“Ahir zamanın süfyan ve deccal gibi nifak ve zındıka başına geçecek eşhas-ı müdhişe-i muzırraları, İslam’ın ve beşerin hırs ve şikakından istifade ederek, az bir kuvvetle nev-i beşeri hercümerc eder…”
Bediuzzaman Said Nursi
Deccal ve süfyan tabirleri, ahir zamanda insanları küfür ve dalalet bataklığına sevk edecek olan fikir ve cereyanların başlarına verilen temsilî bir isimdir.
Deccalın dinsizlik cereyanı, materyalist felsefeden beslenen komünizm ve ateizm hareketidir. Dünyanın iki blok olduğu dönemde, bir tarafta dinsizliğin başını Rusya çekiyordu, diğer tarafta dinsiz olan komünizme karşı blokun diğer başını da Amerika çekiyordu.
Amerika o dönemlerde Rus ve komünizm tehlikesine karşı İslam ülkelerine de çok yardımlarda bulunmuştur. Hatta bu tehlikeye karşı NATO paktını kurmuşlardır.
Bediüzzaman, Deccal ve onun temsil ettiği dinsiz cereyanları “Allah’ın varlığını inkâr maksadıyla medeniyeti ve insanların mukaddesatlarını karıştıran” bir birlik olarak tarif etmektedir.
Süfyan münkirdir; ancak icraatında kendini dine taraftar gösteren bir münafıktır. Ve bu maske altında şeair-i İslamiye’yi tahribe çalışır. Şeair-i İslamiye ise, Peygamber Efendimizin (asm) sünnet-i seniyyesinden ibarettir.
Dinin temel kaynağı, Kur’an ve sünnettir. Süfyan, bu iki kaynağı kendine göre tevil eder; hakkı batıl, batılı da hak suretinde gösterir. Mesela, Orta Çağ’da gelmiş bir insanın -haşa- şimdiki asra hitap edemeyeceğini, misal olamayacağını ifade eder, bu nevi fikirlerini, her yolu deneyerek etrafa yayar, Şeair-i İslamiye’yi ortadan kaldırmaya çalışır.
Deccal, küfrünü açık bir şekilde ortaya koyup insanlığı küfre sürüklerken, İslam deccalı olan süfyan ise, münafıkane hareket eder, küfrünü gizleyerek dini tahrib etmeye çalışır.
Bu temsilciler insanların zaafından faydalanarak onları şer ve tahribe yönlendirirler. İnsanlığın en büyük zaaflarından birisi de hırs ve fikir ayrılığıdır. İnsanın bu zaaflarını harekete geçirip işlemek için çok büyük gayretler gerekmiyor. Az bir dokunuş ve hafif bir tahrik ile insanları hırslandırmak ve birbirine düşürmek mümkündür.
İşte meslekleri yıkmak ve bozmak olan böyle şerli adamlar, ahir zamanın muhabere ve ulaştırmanın imkânlarını da kullanmakla birlikte, bazı fesad şebekelerinin desteklerini de arkasına alarakinsanlığı küfür ve dalalete sevk etmişler ve etmeye de devam ediyorlar.
Hırs için kapitalizm ve laisizm; şikak için ise komünizm ve nihilizm (anarşizm) acı misallerdir
Süfyan hakkındaki önceki sorunuzdan yola çıkarak, “İslam Deccali” ifadesiyle kast edilen kavramı açalım.
İslam Deccali (Süfyan) Kavramı
İslami eskatolojide (ahir zaman öğretisi) ve bazı tefsir/risalelerde, genel anlamdaki Deccal figürünün yanı sıra, Müslümanlar içinden çıkacak ve daha çok İslami değerleri hedef alacak özel bir fitnekar liderden bahsedilir. Bu figür için Süfyan ismi kullanılır ve bazen “İslam Deccali” olarak nitelendirilir.
Temel Özellikleri ve Farkı
1. Büyük Deccal’den Farkı:
İslami kaynaklarda genellikle iki farklı fitne liderinden bahsedilir:
Büyük Deccal (Deccal-i Ekber): Tüm insanlık âlemini hedef alan, açıkça mutlak küfrü ve dinsizliği yaymaya çalışan, olağanüstü güçlere sahip olduğu rivayet edilen figür.
İslam Deccali (Süfyan): Müslümanların içinden çıkacak, daha çok nifak (münafıklık) ve aldatma yoluyla iş görecek, dinin temel esaslarını yıkmaya veya değiştirmeye çalışacak olan şahıs veya cereyan.
2. Amaç ve Yöntemi:
Süfyan’ın temel hedefinin, İslam’ın ana direklerini, inanç esaslarını ve şeriatını tahrip etmek olduğu rivayet edilir.
Metot olarak açıkça inkâr yerine, aldatma, münafıklık, hakkı batılla karıştırma (telbis) ve siyasetteki gücünü kullanma gibi yöntemleri tercih edeceği belirtilir.
3. Süfyan Adının Kökeni:
Bu bağlamda kullanılan Süfyan isminin, sahabelerden olan Ebu Süfyan bin Harb (r.a.) ile hiçbir ilgisinin olmadığı, sadece benzer bir isim olduğu özellikle vurgulanır.
4. Ahir Zaman ve Mücadele:
Bu figürün de ahir zamanda ortaya çıkacağı ve Mehdi’nin (a.s.) en büyük mücadelelerinden birini ona karşı vereceği, sonunda onu etkisiz hale getirerek tahribatını tamir edeceği kabul edilir.
