Loading...
tr usd
USD
0.09%
Amerikan Doları
44,73 TRY
tr euro
EURO
0.46%
Euro
52,83 TRY
tr chf
CHF
0.62%
İsviçre Frangı
57,38 TRY
tr jpy
JPY
0.01%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
0.54%
Rus Rublesi
0,59 TRY
tr cny
CNY
0.23%
Çin Yuanı
6,57 TRY
tr gbp
GBP
0.67%
İngiliz Sterlini
60,81 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
0.35%
Euro Amerikan Doları
1,18 TRY
bist-100
BIST
0.78%
Bist 100
14.168,35 TRY
gau
GR. ALTIN
-0.66%
Gram Altın
6.915,78 TRY
tr btc
BTC
0.45%
Bitcoin
3.361.189,05 TRY
tr eth
ETH
-0.48%
Ethereum
105.099,57 TRY
tr bch
BCH
3.27%
Bitcoin Cash
20.358,92 TRY
tr xrp
XRP
4.39%
Ripple
65,00 TRY
tr ltc
LTC
2.27%
Litecoin
2.523,50 TRY
tr bnb
BNB
2.1%
Binance Coin
28.438,52 TRY
tr sol
SOL
4.87%
Solana
3.985,15 TRY
tr avax
AVAX
3.14%
Avalanche
435,17 TRY
  1. Haberler
  2. Dünya
  3. Ortadoğu’nun Kaşarlanmış İfritler Cehenneminde İnsanlık Barış ve Kardeşlik -II

Ortadoğu’nun Kaşarlanmış İfritler Cehenneminde İnsanlık Barış ve Kardeşlik -II

featured

5.Türkiye Kürtleri: Türkiye sınırları içinde yaşayan en büyük ikinci etnik gruptur. Çeşitli tahminlere göre Kürtler, Türkiye nüfusunun %15’ini oluşturmaktadır. Bu günkü nüfusları 30-35 milyon civarındadır. Kürtlerin en büyük nüfusu ve toprağı bu ülkenin sınırları içine içinde kalmış. Kürtler ortalama bin yıldır bir şekilde Türklerle yaşamak zorunda kalmış. Fakat birilerinin boş iddialarının tam tersine, bu ilişki hiçbir zaman dürüst ve adil bir zemine oturmamış.
1071’de at sırtında göçüp gelen Türklere, Anadolu’nun kapılarını açanlar Kürtler olmuştur. Kürtler, en kritik anlarda hep Türklere dürüstçe yardımcı olmuşlar. Girdikleri her savaşta canları ve malları ile onlara hep yardımcı olmuşlar. Ama ne yazık ki bu dürüstlüğün karşılığı olarak hiç bir zaman hak ettikleri saygıyı, hak ve adaleti Türklerden alamamış, bulamamışlar.
Tam tersine hep zalimlik, gaddarlık ve ihanet görmüşler.
Söylediklerimize inanmayanlar, objektif yazılmış tarih sayfalarına baksınlar, söylediklerimi fazlası ile görmezlerse, ben, her türlü özür beyanına hazırım.
Kurtuluş savaşı ile bu bahsi somutlaştıralım. Savaş öncesi Mustafa Kemal ve ekibi Kürdistan’ı karış karış geziyor. Kürtlere Namus, Din, Vatan elden gidiyor. Hepimiz anasırı islamız. Kürtler ve Türkler bu ülkenin kurucu iki unsurlarıdırlar. Onlarla her türlü meşru hakkın korunmasına dair Amasya protokolünü imzalıyor. Savaş bitiyor. Devlet kuruluyor. İlk meclise 57 civarı Kürt mebusu meclise giriyor. Durumun ciddiyeti anlaşılınca aynı M.Kemal, hemen Kürt inkârının zeminini hazırlıyor. Kürt inkârı, kırımı, kıyımı ve imhası buradan başlıyor.1921 Koçgirî isyanı, Şeyh Said kıyamı ve katliamı, Mele Selim isyanı, Dersim Tertelesi, Ağrı isyanı, Zilan ve Piran katliamları…1977’lerde başlayan PKK silahlı isyanı ile bu süreç Efrin işgali, Kobani savaş, Hendek faciası ile bu güne kadar gelmiş durumda. Ortalama yüz yıldır bu kanlı bilançonun objektif bir kırım ve maliyet hesabı tam olarak yapılmamıştır. Bu katliamlarda toplam ne kadar Kürd hayatını kayb etmiş, ne kadarı idam edilmiş, ne kadarı faili meçhul olmuş, ne kadarı yaralanmış, ne kadarı hapis ve sürgün ile cezalandırılmış? Bu rakamlar toplamda kaç milyonu buluyor? Kürtlerin kaç bin yerleşim birimi boşaltılmış? Kaç milyon Kürd zorunlu göçe, mecburî iskânlara tabi tutulmuş. Kürtlerin mali kayıpları ne kadar olmuş. Aynı zamanda Devletin ne kadar kaybı olmuş. Bütün bunlar şu anda havada. Belki devletin ilgili kurumları bunları çok iyi biliyordur. Ama biz toplum olarak bu bilgiden mahrumuz.
Türk devleti, kürt milletini, temel insani ve meşru milli haklarından ebediyen mahrum bırakmak için bu 100 yılda Kürtlerin 4-5 neslini Kürtçe Anadilsiz, edebiyatsız, Tarihsiz ve Kürdü- Kürdistanı merkeze alan bir akıl ve kültürden mahrum bir şekilde büyümeye mahkûm etti. Özellikle legal siyaset adı altında, deyim yerinde ise Kürtlerin ocağına adeta incir ağacı dikti. Asimilasyoncu bir güç ve sermaye ile sözde kürt siyaseti ama özde kendi zorba gaspçı ve asimilasyoncusunun işin kolaylaştıran bir retorik ve pratik ile sentetik bir siyaset çarkı inşa etti. Et, Kemik, gövde ve görüntü olarak, şeklen Kürd ama dil, beyin, vicdan ve ahlak olarak asimilasyoncunun emrine amade, onun değirmenine su taşıyan siyasi figüranlar üretti.
1.Sözde halkların kardeşliği, Kurucu kadroları sekter sol, feminist, ekolojist… Parmakla sayılabilecek çok dar bir kadro. Fakat takipçi ve gönüllüleri çoğunlukla mağdur ve mazlum, işçi, okuma yazması bile olmayan köylü Kürdler. Her birisinin bir yarası var. Ya bir yakını devlet tarafından vurulmuş ya da hapse atılmış veya dağa sürüklenmiş. Veyahut köyü, yeri yurdu yakılmış, yıkılmış, boşaltılmış, sayıları milyonları bulan dertli insanlar.
Kurucu kadrolarının fikir dünyaları, dört parça bağımsız-birleşik sosyalist Kürdistan’dan, marjinal sol, ekolojik, demokratik ulus, Türkiyelileşme, jin jiyan azadi. Federasyon, özerklik, bağımsızlık ve kültüralizmi dahi istemiyoruz… Nerede ise yaşasın Abdulla Baxçeli şeklinde garip ve tuhaf bir retoriğe savruldular. Bunlar dünyadaki hemen her şeyi, bütün absürdlükleri savunurlarken, Kürd-Kürdistanın hak ve hukukunu yolda düşürüp kaybetmişler galiba…

