tr usd
USD
0.06%
Amerikan Doları
48,46 TRY
tr euro
EURO
-0.02%
Euro
56,33 TRY
tr chf
CHF
-0.17%
İsviçre Frangı
59,75 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
-0.7%
Rus Rublesi
0,56 TRY
tr cny
CNY
0.05%
Çin Yuanı
7,22 TRY
tr gbp
GBP
0%
İngiliz Sterlini
65,62 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
-0.08%
Euro Amerikan Doları
1,16 TRY
bist-100
BIST
-0.27%
Bist 100
14.112,89 TRY
gau
GR. ALTIN
0.01%
Gram Altın
6.860,79 TRY
tr btc
BTC
-2.62%
Bitcoin
4.098.160,00 TRY
tr eth
ETH
-4.71%
Ethereum
126.406,00 TRY
tr bch
BCH
-4.49%
Bitcoin Cash
14.795,92 TRY
tr xrp
XRP
-5.57%
Ripple
69,78 TRY
tr ltc
LTC
-4.84%
Litecoin
3.229,94 TRY
tr bnb
BNB
-1.21%
Binance Coin
37.882,00 TRY
tr sol
SOL
-4.18%
Solana
5.702,33 TRY
tr avax
AVAX
-3.11%
Avalanche
549,68 TRY

AKSA TUFANIYLA YÜZLEŞMEK

featured

 AKSA TUFANIYLA YÜZLEŞMEK

7 Ekim 2023 günü HAMAS’ın İsrail’e karşı gerçekleştirdiği eylem ve sonrası üç yılda yaşananlar, insanlık tarihinde iz bırakan bir kırılma noktasına dönüştü. ADB destekli Siyonist İsrail’in hiç bir ilke ve değer tanımayan ve tüm Filistin halkını hedef alan soykırım saldırıları tüm insanlığın gözleri önünde fütursuzca devam ediyor. taş taş üstünde kalmayan Gazze dışında Batı Şeria’da da açık işgallerlle, göz yumulan cinayetlerle tüm Filistin, hızla bir soykırım coğrafyasına dönüşüyor.

Geride bırakılan üç yıllık soykırım süreci ile yüzleşmek, hala sürdürülen açık saldırı ve ihlallerin neden durudurulamadığını, aksine küresel zorbalık ve hukuksuzluğun, Lübnan, İran, Yemen Suriye gibi ülkelere yönelik saldırı ve işgallerle devam ettirildiği gerçekliğini analiz ederek geleceğe dair etkin bir söylem ve duruşa odaklanmak gerekir.

Öncelikle ABD-İsrail öncülüğündeki batı merkezli küresel sömürü ve işgal iradesinin tüm yeryüzü halkları için açık bir tehdit oluşturduğunun altı çizilmelidir. BM, NATO, AB ve türevleri olan tüm uluslararası kurum ve kuruluşların mefluç hale getirildiğini, anlam ve öneminin yeryüzü adalet, barış, evrensel haklar ve özgürlükler boyutunda hiçbir etki, anlam ve önem taşımadıkları bu süreçte belirginleştiği görülmelidir. Bu aynı zamanda sözüm ona üstün gelişmiş batı modernitesinin ürettiği ve öncülük yaptığı ilke ve değerlerin iflası anlamına gelir. Bu paradigmal kırılma yeni bir dünya düzeninin ilk işaretleri olarak da görülebilir.

İnsanlık tarihinin büyük kırılma noktalarında istikbar ve zulümü doruğa çıkaran iktidar ve devlete karşı toplumsal uyanış ve vicdanların yeni bir çıkış ürettiği görülür. yeryüzünde nice büyük uygarlıkların çöküşü ve yeni bir düzenin ortaya çıkışı toplumların devlet ve iktidarlara karşı mücadeleleri üzerinden şekillenmiştir.

yaşanan soykırım süreci ve sonrası devam eden küresel zorbalık ve haydutluk hala kadın, çocuk demeden binlerce sivil insanın kanından beslenmeye devam ediyor. çok daha fazla sayıda ve bir çok ülkede halklar savaşın yol açtığı açlık, yoksulluk, zorunlu göç ve çaresizliklere terk edilmiş durumda.

