tr usd
USD
0.06%
Amerikan Doları
48,46 TRY
tr euro
EURO
-0.02%
Euro
56,33 TRY
tr chf
CHF
-0.17%
İsviçre Frangı
59,75 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
-0.7%
Rus Rublesi
0,56 TRY
tr cny
CNY
0.05%
Çin Yuanı
7,22 TRY
tr gbp
GBP
0%
İngiliz Sterlini
65,62 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
-0.08%
Euro Amerikan Doları
1,16 TRY
bist-100
BIST
-0.27%
Bist 100
14.112,89 TRY
gau
GR. ALTIN
0.01%
Gram Altın
6.860,79 TRY
tr btc
BTC
3.28%
Bitcoin
3.850.626,00 TRY
tr eth
ETH
2.21%
Ethereum
123.578,00 TRY
tr bch
BCH
2.29%
Bitcoin Cash
11.050,91 TRY
tr xrp
XRP
8.37%
Ripple
70,91 TRY
tr ltc
LTC
-0.32%
Litecoin
2.638,34 TRY
tr bnb
BNB
1.75%
Binance Coin
35.372,00 TRY
tr sol
SOL
3.39%
Solana
5.043,98 TRY
tr avax
AVAX
3.36%
Avalanche
369,63 TRY

DTSO’nun yeni sınavı: Ciğerden sanayiye bir Diyarbakır mümkün mü?

featured

Diyarbakır iş dünyası, DTSO’nun yeni dönemini belirlemek üzere 3 Ekim 2026 Cumartesi günü sandık başına gidecek. Yaklaşık 25 bin üye oy kullanacak.

Diyarbakır’da oda seçimleri yaklaşınca aynı soru yeniden masaya geliyor: Mehmet Kaya devam edecek mi?

Bence asıl soru bu değil. Asıl soru, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın bundan sonra nasıl devam edeceğidir. Çünkü 3 Ekim’de yapılacak seçimde yalnızca yönetim kurulu ve meslek komiteleri belirlenmeyecek. Diyarbakır’ın önümüzdeki dört yıldaki ekonomik yönü, temsil anlayışı ve kalkınma öncelikleri de tartılacak.

Şehrin hakkını teslim edelim. DTSO son yıllarda yalnızca evrak veren, aidat toplayan ve üyelerine belge düzenleyen klasik bir oda görüntüsünün dışına çıktı. Gastro İnovasyon Merkezi kuruldu. Bu merkezde muhtelif yeme-içme eğitimleri verildi. Key-Ma Kadın Kooperatifi aracılığıyla kadın üreticilere alan açıldı. Kooperatifte pizza, kadayıf ve kahve eğitimleri verildi. Coğrafi işaretli ürünler, gastronomi, gençlerin dijital sektörlerde istihdamı, dış ticaret ve yatırım tanıtımı gibi alanlarda çalışmalar yapıldı.

Oda; yetersiz uçak seferlerinden yüksek bilet fiyatlarına, Irak pazarındaki kayıptan işletmelerin finansmana erişimine kadar Diyarbakır iş dünyasının bazı temel sorunlarını yüksek sesle dile getirdi. Barışın ekonomik kalkınma için taşıdığı değeri savunması da bu şehrin tarihinden ve yaşadıklarından kopuk değildir.

Hatırlayanlar bilir: Kayyum döneminde Diyarbakır’da seçilmiş yerel yönetimlerle toplum arasındaki bağın zayıflaması, kent adına söz söyleyen kurumsal bir boşluk doğurmuştu. DTSO, bu süreçte belediyenin görevlerini üstlenmedi; ancak Kent Koruma ve Dayanışma Platformu gibi yapılar aracılığıyla sivil toplum kuruluşlarını, meslek örgütlerini ve farklı toplumsal kesimleri bir araya getirerek kentin sorunlarının takip edilmesinde etkili bir rol oynamıştı. Böylece yalnızca iş dünyasını temsil eden bir oda olarak kalmadı; yerel yönetimler, kamu kurumları ve halk arasında görüş ve talepleri taşıyan güçlü bir kent aktörüne dönüştü. Bir boşluğu doldurma gayretindeydi.