  1. Sözde din ve ümmet kardeşliği. Üye ve takipçileri dini açıdan uçuk ve çok keskin, fanatik bir algıya sahipler. Ayakları havada ve kürdistan toprağına yabancı bir din algısı ile adeta uçuyorlar. Bu çizgi adeta yeryüzündeki bütün dindar-seküler kavim ve milletlerin haklarını savunurlar.Bu gün İslam coğrafyasında 50-60 bağımsız milli Müslüman devlet var ama onların yanında bağımsız bir Kürdistandan söz edilmeyi, ümmet için büyük bir fitne, büyük bir ihanet ve kimileri küfür bile adediyorlar.Onlar hemen her mazlum millet için miting ve eylem yapıyorlar. Fakat bir gün olsun Kürtlerin, kürdistanın hiçbir parçasındaki bir zülüm ve sorun için sesleri çıkmaz. Örneğin Kuzey Kürdistan’daki bütün camilerde Kürtçe vaaz ve xutbe verilemiyor. Okullarda Kürtçe eğitim ve öğrenim yok. Bunlar 100 yıldır yasak. Diller Allahın ayatleri. Ama bu onların akıllarına bile gelmez. Ver hâsıl. Akıl ve vicdan gider Mersine onlar gider tersine. Marsa odaklanırken onlar Karsa odaklanıyorlar.
    3.Tuhaf ve çarpık bir Kürd milliyetçiliği savunusu. 70,80’lik ihtiyarların partileri. Sosyolojik açıdan karma bir haldeler. Çok nostaljiktirler. Dava, misyon ve nesillerinin son temsilcileridir Kendilerini Kürdistani diye tanımlıyorlar. Ama Başur Kürdistan’ında bir tane KDP var. Bunların arasında en az 4-5 tane KDP var. Sanki Diyarbakır Otogarında yan yana dizilen Otobüs firmaları imiş gibi.
    Öz, Yeni, Özlem, Star, Has, Hawar… Diyarbakır misali.
    Bazılarının partisel ömürleri kırk yılı geçer. Eğer her biri yılda kırk Kürt gencinin gönlünü kazanabilmiş olsalardı, bu gün ciddi bir kitleye sahip olurlardı. Bu yüzden nostaljiktirler. Dava ve nesillerinin son temsilcileridirler. Onlar ölürlerse her şeyleri birlikte ölür…
    4.Ekmek ve ihale mücahitleri ve muvahidleri. Asli sloganları. Kasa, Masa ve Nisa. Sosyolojik açıdan çok karmadırlar. Bunların arasında islamcı ve hatta Dindar geçinenleri bile vardır. Bunlar Şark kurnazları olarak da tanımlanabilinirler. Bu üç kavramın güvencesini hangi parti, ideoloji, din ve mezhepte bulurlarsa, onlar oralıdırlar. Sağdan sola, soldan sağa hemen her yerde yer alabilirler. Bu ülkedeki bütün siyasi partilerde onlara rastlamak mümkün. Yeter ki ekmek ve ihaleleri sağlam olsun. Bunun dışında hiçbir dert ve tasaları yoktur. Kürt meselesinin çözümüne olan ilgileri büyük oranda rantın ve çarklarının daha rahat dönmesi içindirler. Hovardalıkta bonkördürler. Zevk ve sefaya düşkündürler. Ama çoğunun bir Kürd Kürdistan’a olan ilgi ve kaygılarından söz etmek mümkün değildir. Eğer varsa da çok çok gizlidir.