Bu kavramlar, genellikle hadis literatürüne ve bu hadisleri tevil eden (yorumlayan) İslami eserlere dayanır.
“Süfyani,” İslami eskatolojide (ahir zaman bilgisi) önemli bir figürdür ve genellikle fitne yayan, zalim bir lider olarak tasvir edilir.
Önceki yanıtlarda bahsedilen “İslam Deccali” kavramı ile sıkça ilişkilendirilen figür de budur.
Süfyani Hakkında Temel Bilgiler
1. Kimliği ve Kökeni
Ahir Zaman Lideri: Süfyani’nin, Kıyamet alametlerinden biri olarak kabul edilen, Hazreti Mehdi’nin zuhurundan önce ortaya çıkacağı rivayet edilir.
Ebu Süfyan’a Nispet: Rivayetlerin çoğunda, Süfyani’nin soy olarak Ebu Süfyan bin Harb soyundan (Emevilere dayanan bir koldan) geldiği belirtilir. Bu sebeple “Süfyani” nispetiyle anılır.
Münafıkâne Tavır: Kendisinin, açık bir kâfir olmaktan ziyade, Müslümanlar içinden çıkıp nifak (münafıklık) ve aldatma yoluyla iş göreceği, İslam’ın temel direklerini hedef alacağı ifade edilir.
2. Ortaya Çıkışı ve Faaliyetleri
Çıkış Yeri: Çoğu rivayet, Süfyani’nin Şam bölgesinden (Suriye civarından) isyan edeceğini ve bu bölgeye hakim olacağını belirtir.
Zulüm ve Fitne: Ortaya çıktıktan sonra büyük bir zulüm ve katliam hareketi başlatacağı, özellikle Ehli Beyt’i (Hz. Muhammed’in ailesini) ve onların taraftarlarını hedef alacağı söylenir.
Mehdi’ye Düşmanlık: Süfyani’nin, Hazreti Mehdi’nin ortaya çıkışına en şiddetli şekilde karşı çıkan ve ona karşı ordu gönderecek olan lider olacağı rivayet edilir.
3. Akıbeti
Hadislere göre, Süfyani’nin Mehdi’ye karşı gönderdiği ordunun bir kısmı Medine ile Mekke arasındaki Beyda denilen bir yerde mucizevi bir şekilde yere batacaktır.
Nihayetinde, bizzat Hazreti Mehdi tarafından öldürüleceği ve bu durumun fitne dönemini sona erdireceği kabul edilir.
Süfyani figürü, İslami mezheplerde ve farklı eserlerde ayrıntıları farklılaşarak anlatılan, ahir zamanın kötü karakterlerinden biridir.
Süfyani ordusunun özellikleri, İslami eskatolojiye (ahir zaman rivayetlerine) dayanır ve genellikle zulüm, tahrip ve Hazreti Mehdi’ye düşmanlık ekseninde şekillenir.
İşte bu ordunun rivayetlerde geçen temel özellikleri:
Süfyani Ordusunun Temel Özellikleri
1. Şam’dan Hareket ve Köken
Çıkış Noktası: Ordu, liderleri Süfyani’nin zuhur ettiği yer olan Şam bölgesinden (Suriye ve civarı) harekete geçer.
Katı Savaşçılar: Rivayetler, ordunun genellikle Kelp kabilesine mensup, sert kalpli, abus çehreli (somurtkan, asık suratlı) ve gaddar adamlardan oluştuğunu belirtir. Bu, ordunun merhametsiz bir yapıya sahip olduğunu işaret eder.
Geniş Tahribat: Ordu, çıktığı coğrafyada yoğun zulüm ve fitne yayar. Özellikle Mekke ve Medine’ye saldırmayı amaçlar.
2. Amaç ve Hedefleri
Mehdi’ye Düşmanlık: Ordunun nihai görevi, Hazreti Mehdi’yi ve ona biat edenleri yakalamak, öldürmek ve onun davasını engellemektir. Mehdi’nin Mekke’de zuhur ettiğini öğrendiklerinde, onu ortadan kaldırmak için yola çıkarlar.
Dini ve Manevi Tahrip: Süfyani’nin kendisi gibi ordusunun da medreseleri ve mescitleri tahrip edeceği, namaz kılanları ve dindar insanları cezalandıracağı rivayet edilir.
3. Yere Batma Mucizesi (Beyda Hadisesi)
Süfyani ordusunu en belirgin kılan özellik, sonunun mucizevi bir olayla gelmesidir:
Yolculuk: Ordu, Hazreti Mehdi’yi ele geçirmek amacıyla Medine’den Mekke’ye doğru ilerlerken, kutsal topraklar arasındaki Beyda denilen bir mevkiye varır.
Yere Batma (Hasıf): Allah’ın emriyle, ordunun büyük bir kısmı, hatta tamamı, o yerde aniden yere batırılır ve yok olur. Bu olay, Kıyamet’in kesin alametlerinden biri olarak kabul edilir.
Kalan İki Kişi: Rivayetlere göre, ordudan sadece iki kişi (veya birkaç kişi) sağ kalır. Bunlar mucizevi bir şekilde yüzleri arkaya çevrilmiş veya şekilleri değişmiş olarak geri gönderilir ve olayı haber verirler.
Bu Beyda hadisesi, Mehdi’nin zuhurunun en önemli tasdiki ve Süfyani’nin sonunun başlangıcı olarak görülür.