Mehmet Kaya geçmişte verdiği bir demeçte de DTSO’nun kayyum döneminde kentteki kurumsal boşluğu doldurmaya ve sivil toplumu desteklemeye çalıştığını da açıkça ifade etmişti

Mehmet Kaya’nın kayyum döneminde ortaya çıkan kurumsal boşlukta sorumluluk üstlendiğini de görmezden gelemeyiz. Kentin seçilmiş yerel yönetimlerden uzak kaldığı yıllarda DTSO; sivil toplum kuruluşlarını, kent platformlarını ve farklı kesimleri bir araya getiren yapılardan biri oldu. Kaya bu süreçte gayret gösterdi, risk aldı ve Diyarbakır adına birçok kapıyı çalmaya çalıştı. Bunların hakkını teslim etmek gerekir.

Ancak yeni dönemde DTSO’nun önündeki mesele, yalnızca geçmişte ne yaptığı değildir. Bundan sonra ne yapacağı, hangi işi ne kadar sürede tamamlayacağı ve ortaya nasıl bir ekonomik sonuç çıkaracağıdır.

Faaliyet var, ekonomik karşılığı nerede?

Diyarbakır çarşısında, OSB’de ve küçük işletmeler arasında konuşulan başka bir gerçek var: Üye artık yapılan toplantıların sayısından çok kendi işine dokunan sonucu görmek istiyor.

Esnaf krediye erişimi soruyor. Sanayici enerji, arsa, işçilik ve lojistik maliyetini konuşuyor. İhracatçı Irak pazarındaki gerilemeyi düşünüyor. Turizmci uçak seferlerinin yetersizliğinden ve yüksek bilet fiyatlarından yakınıyor. İlçelerdeki iş insanları ise çoğu zaman merkezde yürütülen çalışmaların uzağında kaldığını hissediyor.

DTSO’nun 25 bini aşan üyesi var. Böyle büyük bir yapının başarısı yalnızca düzenlenen toplantılar, yapılan ziyaretler ve yayımlanan açıklamalar üzerinden ölçülemez. Her faaliyetin ekonomik karşılığı da açıklanmalıdır.

Kaç üyeye doğrudan hizmet verildi? Kaç işletmenin finansmana ulaşmasına yardımcı olundu? Bankalarla yapılan görüşmeler sonucunda kaç firmaya kredi açıldı? Kaç yatırımcı Diyarbakır’a getirildi? Kaç ihracat bağlantısı kuruldu? Desteklenen projeler kaç kişiye kalıcı istihdam sağladı? İlçeler bu hizmetlerden hangi oranlarda yararlandı?

Yeni yönetimin ilk işi bağımsız bir üye memnuniyeti araştırması yaptırmak olmalıdır. Ardından altı ayda bir ‘DTSO Ekonomik Etki ve Performans Raporu’ yayımlanmalıdır. Bu raporda yalnızca faaliyetler değil, sonuçlar açıklanmalıdır.

Rakamı olmayan başarı, seçim döneminde kolayca slogana dönüşür. Şeffaflık ise yapılan iyi işleri küçültmez; tam tersine onları söylentiden ve siyasi tartışmadan kurtarır.

Diyarbakır’ın sanayi meselesi

Diyarbakır yalnızca ciğer, kadayıf, surlar, tarihi yapılar ve hediyelik eşya demek değildir. Turizm elbette değerlidir; fakat yaklaşık iki milyon insanın yaşadığı bir şehir yalnızca ziyaretçi ekonomisiyle kalkınamaz. Surları kaç defa anlatsak da yeni bir fabrika kurulmuş olmuyor; ciğerin fotoğrafını dünyaya göstermek de tek başına gençlere iş sağlamıyor. Ulu Cami, Dört Ayaklı Minare, Mardin Kapı, On Gözlü Köprü ve Malabadi zaten yüzyıllardır orada; bizim marifetimiz onları yeniden keşfetmek değil, bu tarihsel birikimin üzerine yeni bir ekonomi kurmak olmalıdır. Artık folklor kadar üretimi, gastronomi kadar ihracatı, turistik ziyaretçi sayısı kadar nitelikli istihdamı konuşmalıyız. Diyarbakır’ın gerçek kalkınma hikâyesi; kaç tabak ciğer satıldığıyla değil, kaç katma değerli ürün üretildiği, kaç fabrikanın çalıştığı, kaç markanın dünyaya açıldığı ve kaç gencin kendi şehrinde geleceğini kurabildiğiyle yazılacaktır.

