Yumurtanın içerisindeki civciv yirmibirinci günü kendi çabasıyla kabuğunu çatlatmaz ve kıramaz, dışarıya da çıkamazsa ya cılk olmaya veya ölümü tatmaya hazır haldedir, bu benzetmeden ders çıkarmak insanlar için de geçerlidir. İpek böceğinin kabuğunu kırması yeniden doğuşun değişik bir göstergesidir. Kalıp, şablon, çerçeve, daire, kırmızı çizgi terimlerine uyum sağlayan algı, manipülasyon ve çaresizlik içerisinde köle ruhlu, ahmak, mankurt olmamak için kabuğunu kırmalısın. Kabuğunu kırmak büyümek demektir, sınırları kaldırmak, yeni bir hayata başlamak demektir. Kabuğunu kırmak, insan karakterini güçlendirir, köleleşmeyi ret eder, kula kulluk ettirmez.
KABUĞUNU TANIMALISIN
İnsanın özgürleşmesine, sosyalleşmesine, potansiyel gücünü ortaya çıkarmasına engel olan kabuklar arasında korkular, endişeler, alışkanlıklar, ideolojiler, mahalle baskısı, gelenek ve görenekler vardır. Öncelikle kabuğu tanımakla işe koyulmalı, yavaş yavaş ve teker teker kabuklar kırılmalıdır. Özgüven içerisinde moralli olarak çevreyle iletişim kurmaya başlamak, yeni aktivitelerde bulunmak, iyilik yarışına girmek, vücut dilini en güzel şekilde kullanmaya çalışmak, pes etmeden az da olsa sürekli gayret içinde bulunmak, kabuğu tanımada kişiye yardımcı olacaktır.
FİRAVUN DÜZENİ
Başkasının sunduğu rahat bir yaşam aldatıcı kabuktur. Firavunlar sınıflı köle düzeninden yanadır ve insanları şablon içinde tutarak sömürmeyi amaçlar. Yılanlar kabuk değiştirir ama yaşantıları hiç değişmez. Kişilik kazanmak kabuk değiştirmekten değil, edinilmiş kabukları kırmaktan geçer. Yaşanılan zulüm, baskı ve kaos kabuk kırmayı gerektirir. Günümüzün modern firavunları oligark sınıfı, din baronları, işbirlikçi bürokratlar, illüzyon ustaları, kanaat önderleri ile çalışırlar.
MODERN DÜZEN
Yahudi ve Hristiyan kültüründe yaygınlaşmış, günümüze kadar gelmiş efsanelerin “İsrailiyat” adı verilen söylentiler arasında yer alan “Kıpti’ye çizilen daire” hikâyesi vardır. Rivayetlere göre; Hazreti Musa AleyhisSelâm’ın şahit olduğu ve zulmü önlemek, inanmış bir kişiyi korumak amacıyla Mısırlı Kıpti’nin etrafına bir daire çizer ve Kıpti de bu dairenin dışına çıkamaz. Siyonizm’in ürettiği kabuklardan biri olan “Ilımlı İslâm Projesi” günümüz modern dünyasında safsata argümanlar ve cazip öykülerle zihinlere enjekte edilmekte gerçeklerin üzeri şal ile örtülmektedir.
KIRMANIN İLK ADIMI
Hayatın merkezinde olması gereken insan sorgulayan, eleştiren, itiraz eden, yorum yapan, alternatif sunan, düşünen ve Cenab’ı Allah’a teslim olmuş en şerefli sosyal bir varlıktır. İnsanın bedensel ve ruhsal gelişmesine engel olan kabuğu kırmak için kuvvetli inanç, sağlam özgüven ve cesaretle ilk adımı atmak, kölelik zincirinin ilk halkasını kırmak gerekir. Kabuğunu kıramayanlar başkalarının güdümde yaşamaya razı olanlardır. Değişim ve dönüşüme sıcak bakmayan sabit fikirli ahmak fanatikler kabuğunu kıramaz, kaderine küser, efendisine köle olmaya devam ederler.
KIRMANIN ZAMANI
Zamanından önce kabuğun kırılması kişiye az da olsa zarar verebilir, erken doğumların arıza bıraktığı gibi, geç kalmış doğumlar da felâket getirebilir, başkaları tarafından kabuğun kırılması da beklenemez, atalarımız bu konuda “erken öten horozu keserler” demişler. Çevresindeki engellerden kurtulma düşünce ve arzusu kullanılacak araçları, uygulama koşullarının yöntemini, zamanlamasını çok iyi ayarlamayı gerektirir. Öfkeyi kontrol altında tutan, zamanı gelince sabır taşını çatlatan “yeter artık” diyen onurlu insan “taşı gediğine koyar” kabuğunu kırar ve kendine gelir.
KABUĞUNU KIRANLAR
Fransız düşünür Roger Garaudy kırk yıl sosyalizm ideolojisi üzerine aktif çalışmalar yürütmüş, kitaplar yazmış Komünist Partisi Yöneticiliği yapmış “Sosyalizmin Büyük Dönemeci” adlı yapıtı Türkçe’ye çevrilmiştir. İngiliz pop müzik sanatçısı Cat Stevens, Amerikalı siyahi devrimci aktivist Malcolm X, Dünya ağır sıklet boks şampiyonu aktivist Muhammed Ali Clay, İngiliz bilim insanı tarihçi John Davenport, Fransız okyanus bilimcisi kaptan Jacques Cousteau kabuğunu kırarak İslâm’la şereflenen ünlülerdendir. Bilinçli olarak şablonun dışında tutulan “İslâm’ın Ahkâm Ayetleri” barış, özgürlük, eşitlik, adalet, güven sunan evrensel, sınıfsız, çağlarüstü vahy sistemidir.




