New York’ta belediye başkanlığı seçimini Müslüman kimlikli Zohran Mamdani’nin kazanması, insanlığın geleceği açısından umut verici.
“Demokratik Sosyalist” etiketiyle seçime giren Mamdani, New York’un ilk Müslüman, ilk Güney Asya kökenli, ve son yüz yılın en genç belediye başkanı seçildi.
Müesses nizamın bekçileri sayılan milyarderler, Siyonistler ve evanjelistlere karşı verdiği müthiş mücadeleden galip çıktı.
Kimliği tek başına Trump’ı çileden çıkartmak için yeterliydi.
Anne Hintli, baba Ugandalı, Uganda doğumlu, eşi Suriyeli!
Sadece yedi yıl önce ABD vatandaşı olmuş.
Kendisini “Demokratik Sosyalist ve Müslüman” olarak tanımlıyor. İnancını gururla vurgulayan bir Müslüman.
Filistin yanlısı!
“Bir ülkenin güvenliği başka bir halkın yaşam hakkını yok sayamaz” söylemi düşünce dünyasını çok net ortaya koyuyor.
Gazze’de İsrail’in uyguladığı soykırıma şiddetle kaşı çıkan biri Mamdani.
CNN, FOX gibi kanalların yayınlarında açık açık “Netanyahu bir savaş suçlusudur, başkanlığımda kente gelirse tutuklatırım” diyecek kadar cesur bir kişilik.
Sömürgeciliğe karşı!
Sosyalist kimliğiyle halktan oy isteyen Mamdani’ye Trump’ın taktığı isim “çılgın komünist”!
Müslüman ülkelerin liderlerini etrafında toplayan Trump’ın kendi ülkesinde 34 yaşındaki genç bir Müslümana yenilmiş olması anlamlıdır.
Müslüman halklar ülkelerinin liderleriyle farklı düşündüklerini ve Trump zihniyetini reddettiklerini ortaya koydular.
Seçimi salt Trump kaybetmedi, ülkenin en zenginleri olan 26 dolar milyarderi de kaybetti. Zira ülkenin en zenginleri Mamdani’nin rakibi olan Anderw Cuomo için çalışıyordu.
Anderw Cuomo, üç dönem New York’ta valilik yapmış birinin oğlu olmasının yanı sıra, kendisi de vali seçilmişti. Cinsel taciz suçlamasıyla görevinden istifa etmek zorunda kalan Cuomo ön seçimde Mamdani’ye karşı yarışı kaybetmişti.
İsrail yanlısı tüm iş insanları ve siyasetçiler tüm imkanlarını Cuomo’nun kazanması için seferber ettiler. Ayrıca 11 Eylül’ü hatırlatan ırkçı paylaşımlar da yapmaktan çekinmediler.
Trump da seçilmesini engellemek için elinden geleni yaptı. En son, seçime birkaç gün kala, ülkenin en büyük kentine tahsis edilen federal fonları Mamdani’nin kazanması durumunda kesmekle tehdit etti.
Trump ve çevresi Mamdani’yi “ABD’nin ekonomik sistemini yok etmek isteyen bir komünist” olarak tanımladılar.
Başlangıçta kimse şans tanımıyordu. Anketlerde yükseldikçe ciddiye alındı.
Mamdani’nin zaferi birçok açıdan önemliydi. Mamdani’nin, etnik olarak “Müslüman” ve demokratik sosyalist kimliği, en zengin kesimin vergilerinin artırılması, ücretsiz çocuk bakımı, toplu taşımanın ücretsiz hale gelmesi ve kira artışları üzerinde daha büyük bir devlet müdahalesi gibi halkçı politikaları, yalnızca Trump ve Cumhuriyetçileri değil, Demokrat Parti’nin geleneksel seçkinleri arasında da endişe yarattı.
Yerel düzeyde barınma, gıdaya erişim ve ulaşım gibi temel yaşam hakkının kamunun sorumluluğu olarak gören bir anlayışla yol yürüdü.
Demokratik temsil, vergi adaleti ve gelir dağılımı gibi konuları hep gündemde tuttu. Özellikle siyasetin parayla şekillenmesine karşı çıktı. Demokrasinin tepeden inme bir rejim olmadığını vurguladı.
Öte yandan ABD solunda, özellikle gençlerde, işçi sınıfı kökenli göçmenlerde Mamdani’nin zaferi umut kaynağı oldu.
En büyük sürpriz, Siyonistlere karşı mücadelesinde Mamdani’ye en geniş desteğin Siyonizm karşıtı Yahudilerden gelmesi oldu. Anketlere göre NYC nüfusunun %13’üne tekabül eden Yahudi seçmenin %43’ü Mamdani’yi destekledi. 44 yaş altındaki Yahudilerde bu oranın % 67’ye kadar yükselmesi dikkat çekici. Bu aynı zamanda Yahudi gençlerin Siyonist karşıtlığının göstergesi.
Mamdani’nin rakipleri ‘statüko’ temsilcisiyken, onun halkçı politikaları kitleleri yanına çekmede ve gönülleri fethetmedi başat rol oynadı.
Ayrıca Mamdani seçilmesin diye servetleri ortaya döken zenginlerin varlığı New York halkını ürktü.
Seçim kampanyası boyunca yüz bin civarında gönüllü kapı kapı dolaştı. Demokratlar içinde genç, dinamik ve karizmatik bir adayın, klasik parti bürokrasisinin dışından gelerek tabanın taleplerine öncelik vermesi; halkçı taleplerin etrafında geniş bir koalisyon inşa etmeyi başarması, sosyal medyayı başarılı bir şekilde kullanması, başarısında önemli bir etken oldu.
İsrail Diaspora Bakanı Amichai Chikli, New York’taki Yahudileri başka şehirlere ve öncelikle İsrail’e göç etmeye çağırdı. Chikli, Mamdani’nin “ikiz kulelerde 3 bin kişiyi öldüren cihatçı fanatiklerin düşüncelerinden çok da farklı olmadığını” söylemesi dikkat çekici.
ABD doğumu olmadığı için başkanlığa aday olamayacak ama Trump despotizmini New York’ta yere semeyi başardı.
Mamdani’nin başarısı ideolojik bir zaferden çok sosyal haklar üzerinden siyasal yenilenmenin işaretidir. Yoksulluğu yöneten değil, ortadan kaldırmayı hedef alan bir belediyecilik tahayyül ediyor.
Mamdani’nin seçilmesi Amerikan siyasetinde taşları yerinden oynatmaya başladı.
Trump sadece New York’u değil, New Jersey ve Virginia eyaletlerinde vali seçimlerini ve Kaliforniya’daki referandumu da kaybetti.
Hem Yahudi lobisinin hem İsrail “İsrail nihai zaferi kazanınca İsa’nın gökten ineceğine” inanan Evanjelik Protestanların güçlü olduğu ve bir dönem Müslümanların potansiyel suçlu olarak görüldüğü bir kentin belediye başkanlığını kazanmak ayrıca değerlidir.
ABD “derin devleti” böyle birini asla seçtirmez diyenler fena yanıldılar.
Kutsal kitaplarda anlatılan, her türlü kirlenmişliği temsil eden Calut’a karşı adeta Talut (Davut) rolünü oynayarak galibiyete giden yolu döşedi.
Umarım başarılı olur.




