Biz şefler ve aşçılar, mutfağa sadece yemek yapmak için girmeyiz. Her tabağa emeğimizi, bilgimizi, tecrübemizi ve sevgimizi katarız. Saatler süren hazırlıkların, yoğun çalışma temposunun ve mutfaktaki görünmeyen mücadelenin sonunda ortaya çıkan şey sadece bir yemek değildir; aynı zamanda bir emek hikâyesidir.
Bir şef için en büyük mutluluk, hazırladığı yemeğin beğenilmesidir. Çünkü mutfakta geçirilen uzun saatlerin karşılığı çoğu zaman ne alkış ne de ödüldür. Bizler, hazırladığımız tabağın ardından içten gelen bir “elinize sağlık” sözünü duymayı bekleriz.
Yemeğin lezzeti kadar, o lezzetin arkasındaki emeğin de görülmesi gerekir. Bir teşekkür, bazen günün tüm yorgunluğunu unutturur. Çünkü o teşekkür, yapılan işin fark edildiğini ve emeğin değer gördüğünü gösterir.
Şeflik ve aşçılık sadece bir meslek değil, aynı zamanda insanları aynı sofrada buluşturan bir sanattır. Bizler her gün bu sanatın içinde, insanların yüzünde bir tebessüm oluşturabilmek için çalışıyoruz. Bunun karşılığında beklediğimiz en büyük ödül ise samimi bir teşekkürdür.
Unutulmamalıdır ki; güzel bir yemek iyi malzemelerle yapılır, ancak unutulmaz bir yemek emekle yapılır. O emeğin en kıymetli karşılığı da içten söylenen iki kelimedir: Teşekkür ederim.
BİR TEŞEKKÜR’ün DEĞERİ
0
Paylaş