Diyarbakır’ın üretim hafızası Cumhuriyet’in ilk sanayi sayımlarına kadar uzanıyor. Kent geçmişte tarımsal üretimi, hayvancılığı, dokumacılığı ve bölgesel ticaretiyle güçlü bir merkezdi. Çatışmalı dönemler, siyasi gerilimler, sermaye göçü ve altyapı eksiklikleri bu potansiyeli uzun yıllar geriye itti. Şimdi Diyarbakır’ın yeniden sanayisiyle konuşma zamanıdır.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının açıkladığı verilere göre Diyarbakır’daki dört OSB’de toplam 1.045 sanayi parseli bulunuyor. Bunların 633’ü yatırımcılara tahsis edilmiş durumda. Genel doluluk oranı yüzde 60’ın üzerine çıkmış olsa da bu rakam başka bir soruyu beraberinde getiriyor: Geriye kalan parseller neden üretime dönüşmedi?

Üstelik ‘tahsis edildi’ demek, her parselde fabrikanın çalıştığı anlamına gelmiyor. Tahsis edilen parsellerin kaçında üretim var? Kaçı inşaat aşamasında? Kaçı yatırım yapılmadan bekletiliyor? Kaç tesis kapasitesinin altında çalışıyor? Kaçı finansman ve pazar sorunları nedeniyle kapanma riski taşıyor?

DTSO, OSB yönetimleriyle birlikte parsel parsel üretim envanteri çıkarmalıdır. Boş tutulan veya yatırım programı ilerlemeyen alanlarla ilgili şeffaf bir takip sistemi kurulmalıdır. Sanayi politikasının hedefi arsa dağıtmak değil, bacayı tüttürmek ve kalıcı istihdam oluşturmaktır.

Silvan artık açıklama değil, takvim bekliyor

Gelelim yılan hikayesine dönen Silvan’daki projeye.’Silvan Gıda ve Tarımsal Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’ne.

Proje, Başdeğirmen kırsalında 279 hektarlık alan üzerinde planlanıyor. Kuruluş süreci 2024 yılında hız kazandı, Şubat 2026’da arazinin tapusu Milli Emlak’tan Silvan OSB tüzel kişiliğine devredildi. Temmuz ayında da imar planı, parselasyon planı, yol ve altyapı projelerinin hazırlanması için ihale ilanına çıkıldı. İhale kapsamındaki planlama ve projelendirme süresi 180 gün olarak belirlenmişti.

Bunlar önemli idari aşamalardır. Fakat Silvanlı açısından tapu devri ve proje ihalesi henüz iş, fabrika ve gelir anlamına gelmiyor. Silvan artık arada bir yapılan ‘çalışmalar sürüyor’ açıklamalarından daha fazlasını bekliyor.

DTSO ve yeni yönetim, Silvan OSB için açık bir takvim yayımlamalıdır: Planlama ne zaman bitecek? Altyapı ihalesine ne zaman çıkılacak? Yol, elektrik, su ve doğal gaz ne zaman ulaşacak? Parseller hangi tarihte yatırımcıya tahsis edilecek? İlk tesis ne zaman üretime başlayacak? Kaç işletme ön talepte bulundu? Hedeflenen istihdam kaç kişi?

Diyarbakır Milletvekili olan Suna Kepoğlu

Geçmişte seçim dönemlerinde yapılan törenler ve verilen müjdeler artık Silvanlıyı ikna etmiyor. Seçim öncesi dönemde şuan Diyarbakır Milletvekili olan Suna Kepoğlu tek bir kepçe ile koca OSB’nin temelini attık diye sosyal hesabında paylaşım yapmıştı. Oldukça komik bir paylaşımdan başka bir şey değildi. Bir OSB düşünün? Temeli tek bir kepçe ile ve tek karelik resim ile atıldığına dair duyuru yapılıyor. İdari kadro açılışta yok, vali yok, bakanlık temsilcileri hiç yok! Hükümetten de hiç kimse yok! Bir aday tek başına koskoca OSB açılışı yapmıştı. Kim kimin hafızası ile dalga geçiyor? Nereden bakarsanız bakın yerel halkın algı ve hafızası ile alay etmekten başka bir şey değildi.

