Ezidi Kürt gazeteci Tekkal: ‘Kürdüm’ deyince Ahmed Şara’ya soru sormam engellendi
Ezidi Kürt gazeteci Düzen Tekkal, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarını takip etmek için bulunduğu New York’ta, Suriye Geçiş Dönemi Devlet Başkanı Ahmed Şara ile konuşma girişiminin engellendiğini açıkladı.
Tekkal, ‘Kürdüm’ dedikten sonra Katar Emiri’nin araya girerek kendisinin Ahmed Şara’ya soru yöneltmesine izin vermediğini söyledi.
Gazeteci ve insan hakları aktivisti olarak tanınan Düzen Tekkal, resmi bir ziyaret kapsamında BM toplantılarına katıldı.
Rûdaw’a özel açıklamalarda bulunan Tekkal, Suriye’nin geleceğine dair özellikle Kürtler, Ezidiler, Aleviler, Hristiyanlar ve Dürziler gibi farklı kesimlerin durumunu Şara’ya sormak istediğini, ancak bu fırsatın elinden alındığını belirtti.
Tekkal, Şara’ya yaklaşmak ve soru sormak istediği sırada Katar Emiri’nin önüne geçerek kendisini engellediğini anlattı.
2014 fermanından sonra kurduğu “Hawar” adlı dernek aracılığıyla Ezidi Kürtlere büyük yardımda bulunan Düzen Tekkal, amacının düşmanlık olmadığını, sadece gazeteci olarak önemli sorulara cevap aradığını vurguladı.
Ben gazeteciyim, Almanya’dan geldim. Ezidi ve Kürt bir kadınım. Orada Ahmed Şara’yı gördüm, benim onunla konuşmamı kabul edilmedi. Onun başkalarıyla konuştuğunu gördüm. Orası diplomatik bir ortam, ben düşmanlık için gitmemiştim. Amacım, halkımızın sorularını sormaktı: Kürtleri aynı zamanda, Aleviler, Sünniler, Şiiler için geleceği nasıl görüyor? Neden hâlâ azınlıklar öldürülüyor? Yanına gidip ‘Ben gazeteciyim, Kürdüm’ deyince bana cevap vermekten kaçındı. Buna çok şaşırdım. Neden böyle bir tavır dedim kendi kendime. İki ay önce Suriye’de, Rojava’da bulunmuştum. Esad’ın gitmesi herkes için hayırlı bir şeydi. Ancak Suriye için yeni bir dönem başladı, Suriye herkes için olmalı, , Kürtler, Dürziler, Aleviler için. İnsanlar birlikte hareket etmeli. Burada, New York’un merkezindeyiz, soru sorma hakkımız olmalıydı. Ama ben gördüm ki benimle konuşmak istemedi. Medyaya da yansıdı, insanlar bana “neden böyle bir soru sordun?” diye sordu. 2014’te Ezidiler katledildiğinde oradaydım, Almanya’dan Irak’a gittim, Kürdistan’daydım. Şengal’de yaşananları gözlerimle gördüm.
Evet, Katar Emiri de konuşmak istemedi. Aslında birbiri ile dost oldukları belliydi. Ama hâlâ anlamıyorum, neden bana izin vermediler?
“Neden hâlâ azınlıklar öldürülüyor?” diye soracaktım. Alevilerden, Dürzilerden, Kürtlerden neden 3 bin kişi öldürüldü? Bugün Deyrezor’da 3 Kürt genç öldürüldü. 2014’te 12 bin Kürt IŞİD’e karşı savaştığında ‘ellerinize sağlık’ diyerek minnettarlık gösterdi. Ama bugün kimse onları hatırlamıyor. Bu kabul edilemez. Her insanın bunu sormaya hakkı var.. Suriyeliler, Kürt olsun olmasın, kendi topraklarının sahibi. O’nun hangi geçmişten geldiğini biliyoruz. Ezidîlere yönelik büyük bir soykırım gerçekleştirildi ama bütün bunlar unutuldu. Kadınlarımız köleleştirildi, satıldı, öldürüldü. Hâlâ acıları sürüyor. Bunu yapanlar hâlâ Suriye topraklarında ve onun için çalışıyorlar. Geçmişlerini anımsatan semboller açıkça üniformalarının üzerinde. Bunlar önemli. Suriye’de Kürtler veya diğer milletlerin atalarının toprakları. Korkusuzca yaşamak istiyorlar. Bizim de aslımız Haseki’den. Ben diplomatik bir şekilde soracaktım: Neden geçmişte olanları hatırlıyor musun? Neden bunlar konuşulmuyor?
2014 fermanından sonra biz “Hawar” adlı bir dernek kurduk. Ezidi ve Kürt kadınları olarak Almanya’da büyüdük ama kim olduğumuzu unutmadık. Anne ve babamızdan öğrendiğimiz insanlık herkes içindir. IŞİD’in soykırımı başladığında buna duyarsız kalamadık. Irak’a, Şengal’e, Kobani’ye gittim. İnsanlarımızın nasıl katledildiğine şait oldum. Kadınlarımızın ‘jin, Jiyan, Azadi’ şiarıyla nasıl direndiğini gördüm. Bizim mücadelemiz sadece Ezidiler ve Kürtler için değil. Afganistan’da da, Almanya’da da Müslümanlar ve Ezidîler için çalışıyoruz. Merkezimiz Almanya’da ancak Irak, Kürdistan ve Afganistan’da örgütlenmeler
Nadia Murad da buradaydı. Bu platformda yaşananları konuşmak için geldik. Biz gördüklerimizi unutturmamak için çalışıyoruz. İnsanlık için dayanışma istiyoruz. En büyük korkumuz, bir gün yeniden Ezidilere karşı yeniden bir soykırımın yaşanması. Bunun olmaması için projelerimiz var ve birçok insan bizi tanıdı.
Evet, konferansımız vardı, insanlarla konuştuk. Birçok yere davet edildik. Buraya sadece Kürtler ve Ezidilerin sesini duyurmaya değil, insanlık adına geldik.



