REKORUN LEZZETİ, ŞEFLERİN ALIN TERİ: TURİZMİN ZİRVESİNE YEŞİL BİR YOL AÇILSIN!
Türkiye turizmde 2025 yılını, hafızalardan silinmeyecek bir zaferle kapattı: 65,2 milyar dolar gelir ve 64 milyona yaklaşan ziyaretçi sayısı… Bu rakamlar sadece istatistik değil; Türkiye’nin dünyadaki itibarının, kalitesinin ve misafirperverliğinin bir tescilidir.
Peki, bu muazzam başarının ardındaki asıl güç nedir?
Daha önce de bu köşede defalarca vurguladığım gibi; bir ülkenin mutfağı, o ülkenin en güçlü bayrağıdır. Bugün Türkiye turizmi dünya devlerini geride bırakıyorsa, bunda sabahın ilk ışıklarından gece yarısına kadar ateş başında ter döken, tabağına ruhunu katan şeflerimizin ve mutfak emekçilerimizin payı büyüktür. Gastronomi gelişiyor, dünya Türk lezzetlerinin peşinden koşuyor ve nihayetinde ülkemiz kazanıyor.
Bir Teşekkürden Daha Fazlası: Yeşil Pasaport
Bu tarihi başarıyı kutlarken, mutfaktaki kahramanlarımızı sadece alkışlamak yetmez. Onlara olan vefa borcumuzu ödemenin, bu başarıyı kalıcı kılmanın yolu bir hak tesliminden geçiyor: Şeflerimize Yeşil Pasaport hakkı.
Ülkemizin bayrağını uluslararası arenada şerefle taşıyan, Türk mutfağını bir diplomasi aracı gibi dünyada temsil eden ustalarımızın, vize kapılarında zaman kaybetmesi bu başarıya yakışmıyor. Şeflerimize tanınacak bu hak, sadece onlara verilmiş bir imtiyaz değil; Türkiye’nin dünyadaki tanıtım gücüne vurulacak en güçlü mühürdür.
Vakit, İcraat Vaktidir
Yetkililere buradan bir kez daha sesleniyorum: Rekorlar kıran bu sektörün en ön safında savaşan mutfak neferlerini ödüllendirin. Şeflerimize Yeşil Pasaport hakkını vererek, onların dünyayı dolaşıp kültürümüzü daha gür bir sesle anlatmalarına imkan tanıyın. Zirvede kalmak istiyorsak, zirveyi inşa edenlerin yolunu açmalıyız.
Bu büyük emeği unutmamak, unutturmamak hepimizin boynunun borcudur
Gastronomi yazarı danışman chef Mehmet Kudat