Aksa Tufanıyla başlayan ve dördüncü yılına girilen bu küresel işgal ve zorbalık savaş coğrafyalarını her geçen gün daha fazla genişletmeye çalışarak yeni kanlı çatışmalara zemin hazırlıyor. Tüm dünyayı sözüm ona teröre karşı ortak cephe oluşturma yanılsaması üzerinden kendi sömürge stratejilerinin bir parçası olarak hareket etmeye zorlanıyor. Buna karşı itirazı olanlar hedef alınarak yanlızlaştırılıyor. Venezulla’da olduğu gibi oprerasyonla alaşağı ediliyor. İspanya’da olduğu gibi siyasi linçe maruz bırakılıyor. Yani ABD-İsrail sömürü ahtapotunun, askeri operasyonlar dışında, ekonomik, siyasi, medya ve istihbarat alanlarında küresel düzeyde her türlü kirili oyun ve entrikaları, suikast ve sabotajları ile beraber bu acımasız, kirli savaş stratejileri devam ettiriliyor.

Tüm insanlık yeryüzünün yeni bir küresel yokoluşun eşiğine sürüklendiğinin farkındalığında batıdan doğuya, güneyden kuzeye toplumsal düzeyde tepki ve itirazlarını çeşitli vesilelrele ortaya koyuyorlar. SUMUD filosu, Vicdan gemisi, üniversitelerde ve dünya kentlerindeki savaş, soykırım ve işgal karşıtı protesto ve gösteriler dünya halklarının ortak vicdanının yaşananlara karşı duyarlılıklarını gösteriyor.

Küresel istikbarın medya üzerindeki etki ve manipülasyonlarına, bir çok farklı operasyonuna rağmen dünya halklarının soykırım, savaş ve işgal politikalarına karşı güçlü itirazları gelecek adına yeni bir dünyanın imkanlarının var olmaya devam ettiğini gösteriyor.

ABD-İsrail öncülüğünde devam eden küresel sömürü düzeni karşısında dünya devletlerinin alabileceği pozisyon ve sorumluluklar açısından gittikçe keskinleşen iki net durum var. Birinci seçenek küresel sömürü düzenin bir parçası olmak ve tüm insanlık adına bu kanlı acımasızı utanç tarihine ortak olmak. diğeri her ne pahasına olursa olsun tüm hesap ve stratejilerin üstünde bir sorumluluk ve duyarlılıkla evrensel fıtrat, hak ve özgürlükler temelinde insanlık onuruna sahip çıkmak.

bu açıdan bakıldığında birçok ülke yönetiminin kötü sınav verdiğini görmek mümkün. Başta bizzat savaş coğrafyasında bulunan halkı müslüman devletler olmak üzere, yaşanan süreçten zarar görmemek adına, daha etik dışı olanı ise yeni fayda ve çıkarlar oluşturmak hesapları üzerinden yaşananları sözüm ona stratejik avantaja dönüştürme hesabı yapanlar, küresel sömürü düzeninin bir parçası ve sırası geldiğinde de bir kurbanı olmaktan asla kurtulamyacaklarını görmekten uzak bir akıl tutulması ile malüldürler.

dördüncü yılına girdiğimiz  Aksa Tufanı ile başlayan süreç hızla müslüman coğrafyaların parçalanmışlığına ve bir iç savaş girdabına sürüklendiğini gösteriyor. Mezhep ve etnisiteler üzerinden derinleştirilen sert polarizasyonlar hızla müslüman devletlerin savaş cephelerinde birbirlerinin kanlarını dökmeye doğru büyüyen bir yangına dönüşüyor. Bu durum tam da ADB ve Siyonist İsrail’in bölgesel çıkar ve hedeflerine hizmet eden bir sürükleniş.

