Okçular Tepesi’nde Eksen Kayması: Saadet Partisi ve Milli Görüş’ün Gelecek Sınavı
Milli Görüş hareketi, bu toprakların doğal ve ruh kökünün siyasal izdüşümüdür. Merhum Necmettin Erbakan Hoca’nın “Milli Görüş’e sarılın” vasiyeti, yalnızca bir siyasi tavsiye değil, olaylar ve entrikalar karşısında bir istikamet pusulasıdır. Ancak günümüzde, Saadet Partisi’nin yönetim kadroları ve izlenen stratejiler, bu pusulanın ciddi bir sapma içerisinde olduğunu göstermektedir.
Bölünme Senaryoları ve Kaybolan Mevziler
Milli Görüş’ü zayıflatma operasyonları tarihsel süreçte farklı aşamalardan geçmiştir. Hareketin yetişmiş kadrolarının farklı partilere kanalize edilmesiyle başlayan süreç, bugün gelinen noktada Saadet Partisi’nin “asıl merkez” olma özelliğini yitirme riskiyle karşı karşıya bırakmıştır. Okçular Tepesi olarak nitelendirilen genel merkez, neden kan kaybetmiş ve neden kendi tabanına yabancılaşan bir ittifak modeline hapsolmuştur? Bu soruların cevabı, mevcut yönetimin “Milli Görüş paradigması” ile olan bağında saklıdır.
Mahmut Arıkan Dönemi ve Reklam Siyaseti
Müstakbel genel başkan adayı Mahmut Arıkan’ın teşkilatlanmadan sorumlu olduğu dönem, partinin birçok noktada kongrelerini dahi yapamadığı, teşkilat kuramadığı bir süreç olarak kayıtlara geçmiştir. Buna rağmen, Erbakan Hoca gibi bir liderin dahi tevessül etmediği ölçüde devasa bir “reklam ve parlatma” operasyonu yürütülmektedir. İlçe binalarından araç giydirmelerine kadar pompalanan bu “tek lider” imajı, Milli Görüş’ün mütevazı ve aksiyon odaklı siyaset kültürüyle taban tabana zıttır. Şovmenliğin, dava adamlığının önüne geçtiği bu tablo, hareketin finansal ve manevi kaynaklarının nereye harcandığı sorusunu da beraberinde getirmektedir.
Doğu Anadolu ve “Mekanik” Kardeşlik
Milli Görüş’ün asıl deposu ve ilk üyelerinin mayalandığı yer Doğu ve Güneydoğu illeridir. Teşkilat başkanı olduğu dönemde bu illere uğramayanların, bugün genel başkanlık yolunda “yapmacık bir Kürt kardeşliği” söylemine sarılması samimiyetten uzaktır. Ankara ve İstanbul’dan taşınan kadrolarla, sadece kahvaltı ve yemek organizasyonları üzerinden bölge siyaseti yürütmek, Milli Görüş’ün yerli ve milli damarını temsil edemez.
Daha vahimi ise geçmişte Kürtçe eser tekliflerini “ırkçılık” olarak niteleyenlerin, bugün Mahmut Arıkan adına “Keçe Kurdan” gibi ideolojik arka planı tartışmalı müzikleri kullanmasıdır. Şarkının alt metnindeki isyan çağrılarını fark edemeyecek kadar kendi kültüründen kopmuş bir kadronun, Milli Görüş’ü temsil iddiası trajikomiktir.
Sonuç: Mahalle Hesabı ve Manevi Sorumluluk
Bugün Saadet Partisi içinde, davayı bir geçim kapısı veya maaş yeri olarak gören, CHP’li modunda siyaset yapan bir yapı türemiştir. Gönül kazanmak yerine “bizden olsun, çamurdan olsun” mantığıyla hareket eden bu zihniyet, partiyi hukuki bir “kayyum” sürecinin eşiğine getirmiştir.
Milli Görüş, sadece slogan atan veya miting yapan bir parti değildir; o, küresel dengelere “dur” diyen bir akıl fakültesidir. Kendi teşkilatını yönetemeyen, sembollerini seçemeyen ve tabanının hassasiyetlerinden kopan bir yapının, yarın millete vereceği hesap ağır olacaktır. Yarın bu gerçekler gün yüzüne çıktığında, “genel başkanlık” sıfatı dahi bu mahalle hesabını vermeye yetmeyecektir.
Bu makale, mevcut yönetim anlayışına bir “ihtar” niteliği taşımakta ve Milli Görüş’ün asıl kodlarına dönmesi gerekliliğini vurgulamaktadır.
Talip AKSOY