Bir OSB’nin temeli tek bir kepçenin toprağa dokunmasıyla değil; kamulaştırma, planlama, altyapı, yatırımcı tahsisi, finansman ve üretim zincirinin tamamlanmasıyla atılır.

Silvan Gıda OSB yalnızca Silvan’ın projesi değildir. Silvan Ovası’nda üretilen ürünlerin yerinde işlenmesi, paketlenmesi ve markalaştırılması; Diyarbakır ile Batman arasında yeni bir üretim hattı kurulması anlamına gelir. Burada un, bulgur, bakliyat, süt ürünleri, hayvansal gıda, yem, soğuk hava, paketleme ve tarım teknolojileri için kümelenme oluşturulabilir.

DTSO bu projede yalnızca müteşebbis heyetin bir bileşeni olarak kalmamalı; yatırımcı bulma, pazar araştırması, üretici sözleşmeleri ve finansman modeli konusunda aktif rol üstlenmelidir.

Otoyolsuz ve hızlı trensiz sanayi olmaz

Diyarbakır’ın sanayi hedeflerinden söz ederken ulaşım sorununu görmezden gelemeyiz. Şehir hâlâ ülkenin ana otoyol ağına güçlü biçimde bağlanmış değil. Hızlı tren konusu da yıllardır açıklamalar, talepler ve beklentiler arasında gidip geliyor.

DTSO, 2020 yılında Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası ile birlikte Mersin–Gaziantep hızlı demiryolu hattının Şanlıurfa ve Diyarbakır’a uzatılmasını istemişti. Mehmet Kaya, Diyarbakır’ın otoyol ve hızlı tren projelerinin dışında kalmasının ticarette ciddi kayıplar yaratacağını da çeşitli tarihlerde dile getirdi. Bu çıkışlar doğru ve gereklidir. Ancak artık taleplerin hangi aşamada olduğu açıklanmalıdır.

Yeni yönetim, ‘Diyarbakır Ulaşım ve Lojistik İzleme Masası’ kurmalıdır. Otoyol, hızlı tren, OSB demiryolu bağlantısı, limanlara erişim, uluslararası uçuşlar ve mevcut karayolları için her üç ayda bir kamuoyuna durum raporu sunulmalıdır.

Ankara’ya gidildi mi? Hangi bakanlıkla görüşüldü? Dosya hangi aşamada? Yatırım programına alınması için hangi girişimler yapıldı? Bu soruların cevabı kurumsal hafızada kalmamalı, kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Finans toplantısı yetmez, finansman sonucu gerekir

DTSO, Diyarbakır Ticaret Borsası ve OSB iş birliğiyle Ağustos 2026’da ‘İş Dünyası Finans Buluşması’ düzenledi. TOBB ile kamu ve özel banka yöneticilerinin katıldığı toplantıda yüksek kredi maliyetleri, teminat sorunları ve KOBİ’lerin finansmana erişimi konuşuldu. TOBB Nefes Kredisi gibi araçların devamı da gündeme getirilmişti.

Bu buluşma önemli idi; fakat iş insanının asıl sorusu toplantının yapılıp yapılmadığı değil, sonrasında ne olduğudur. Kaç başvuru kabul edildi? Diyarbakır firmalarına ne kadar kredi kullandırıldı? Kaç işletme teminat yetersizliği nedeniyle reddedildi? Bankaların bölgedeki kredi yaklaşımı değişti mi?

DTSO bünyesinde bir ‘Finansmana Erişim Ofisi’ kurulmalı; üyelerin kredi dosyalarını hazırlamasına, KGF kefaletine, yatırım teşviklerine ve kalkınma ajansı desteklerine ulaşmasına teknik destek verilmelidir. Bankalarla yapılan görüşmelerin sonuçları toplu verilerle açıklanmalı, ancak şirketlerin ticari mahremiyetleri de korunarak tüm bunlar yapılmalı diye düşünüyorum.

İlçeler odaya değil, oda ilçelere gitmeli

Diyarbakır ekonomisi yalnızca merkez ilçelerden ibaret değildir. Silvan’ın tarımı, Bismil’in üretim kapasitesi, Ergani’nin ticareti, Çermik’in termal potansiyeli, Çınar’ın hayvancılığı, Kulp’un yerel ürünleri ve Lice’nin tarımsal değerleri farklı politikalar gerektiriyor.