İşte Kürt siyasetinin bu perişan halinde son günlerde yine bir Kürt meselesi çözümünden söz edilir hale geldi. İran israil geriliminin tırmanması, Hizbullah ve Hamasın büyük ölçüde çökertilmesi, Suriyede Esat rejiminin bir gecede sonlandırılıp, yönetimin işit artıklarına devrinden sonra Türkiye’de tekrar bir kürt meselesinin çözümünden söz edilmesi çok dikkat çekici. Derinlerde neler oluyor, bilemiyoruz ama muhtemelen dünyanın patronları Türk devletine “Kürt meselesini adam gibi çöz”, demiş. Ya da ortadoğunun gidişatından bu meselenin adam gibi çözümü ihtiyacı, kendini onların ta iliklerine kadar dayatmış. Ama türk devlet aklı tam bir şark kurnazlığı ile Kürtlerin güçlü bir ittifak ve meşru haklarında meşru çerçevede diretebilen bir siyasi iradelerinin olmayışından istifade ederek, Kürtleri çözmeye ve onları en az hakka, statüsüzlüğe razı etme oyunları oynuyor. Kürt toprakları üzerindeki hükümranlığını 100 yıl daha garantiye almaya çalışıyor. Pkk-hdp şahsında Kürtler de, ya saflıklarından ya da kafaları ve vicdanlarının bulanıklığından, bu meselenin üzerine balıklama atladılar. Oysa bu mesele bu kadar düz bir okuma ile çözülecek.Ya da ben böyle çözdüm,oldu bitti.Hadi dağılın,herkes evine,türünden öllesine bir mesele değildir.Bu meselenin bir tarihi derinliği, bir de tarihi kavgası vardır. Dünyada 70,bu ülkede ise 30-40 milyonluk kürt nüfusu,kürdistanın bütün parçalarında bu kavganın sonucuna kilitlenmiş durumda.
Son Kırk yıllık bir silahlı kavga sonunda, Kürtler için toplam ve totalde ne kazanıldı? Her şeyi bir yana bırakıp asıl ona bakıyor.
Bu kavganın asli sebebi ve uğrunda verilen onca can, akan onca kan ve emeğin karşılığında gelinen aşama, eğer bu şekilde sonuçlanacaksa, bu tam bir facia. Tam bir çöküş ve teslimiyettir. Toplumsal sosyoloji açısından büyük bir umut ve hayal kırımıdır… Bütün Kürtler soruyor. Bu kavganın sonucunda biz Kürtler ne kazandık? Ne elde ettik?
1.Yaşamın her alanında Anadilimiz, Kültürümüz ve Edebiyatımız mı tam anlamı ile serbest hale geldi?
2.Bir karış toprağımız üzerinde bir hâkimiyet mi kurabildik?
3.Millet ve Vatan kimliklerimiz bir resmiyet mi kazandı?
Üç defadır Kayım kıskacında eli kolu bağlanmış, dizleri titreyen ve üşüyen bir kaç belediye. Ve devasa bir yıkım ve her konuda korkunç bir asimilasyon ve dejenerasyon… Dışında elde avuçta ne var?
Kürt meselesinin dünyaya tanıtımı konusunda Güney, Rohilat ve Rojava Kürtlerinin katkılarını unutmak bir unutkanlık değilse, büyük bir haksızlık olur.
Evet, Kürtler bu kavgada çok fazla öldüler. Bu uğurda hemen şeylerini verdiler.
Peki, PKK ve onun paralelindeki legal partileri, Kürtlere ne kazandırdılar? Belki birilerine ağır gelecek ama gerçekler zaten ağır ve acıdır.
“Anam Türk, Soyadımız Türkiye, Kültürel hakları bile istemiyoruz”.Eğer her şey bu sözleri söylemek için idi ise, o zaman Kürtlere bu ağır yıkım, niye yaşatıldı? Bunun faturasını kim ödeyecek? Bu hesap kimden sorulacak?
En sonunda “Kürt dili yetersiz, işlevsiz. Kürt tarihi ve liderleri Kürtleri kendi çıkarları için öldürttü. Kürt kültürü çöp, çöplüktür…”diyebilmek. Kürtlere yönelik çok ağır ve haksız bir itham. Bir aralar Bülent Arınç, Kürtçe pedagojik olarak eğitime yeterli değil demişti. Kürtler kıyameti koparmıştı.
Ama burada ne yazık ki Kürtler Kral çıplaktır. Biz bunca hakareti hiç hak etmedik. Buyrun hodri meydan! Biz Kürtler olarak uzak, yakın bütün tarihimizle yüzleşelim. Hangi Kürt lideri ne kadar kürdü öldürtmüş, öldürülmesine direkt ya da dolaylı olarak neden olmuş, objektif olarak ortaya koyalım. Ve bu işin suçlularını mahkûm edelim. Onları Kürtlerden özür dilemeye çağıralım, diyemiyorlar.
Bu hale ne denir? Doğrusu bilmiyorum…