bir aklı selimle bakıldığında olup biteler çok açık ve anlaşılır bir durum. İsrail Aksa Tufanı bahnesiyle Gazze’de ABD açık ve parvasız destekleri ile soykırıma başladı. Suriye rejim değşikliği İsrail’in Suriye İşgaline zemin hazırladı. İsrail Lübnan işgali ve sivillere yönelik katliamları bunu izledi. İsrail’in ABD üzerindeki siyonist lobi baskısı yeni hedef olarak İran islam Cumhuriyetini gösterdi ve ikinci kez kalleşçe ve Türkiye NATO zirvesi eş zamanlamasıyla İran’a yönelik ağır askeri saldırılar düzenlendi. Devletin üst düzey yöneticileri askeri suikastlerle hedef alındı. Okul katliamları ve sivil alanlarda yüzlerce cocuk kadın katledildi. İran ve Yemen direnişi küresel istikbar, sömürü ve zulüm ittifakının hesaplarını bozunca yeni stratejiler üzerinden işgal ve saldırılar devam ettiriliyor. Tüm bu süreç içerisinde ABD sanki soykırımın faili değilmiş gibi sözde bir Gazze barışı üzerinden Türkiye Mısır Katar gibi ülkeleri tüm dünyanın aklı ile alay edermişçesine gündeme taşıdı. Barışın sahada soykırımı durudrma adına hiçbir gerçekçi karşılığı olmadı. Siyonist İsrail Gazze soykırımını daha ağır bir kondisyonla devam ettirdi. Gazze ablukası hala sürüyor. En temel insani yardımların ulaşması engelleniyor. İşgal politkalarına Batı Şeria bölgesini de ekleyerek yeni yerleşimcilerin her türlü hukuksuzluğuna paramiliter silahlı cinayetlerine sessiz kalarak teşvik eden yeni işgalci politikaları hayata geçiriyor.

ABD-İsrail blokunun soykırım ve işgal politikaları kuşkusuz dünyada askeri teknolojileri gelişmiş ülkelerin destek ve yardımları olmaz ise sürdürülemez. Diğer tarftan savaşın en önemli unsuru olan enerji ve petrole İsrail ulaşamz ise bu soykırım yine sürdürülemez. Bu açıdan ABD-Siyonist İsrail soykırım ve işgallerinin dolaylı işbirlikçilerinin ve bunların bulunduğu ülkelerin sebebi ne olursa olsun soykırım ve işgallerde ağır sorumlulukların olduğunun altı çizilerek vurgulanmalıdır. Azerbeycan petrolü ve bu petrolün lojistik zinciri içinde Türkiye’nin de bulunduğu bir tedarik ağını içine alır. Ayrıca askeri teknolojilerin çok uluslu şirketleri üzerinden ABD-Siyonist İsrail’in askeri kapasite ve altyapısını besleyen, geliştiren her türlü askeri sitem ve teknolojinin ekosistemi içinde doğrudan veya dolaylı olarak yer alan paydaş şirket ve kuruluşların sadece ticari faaliyet ilişkileri üzerinden masum görülebilmeleri asla mümkün değildir.

Türkiye dış politikada Gazze soykırımına yönelik en keskin eleştiri ve itiraları söylem bazında gündeme getiren ülkelerin başında geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son BM konuşması bu söylemin en net ve yüksek perdeden tüm dünyaya duyrululması güçlü ve oldukça önemli bir çıkış olarak görülmelidir. Ancak sahada atılan adımlar ve İsrail soykırımını durdurmaya yönelik devlet düzeyinde yapılabileceklerin yeterliliği ve geliştirilen söylem paralelliğinin yeterli düzeyde çakıştığını söylemek oldukça zor. Hala İsrail büyükelçiliği açık ve diplomatik normallik ikliminde. Ticari ve askeri tüm ilişki ekosistemini İsraili soykırımına yönelik keskin bir kırmızı çizgi barındırdığı söylenemez. Ayrıca sivil toplum ve insan hakları aktivistlerinin ve bu yönde bir araya gelmiş oluşum ve organizasyonların eylem ve düşüncelerinden dolayı soruşturma ve tutukluluğa varan operasyonları normal görmek mümkün değil.

Dış politik düzlemde son süreçte kuruluşu ilan edilen Mekke Savunma İttifakı bu bağlamda ABD-Siyonist İsrail soykırım ve İşgallerini durudurmaya yönelik açık net bir misyon tanımı yapamadı. bu belirsizlik sömürü ve işgal politkaları ve stratejilerini cesaretlendiren bir iklimi beslediğinin altı çizilmelidir.

