Ülkemizde azınlık olarak nitelendirilen Yahudiler ve Hristiyanlar her hafta eşi, çocukları ve yakınlarıyla birlikte cumartesi günü havraya, pazar günü de kiliseye gidebilmekte ayinlerini rahatlıkla yaparak inançlarının gereğini yerine getirmektedirler. Aynı hoşgörü ve kolaylığın yalnızca CUMA NAMAZI kılmak isteyenlere de gösterilmesi daha iyi olacaktır.
Daha çok ibadet etme, artı sevaplar kazanma bilincimiz varken keyfi olarak Cuma namazımızı nasıl terk edebiliriz? İnsanın yaratılış gereği nasıl ki bedeni ihtiyaçları varsa, ruhunu tatmin eden manevi ihtiyaçları da vardır. Gıda almak için yemek yeme, rahatsızlığımızda istirahat etme, tuvalete gitme, nasıl bir insani ihtiyaç ise, inancı gereği CUMA NAMAZI kılmakta aynen öyledir.
CUMA NAMAZI ALLAH’IN EMRİDİR.
Demokrat düşüncesi ağır basan bazı çevreler Kur’an’ı Kerim’i esas kabul edip karşı isteklerin Kur’an’da bulunup bulunmadığını sormaktadırlar. CUMA NAMAZINI kılmak erkek müslümanlar için Allah’ın bir emridir. Evde, işyerinde veya başka bir ortamda kılınamaz. Kısaca, Halk’a açık olmayan yerlerde CUMA NAMAZI eda edilemez.
İBADET ÖZGÜRLÜĞÜ ESASTIR
Yürürlükte olan anayasamızın, “Din ve vicdan hürriyeti: Madde 24 de Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.” Denilmektedir. Özgürlükler konusunda, “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde” belirtilen kişi temel hak ve hürriyetlerinin göz ardı edilmemesi gerekir. Hak veya batıl hangi tür inanç olursa olsun, orada inanç özgürlüğünden bahsedebilmek için şu dört maddenin bir arada kişiye sunulması zorunludur, bir maddesi noksan ise orada inançlar tam olarak özgürce yaşanamıyor demektir.
1)- İnancın başkalarına tam ve net olarak anlatılması, veya tebliğ edilmesi.
2)- İnanç öğretiminin serbest olması ve her türlü sınırlamaların kaldırılması.
3)- Aynı inancı paylaşan insanların bir araya gelerek örgütlenmeleri.
4)- Kişi inancının gereğini tam olarak yaşama hakkına sahip olması.
YİNE DE İTİRAZ VAR
Bu kadar olumlu dayanağa rağmen yine de itiraz ederek karşı çıkanlar elbette olacaktır. Çalışmak da bir ibadettir veya ALLAH (C.C.) affedicidir. Evde çoluk çocuğunun rızkı için çalışman bir zarurettir. Cuma namazını bugün tehir eder, yarın emekliye ayrılınca rahat, rahat kılabilirsin, şeklinde zikretmek mümkündür.
Paradoks (aykırı düşünce) gibi görünen, marjinal görüşleri de unutmamak gerekir. İçinde bulunduğumuz konum ve yaşadığımız şartlara göre “İslâm Hukukunda” CUMA NAMAZI zaten kılınmaz diyenlere de ayrıca pirim verilmiş olunmakta ve bu fikirlerinin güçlenmesine farkında olmadan destek verilmektedir.
KANAYAN YARAYA MERHEM
Başta Parlamento ve hükümet olmak üzere, Diyanet İşleri Başkanlığı, Mülki amirler, İlgili meslek kuruluşları (Sendikalar, Dernekler, Vakıflar) iki saatlik CUMA NAMAZI TATİLİNİ gündemlerine acilen almalıdırlar. Çalışma saatlerinin ayarlanması, ücretlerden CUMA NAMAZI kesintisi, CUMA NAMAZINA gidenlerin ek mesai yapmalarının istenmesini teklif olarak düşünmek abestir. Yeter ki, özgürlüklerden yana samimi ve dürüst olabilelim.
Doğaldır ki, her sosyal olayda görüldüğü gibi bu kanayan yara da “istenilen bir talep karşısında arz” ile olmalıdır. Müftülüklerin kışın CUMA NAMAZI vakti saat ayarlaması yeterli olmayıp ihtiyaca da cevap verememektedir. Bazı büyük iş yerlerinde de işçi ve personelin CUMA NAMAZINI “Huzur’u Kâlb” ile kılmaları işverence desteklenmeli ve ortam hazırlanmalı, işçi ve patron camide yan yana, omuz omuza aynı safta durmalıdır.
ÜMİTVAR OLANLAR KAZANIR
Sevgi toplumunun oluşmasına katkı verecek olan bu tür güzel yaklaşımlar, milli ve manevi değerlerimize sahip çıkma adına bilinen sıkıntılarımızı kamuoyu ile paylaşmak isteyişimizdendir. Her mükellef, üzerine düşen görevi yerine getirme sürecinde “İlahi Sınav” içerisindedir. Hiçbir zaman Cenab’ı Allah’tan ümit kesilmez. En azından dualarımız dahi büyük bir anlam ifade etmektedir. İşçi, patron, amir, memur, öğretmen, öğrenci ve diğerlerinin rahatça CUMA NAMAZINI kılmak için, Camilere gidebilecekleri yasal tatili umutla bekliyoruz.
YASAL GÜVENCE VERİLMELİ
CUMA NAMAZI izni ile ilgili 2016/1 Sayılı Başbakanlık Genelgesinde “Anayasa ve ilgili mevzuatla güvence altına alınan dini inanç hürriyetinin bir gereği olarak; CUMA NAMAZI saatinin mesai saatine denk gelmesi halinde, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlardan isteyenlere mesai kaybına neden olmadan izin verilir” ifadesi uygulamada problemler çıkarabilmektedir. Bu konu amir veya patronun insafına bırakılmadan inananlara yasal bir hak ve güvence olarak iki saatlik “CUMA NAMAZI TATİLİ” şeklinde verilmelidir.