Filistin-İsrail meselesi: Bu meselede tuz bile koktu artık.İnsanlık üşüyor. Oysa meselenin çözümü hiç de bu kadar karmaşık ve trajik değildir.Yahudiler ve Filistinliler iki ayrı devlet olarak yan yana barış içre yaşayacaklar. Kudüs ve mescidi aksa her üç din için de kutsaldır.Herkes barış içre burada bir düzen içinde ibadetini yapacak.Kimse kimseyi kovmayacak.Birbirine zülm etmeyecek.Yok etmeyecek.Bu kadar.
Filistin meselesinin bu kadar trajik bir hale dönüşmesinin dört temel sebebi var.

  1. Tarafların herkes için insancıl, adilane,makul bir çözüme razı olmamaları.
    2,Arapların ve Türklerin gilistinlilerin aleyhine iki yüzlü politikaları ve korkak duruşları.50’ye yakın islam ülkesi bir avuç siyonistin sülük ve babarlığına engel olamıyorsa yazıklar olsun.Çünkü hepsi,istisnasız ta göbekten batı emperyalizminin uşaklığına bağlı.Bütün zenginlerinin paraları batı bankalarında.Bu da kurşun ve katliam olarak gariban,sahipsiz müslümanlara dönüyor.
    3.İranın,Filistinlilerin mağdur hallerini şii yayılmacı politikalarının bir aparatı olarak kullanması.
    3,İsrailin hukuk ve insanlık ilkelerini tanımaz ,Siyonist yayılmacı politikaları.
    Hasılı kelam her iki meselede ve Ortadoğu’daki diğer bütün meselelerde Allah’ın,peygamberlerin öngördüğü hak,adalet,adil bir hukuk,temiz bir vicdan ve dürüst bir ahlakın ön gördüğü bir yaşam formatı hiç düşünülmediği için buralarda barış,irsanlık,kardeşlik ve özgürlük falan hayal etmek beyhude bir hayaldır.Boş bir uğraştır.
    Çünkü Cehennemin kaşarlanmış gözü doymaz,obur ifritleri böyle bir şeye asla izin vermezler…

27 Haziran 2025/Diyarbakır.

Ortadoğu’nun Kaşarlanmış İfritler Cehenneminde İnsanlık Barış ve Kardeşlik -II
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
Bizi Takip Edin