Son gelişmelerde ABD ve Siyaonist İsrail’e karşı HAMAS ve Filistin’nin yanıda olduğunu ve desteklediğini ifade eden Ensarullah’ın özellikle BAbül Mendel boğazında yeni bir Hürmüz krizi yaşanmaması için stratejik olarak Suudi Arabistan’ın Yemen yönelik çatışmalarını yeniden alevlendirilmesi ABD-Siyonist İsrail için önemli bir fırsat oluşturduğu görülüyor. Yemen karşısında istenen başarıya ulaşamayan Suudi Arabistan için ABD ve İsrail Mekke Savunma İttifakı devreye girsin sorumluluğunu yerine getirsin çığlıkları atıyor.

Türkiye ve Pakistan’ın Yemen’e Suudi Arabistan yanında savaşa girmesi demek bölgesel bir mezhep savaşının başlaması anlamına gelecektir. Bu durum ABD-Siyonist İsrail için arayıpta bulamadığı bir fırsata sunar. Kuşkusuz Türkiye ve Pakistan’ın Yemen’e karşı savaş başlatmasına İran İslam Cumhuriyeti tepkisiz kalmayacaktır.

Yemen Ensarullah yapısının düşman ilan ettiği devlet Soykırımcı İsrail ve hamis ABD’dir. Bu açık ve net durum ortadayken Yemen’e Suudi Arabistan yanında taraf olmak, askeri destek vermek veya daha ileri aşamada savaşa katılmak doğrudan ABD-Siyonist İsrail’in çıkarlarına hizmet edecektir. Öte yandan kapanması onlarca yıl sürecek mezhebi polarizasyonları ve çatışmalarını körükleyeceğini görmek gerekir.

Suudi Arabistan’ın, Mekke ve medine’ye yönelik Yemen’den saldırılar yapılıyor provokasyonlarına karşı Yemen Ensarullah’ın kesinlikle askeri ve petrol bölgeleri dışında bir hedefimiz yok. Ümmetin kutsal ve aziz beldelerine Mekke ve Medine’ye yönelik hiçbir saldır ve operasyon içinde olmadık olmayacağız açıklamaları dikkate alınmalıdır. Özellikle Türkiye ve Pakistan gibi ülkelerde geleneksel sünni kesimlerin bu provakatif söylemler üzerinden kışkırtılmasına ve zaten tarihsel bagajı bulunan Şiilik karşıtı söylemlerine ve ajitasyonları dikkate alınmamalı ve bunu etkisiz kılacak basiretli söylemlere odaklanılmalıdır.

Dördüncü yılına giren Aksa Tufanı sonrası sürecin küresel istikbar ve sömürü iradesine karşı her alanda sivil toplumsal itiraz, protesto ve duyarlılıklar her imkan ve koşulda hız kesmeden devam ettirilmelidir. Geniş toplumsal kitlelerin günlük yaşamdaki siyonist markaların tüketilmesine yönelik protestolardan, müzik, spor ve her türlü sanatsal organizasyonlar, sivil toplum eylemliklerin eşgüdümsel geniş tabanlı bir küresel intifada ikliminde tüm yerküreyi inletecek, sarsacak boyutlarda devam etmesi, dünya halklarıının ülke politikalarına etki katsayısını da arttıracaktır.

Unutulmamalıdır ki ABD-Siyonist İsrail’in soykırım, savaş ve işgal politkalrı dünya halklarının,  tüm yeryüzü sivil oluşum ve duyarlılıklarının sesizleşmesinden cesaret alarak hız kesmeden devam edecek ve yeni mazlum coğrafyaları kendine kurban seçecektir. Yaşanabilir yeni bir dünya için her alanda, her coğrafyada küresel intifada gücünü ve ilhamını Aksa Tufanından almaya devam edecektir.           

AKSA TUFANIYLA YÜZLEŞMEK
0
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Abone olarak Gizlilik Politikası metnini kabul etmiş olursunuz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.