensel bazı kabullere sahip bir Solculuktan inkârcı, tekçi bir Kemalizm’e güzelleme yapacak kadar savrulan Kürtler ile hiç de ahlaki ve şeffaf olmayan bazı karanlık pazarlıklara girişmeye başladılar.

Oysa Türk devlet aklının bütün refleksleri, ikinci bir Lozan güncellemesi ile Kürtler arasında yeni bir Sevr ve Lozan oyunu ile Kürtleri karşıt kamplara ayırıp, onları bir yüz yıl daha Devletsiz, Statüsüz ve diğer bütün meşru haklarından mahrum bırakmak istiyor. Kendi hükümranlığını güçlendirip tahkim eden Köle/Hammal ruhlu Kürt arıyor. Dünyada bunun benzeri bir örnek yoktur.

Bu asla ne vicdana, ne ahlaka, ne hukuka ne de uluslar arası teamüllere uyan bir olgu değildir. Ve bu proje bu şekliyle asla başarılı olamayacaktır.  Çünkü bu işin özü, bambaşka özelliklere sahiptir ve dünyada, orta doğuda yaşananlar yukarıda oynanmak istenen akla ziyan olguyu hiç de onaylamıyor.

Bu durum ellerinde patladı. Ne din, ne de milletlerin kardeşlik ve komşuluk hukukunda böyle bir tanımlama yoktu. İman ve inançta da bunun yeri yoktu. Hatta hayvanlar âleminde bile bu tanımlamanın bir yeri yoktur. Bir inat uğruna başkalarının hayatlarını cehenneme çevirerek gidilen cennet, akla, vicdana, insafa ve gerçek anlamda Müslüman olanlara ait bir cennet olabilir mi? Mutlak Adalet sahibi Allah bu işe ne der?

Bunu temiz bir vicdan ve güzel bir ilim sahibi olan ehil kişilere sormak lazım. Her söz ve davranışında başkalarına bir ton hakaret ve hurafe boca eden münafık ruhlu, hastalıklı kişiliklere değil.

Akıl, vicdan ve izandan uzak, münafıkça savsaklamalar, bukalemun, devşirme sinik tiplerin, iki sözleri birbirini tutmayan kandırmaya dönük pratikleri meseleyi daha da içinden çıkılmaz hale getirir. Faturasını daha da ağırlaştırır. Çünkü bu bağlamda Kürt meselesi, ancak dürüstçe ortaya konulan hak ve adalet temelli feraset yüklü bir yaklaşımla çözüle bilinir…

Evet, ey Muhammed, ey İsa, Musa, İbrahim, ey Nuh hazretleri ve bütün bu peygamberlerin kavimleri ve milletleri, işte hali pür melalimiz bu… Şimdi yaşadıklarımız kötü bir rüya mı,  karma karışık bir hayal mi,  safsata dolu bir masal mı, yoksa içi boş bir hikâye mi? Yoksa hepsinin karışımı bir hal mi, doğrusu çözemedim…

Son söz niyetine. Yaradan biz bu topraklarda yaşayan bütün milletlere, en başta mensubu olduğum Kürt milletine, ardından bütün meşru kimliklere, din ve inançlara ve meşru hakları ile onurlu, uzun erimli barışçıl bir yaşam formatı nasib etsin…

Wesselam.

22 Kasım 2025 / Diyarbakır

Türkler ve Kürt Solcular, Kürt Milletine ne yapmak istiyorlar?
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.