DTSO her ilçe için ayrı bir ekonomik envanter hazırlamalı ve gezici oda hizmeti başlatmalıdır. İlçedeki işletme yalnızca belge almak için merkeze gelmemeli; yatırım danışmanlığı, ihracat eğitimi, marka tescili, e-ticaret ve finansman desteğine kendi ilçesinde ulaşabilmelidir. Kanaatime ilçe temsilciliği performansa göre verilmeli. Pasif ve sadece ilçe temsilcisi rolünü oynayan temsilcilerden yetki alınmalı ve performansa dayalı bir ilçe temsilciliği uygulanmalı. Yani liyakatli kişiler ilçe temsilciliği yapmalı. DTSO şunun da farkında olmalı: 30-40 yıldır oda temsilciliği yapan insanlar var ilçelerde. İlçelerde koltuklara yapışıp kalan çok oda başkanı var. Bu temsilcilere benzer temsilciler yola çıkılmamalı. Bugüne kadar bahse konu sadece evrak takibi yapan başkanlar ile bir yol alınmamışsa bundan sonra da bir yol alınamaz.

Meslek komiteleri yılda en az iki defa ilçelerde toplanmalı, alınan talepler ile çözülen sorunlar kamuoyuna açıklanmalıdır. İlçeler seçim zamanı hatırlanan oy alanları değil, Diyarbakır ekonomisinin üretim merkezleri olarak görülmelidir.

Amedspor önemli ama hikâyenin tamamı değil

Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesi Diyarbakır için büyük bir moral ve ekonomik fırsattır. On yedi iç saha maçı; oteller, restoranlar, taksiciler, seyahat acenteleri, perakendeciler ve yerel üreticiler için yeni gelir oluşturabilir.

DTSO, ‘Maça Gel, Diyarbakır’ı Yaşa’ benzeri ortak bir program kurabilir. Taraftarı Sur’a, müzelere, ciğerciye, kadayıfçıya ve yerel üreticiye taşıyan paketler hazırlanabilir. Böylece 90 dakikalık ziyaret, bir veya iki gecelik konaklamaya dönüşebilir.
Ama Diyarbakır’ın ekonomik geleceği yalnızca Amedspor’a, gastronomiye ve turizme bağlanamaz. Bunlar şehrin vitrini olabilir; fabrikanın, ihracatın, teknolojinin ve üretimin yerini tutamaz.

Yeni dönem için asıl beklenti

DTSO’nun demokratik ve barıştan yana tutumu kıymetlidir. Oda bu yaklaşımını korumalıdır. Fakat aynı cesareti üyenin cebini, fabrikanın üretimini ve gencin iş bulmasını ilgilendiren meselelerde de göstermelidir.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, TOBB, bankalar ve finans kuruluşlarıyla kurulan ilişkiler kurumsal bir takip sistemine bağlanmalıdır. Ankara’ya gitmek önemlidir; fakat Ankara’dan neyle dönüldüğünün açıklanması daha önemlidir.

Diyarbakır mevcut yönetimle devam edebilir. Mehmet Kaya’nın deneyimi, Ankara’daki temasları ve şehirde kurduğu ilişkiler küçümsenemez. Ancak devamlılık, aynı çalışma biçiminin aynen sürdürülmesi anlamına gelmemelidir.

Yeni dönem; daha fazla şeffaflık, daha güçlü meslek komiteleri, ilçelere yayılan hizmet, genç yöneticiler, sanayi odaklı kalkınma ve ölçülebilir hedefler gerektiriyor.

3 Ekim’de sandığa girecek olan yalnızca renkli listeler değildir. DTSO’nun bugüne kadarki çalışma biçimi de sandığa girecektir.

Diyarbakır artık daha fazla müjde değil, takvim istiyor. Daha fazla toplantı değil, sonuç istiyor. Daha fazla fotoğraf değil, fabrika, ihracat, iş ve gelir istiyor.

Yeni yönetimin önündeki görev de tam olarak budur: Yapılan iyi işleri korumak, eksik kalanları tamamlamak ve Diyarbakır’ın ekonomik potansiyelini rakamlarla görünür hâle getirmek.

DTSO’nun yeni sınavı: Ciğerden sanayiye bir Diyarbakır mümkün mü?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.