Sebze ve meyve doğal ortamda, belirli bir süre içerisinde önce bozulur, sonra çürür, ardından da kokmaya başlar. Balık da baştan kokar. Toplum kendi haline bırakıldığında sebze ve meyveler gibi çevresinden etkilenir, belirli aşamalardan geçerek yozlaşır. Toplum önce güzel ahlâktan uzaklaşır, sonra acımasızca zalimleşir ve dejenere olur. Örnek rol model Hazreti Muhammed (S.A.V.) diyor ki; “İslâm Alimleri ile üst düzey yöneticiler bozulursa bütün toplum bozulur.” Atalarımız, alimleri tuza benzetmişler. Ya! tuz kokarsa ne olur? Alîmin mürekkebi, şehidin kanından daha kıymetlidir.
AİLEDE EROZYON
Ev hanımlığı değersizleşirse, babalar geçim sıkıntısına veya işsizliğe terk edilirse, bekârlar flört ve zinaya yönlendirilirse, mideye faiz ve rüşvet benzeri haramlar girerse, dualar etkisini kaybedecek ve ailede sevgi ve saygı erozyona uğrayacak, fark edilmeksizin huzur ortamı bozulacaktır. Düzeni bozulan yuvalarda ise tartışma, kavga, şiddet ve intihar artacaktır. Toplumun milli ve manevi değerlerini ayakta tutan, kültür emperyalizmine baş kaldıran huzurlu ve mutlu ailelerdir.
NESİLDE YOZLAŞMA
Toplumun öncüleri, aydınları, kanaat önderleri halkın gözünde küçük düşürülür, itibarsızlaşır ve güven duyguları zayıflatılırsa karizmaları çizilmiş olur. Televizyonların ahlaksız dizileri, cemaatlerin yanlış tutumları yangına benzinle gidilmiş olacaktır. Ayrıca, öğretmenlere saygısızlık yeni kuşakların yozlaşmasına neden olacaktır. İnternet, telefon ve sosyal medya bağımlılıkları ise yeteneklerin kaybolmasına, taklitçi, aymaz, kişiliksiz ve ahmak bireyler yetişmesine neden olacaktır.
SİYASİ ÇÜRÜME
Siyasetçilere olan güven sarsılınca umutlar körelecek, alternatif düşünce ortamı tüketilecektir. Bidat ve hurafelerle yıkanmış beyinler, idealist ve insancıl duyguları törpülenmiş toplumlar, kuklacıların belirlediği şablon içerisinde tek tip insan haline gelecektir. Tarihi köklerinden, inanç değerlerinden uzaklaştırılmış toplumların sömürülmesi kolaylaşacaktır. Milli ve manevi kavramların sulandırılması çağlar üstü medeniyet kurma hayalleri ise suya düşecektir.
ÇÖZÜM VE TEDAVİ
Toplumlar zamanla dejenerasyon hastalığına yakalandığında, tedavi edilmeye muhtaçtır. Yiğit düştüğü yerden kalkar. Gevşemek ve üzülmek, dava insanlarının hızını keser. Kur’an’ı Kerim Rad Suresi 11.Ayet’i Kerime’de çözüm yolu gösterilmiştir. “Bir toplum kendi yapısını değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez.” Ruhumuzdaki değişim, birlikte toparlanmaya, toplumsal iletişimi arttırarak da “Huzurlu, Temiz Topluma” doğru ilerlemek mümkündür.
TEDAVİDE AŞAMALAR
Tedaviye önce kendi içimizden başlamalıdır. Nefs ve Şeytan içimizdeki en büyük düşmanımızdır. Bu ikiliyi çok iyi tanımak ve tuzaklarını iyi öğrenmek zorunludur. Öncelikle, Allah’a kul ve toplumda güvenilir kişi olmakla işe başlamalıdır. Bizim ideallerimizi paylaşanlar ile bir araya gelerek, idealist kitle oluşturmak, organizeli ve motiveli çalışarak, çevreye açılmak, çığ gibi büyümenin heyecanını beynimizde, kalbimizde ve davranışlarımızda hissetmekle olacaktır.
KÜLTÜR EMPERYALİZMİ
1923 Yılında İmzalanan Lozan Antlaşmasının, Türk Heyeti Sözcüsü Siyonist Başhaham Haim Nahum’un Konuşması: ”Anadolu’yu işgal etmekle Müslüman Türkleri sindireceğinizi mi sanıyorsunuz? Hayır, birkaç yıl içinde bu milletin yeniden dirileceğini, toparlanıp derleneceğini hesaba katmıyorsunuz. Yapılacak Şey; Lozan antlaşmasıyla bunlara bir fırsat tanıyıp, bu zaman içinde İslamiyet’ten uzaklaştıracak, din ve tarih şuurunu unutturacaksınız. Müslüman Türkler, bir iman ve ahlak tahribatı süreci geçirmelidirler. Ekonomileri çökertilmeli, siyasi partilerden gazetecilere, hepsi ele geçirilmelidir. Onlar, ülkelerini parsel, parsel satacak hale getirilmelidirler. Yumuşak ve kolay lokma yapıldıktan sonra ise, Anadolu parçalanıp büyük İsrail’e katılmalıdır.” (H24hbr.com’da “Haim Nahum” adlı makaleden alınmıştır.)




