Türkiye de Tiyatroda yarım asırdan fazla bir duayen sanatçı Tiyatrocu bir şahsiyet olan Ulvi Alacakaptan’ı tanıyalım
Ulvi Alacakaptan (doğum adıyla Haldun Ulvi Alacakaptan), 4 Mayıs 1949’da Ankara’da doğmuş, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu, yazar ve yönetmendir. Sanatçı bir aileden gelmektedir; babası akademisyen, büyük amcası ise ünlü tiyatrocu Muammer Karaca’dır.
Kariyeri
Tiyatro: Alacakaptan, sanat hayatına küçük yaşta başlamıştır. 1960-1967 yılları arasında TRT İstanbul Radyosu Çocuk Bölümü’nde görev almıştır. 1969-1978 yıllarında ise Dostlar Tiyatrosu’nda Genco Erkal gibi usta isimlerin yanında eğitim almış ve asistanlık yapmıştır. 1980’li yıllarda Ferhan Şensoy’un kurduğu Ortaoyuncular topluluğunun kurucu üyelerinden biri olmuş ve topluluğun ilk oyunu olan Şahları da Vururlar‘da dört yıl boyunca başrol oynamıştır.
Televizyon ve Sinema: Tiyatro kariyerinin yanı sıra birçok televizyon dizisi ve filmde rol almıştır. Mehmed: Fetihler Sultanı, Maske ve özellikle gençlik dizisi Hayat Bilgisi‘ndeki Cumhur Hoca rolüyle geniş kitlelerce tanınmıştır.
Yazarlık ve Yönetmenlik: “Hayat’ta Oynamam” adlı bir kitap yazmış ve yönetmenlik de yapmıştır. Ayrıca Sinema Oyuncuları Derneği (BİROY)’nin kurucularından biridir.
Kişisel Dönüşüm: 1985 yılında geçirdiği kişisel bir dönüşümün ardından “Müslüman olduğunu” ifade etmiş ve daha sonra bu yeni dünya görüşüyle uyumlu eserler üretmek amacıyla kendi tiyatro topluluğu olan Birlik Sahnesi’ni kurmuştur.

Ulvi Alacakaptan ve İslam
Ulvi Alacakaptan’ın İslam’la ilişkisi, hayatında 1985 yılında gerçekleşen kişisel bir dönüşümle başlamıştır. Bu dönüşümden sonra hem sanatsal kariyerini hem de hayat felsefesini bu yeni yönelimine göre şekillendirmiştir.
Kariyerine Yansımaları
Çağrı Sahnesi ve Birlik Sahnesi: Alacakaptan, bu dönüşümün ardından kendi dünya görüşünü yansıtan eserler üretmek amacıyla Çağrı Sahnesi’ni kurmuş ve daha sonra bu tiyatro çalışmalarını Birlik Sahnesi’nde devam ettirmiştir. Kendisi, “İslami tiyatro olmaz, Müslümanların yaptığı tiyatro olur” diyerek sanatını dini ilkelerden bağımsız bir şekilde değil, bu ilkeler ışığında icra etme amacını vurgulamıştır.
Bant Tiyatrosu Çalışmaları: 1980’li yıllarda İslami kesimde ses getiren “bant tiyatrosu” projelerinde aktif bir rol almıştır. İbrahim Sadri’nin yazdığı ve kendisinin yönettiği “Mute Destanı” ve “Hicret” gibi yapımlar, bu alandaki en bilinen çalışmalarındandır. Bu projelerde, besteci Ömer Karaoğlu ile de işbirliği yapmıştır.

Kişisel Hayatındaki Değişim
Alacakaptan, bu manevi dönüşümünün hayatına getirdiği farkı, eski alışkanlıklarından (alkol ve sigara gibi) vazgeçerek göstermiştir. Bu durumu, katıldığı söyleşilerde ve yazdığı eserlerde de açıkça dile getirmiştir.
Özetle, Ulvi Alacakaptan’ın İslam’la olan ilişkisi, sadece kişisel inançla sınırlı kalmamış, aynı zamanda sanatsal üretimini ve kariyer yönünü kökten değiştirerek tiyatro ve müzik alanında yeni bir dönemin başlangıcında yer almasını sağlamıştır.
Ulvi Alacakaptan, 1985 yılında geçirdiği kişisel ve manevi dönüşümden sonra İslami camiada ses getiren “bant tiyatrosu” çalışmalarında aktif rol oynamıştır.
İslami Bant tiyatrosunda Hizmeti
Bu alandaki etkisi şu şekilde özetlenebilir:
Bant Tiyatrosunun Öncülüğü: 1980’li yıllarda İslami kesimde sesli kitaplar ve tiyatrolar yaygınlaşırken, Alacakaptan bu yeni türün ilk örneklerinin oluşmasında kilit bir rol oynamıştır. Şair ve yazar Cahit Zarifoğlu’nun taslağını yazdığı, Mute Savaşı’nı konu alan ilk bant tiyatrosu senaryolaştırılmış ve Alacakaptan’ın aracılığıyla dönemin ünlü tiyatrocuları tarafından seslendirilmiştir. Bu yapımlar, geniş kitlelere ulaşarak “bant tiyatrosu” türünün popülerleşmesine katkı sağlamıştır.
Çağrı Sahnesi: Manevi dönüşümünden sonra, kendi dünya görüşüne uygun eserler sahnelemek amacıyla Çağrı Sahnesi’ni kurmuştur. Bu tiyatro, o dönemde İslami kesimin tiyatroya olan yaklaşımını ve estetik kaygılarını yansıtan çalışmalar yapmıştır. Sahnelediği ilk oyunlardan biri olan İnsanlar ve Soytarılar‘ı, Müslüman seyircilerin rahat edeceği bir salonda sahnelemesi de bu yaklaşımının bir göstergesidir.
Alacakaptan, kendisi “İslami tiyatro olmaz, Müslümanların yaptığı tiyatro olur” diyerek bu konudaki duruşunu belirtmiştir. Bu yaklaşım, sanatın içeriğini dinin ilkeleriyle şekillendirme çabasını ortaya koymaktadır.
Ulvi Alacakaptan ve İbrahim Sadri’nin yolları, özellikle 1980’li yıllarda gelişen “bant tiyatrosu” ve İslami kesimin sanatsal üretimleri alanında kesişmiştir. İkilinin ortak çalışmaları şu şekilde özetlenebilir:
Bant Tiyatrosu Projeleri: İbrahim Sadri, başta “Hicret” ve “Mute Destanı” olmak üzere, o dönemin öne çıkan bant tiyatrosu projelerinin yazarlığını yapmıştır. Bu eserlerin yönetmenliğini ise Ulvi Alacakaptan üstlenmiştir. Bu projeler, İslami içerikli tiyatro metinlerinin seslendirilerek geniş kitlelere ulaşmasında önemli bir rol oynamıştır.
Tiyatro Oyunları: Alacakaptan, kendi kurduğu Çağrı Sahnesi’nde İbrahim Sadri’nin yazdığı oyunları sahnelemiştir. Sadri’nin “İnsanlar ve Soytarılar” adlı oyunu, Alacakaptan tarafından yönetilip sahnelenmiş ve büyük ilgi görmüştür. Alacakaptan’ın Aykırı Gece Karşılamaları isimli eseri de Sadri’ye ait bir çalışmadır.
Bu işbirliği, her iki sanatçının da kişisel dönüşümleri sonrası yöneldikleri İslami hassasiyetlere sahip sanatsal üretim alanında, tiyatro ve sesli prodüksiyonlar aracılığıyla önemli eserler ortaya koymalarını sağlamıştır.

