Beğenmediğin, hoşlanmadığın, rahatsız olduğun, nefret ettiğin, acı duyduğun bir konuda şikayetçi olman gayet doğaldır. İktidara muhalefet eden insanlar, partiler, kurum ve kuruluşlar, fırsatını bulduğu her ortamda sürekli şikâyet ederler. Devamlı şikâyet ederek varlıklarını sürdüren, şikâyet metaforundan beslenen gruplara şikâyet kulübü, taraftarına da şikâyet korosu denebilir. Şikâyet edilen konunun öncesinde röntgeni çekilir, laboratuvarda analizi yapılır, güvenilir uzman kişinin gözetiminde hastalığın nedenleri belirlenir ve teşhis konur, tedavi hazırlıklarına girişilir, günü geldiğinde ekip çalışması ile hasta masaya yatırılır, anesteziden sonra ameliyata başlanır şifa da Allah’tan beklenir. Çıkmadık candan umut kesilmez.
ŞİKÂYET KONULARI
Asıl olan, halkın yaşadığı gerçeklerden kaynaklanan şikâyetlerdir. Köylü, işçi, memur, esnaf, emekli, dar gelirli, dul, yetim ve işsizleri ilgilendiren geniş kitlelerin geçim problemleri, ahlâki erozyon, psikolojik bunalıma dayalı şiddet ve intiharlar, bağımsızlığa düşen dış ilişkileri ve ikili anlaşmalar, aile kurumunun batı taklitçiliğine koşar adım gidişi, adalet ve özgürlük isteyenlerin sayısal artışı, dini kavramlarının içi boşaltılarak tahnite dönüşmesi, sınıf ayrılığının belirgenleşmesi, ideoloji taraftarlarının kutuplaşması, diplomalı işsizlerin çoğalması, mültecilerin topluma uyumsuzluğu, komşu ülkelerde yaşanan gerginlikler, suç oranlarının artması ve cezaevlerinin yetersizliği ve benzeri konular maalesef şikâyetler arasına girmiştir.
TEŞHİS ve TEDAVİ
Teşhis ve tedavi bir bütün olarak birlikte ele alındığında anlam kazanır. Sosyolog İbn’i Haldun Devlet yapısını insanın vücuduna benzetmiş, bir organın hastalanması halinde diğer organların etkilediğinden söz eder. Şikayet eden kişi en önce işe kendinden başlamalı, bulunduğu konumu da çok iyi belirlemelidir.
1)- Faiz lobisi hegemonyası: Faizli ekonomi tam anlamıyla bir sömürüdür. 1975 yılında faizsiz anlayışla ilk defa kurulan Devlet Sanayi ve İşçi Yatırım Bankası (DESİYAP) daha sonra liberal ekonomiye aykırı görüldüğünden hizmet sonlandırılmıştır. Demokrasi gereği faiz sistemi halkın tercihine bırakılmalıdır.
2)- Dolaylı vergi zulmü: Zengin ile yoksulun ekmek alırken aynı oranda vergi ödemesi bir zulümdür. Servet vergisinin daha adil olduğunu savunan ekonomistler vardır. İşsiz, dar gelirli yoksul ve aç vatandaşlardan vergi almak adil yaklaşım değildir. Dolaylı vergiler enflasyonu tetiklediğinden fiyat arışına da neden olur.
3)- Denetim ve saydamlık: Aklını kiraya vermeyenlerin başarıyla uyguladığı eylem, fikri takip yöntemiyle denetleyici olmalarıdır. Kamuoyunu ilgilendiren konularda saydamlık güven ortamı sağlar. Yönetim dürüst ve adil olduğunda şeffaf olmak çok daha kolaydır. Kişinin en büyük sermayesi güvenilir olmaktır.
4)- Düşünce ve inanç özgürlüğü: inancı ve düşüncesi kuvvetli olanlar inanç ve düşünce özgürlüğünden hiç korkmazlar, özgürlükler başkasının özgürlüğü ile sınırlıdır. İnanç ve düşünce özgürlüğünün kısıtlanması durumunda münafık, dalkavuk ve çifte standartlı insanların türemesine neden olur.
5)- Zinanın serbest oluşu: Zina yoluyla bulaşan hastalıkların aile kurumunu tehdit etmesi, boşanmaların artması, evliliğin zorlaştırılması, aileyi geçindirecek kadar normal gelir kaynağının bulunmayışı toplumda ahlâki erozyonu hızlandırır. Evlenme kolaylaştırılmalı, insanca yaşama şsrtları oluşturulmalıdır.
6)- Milli gelirin paylaşımı: Ülke nüfusunun toplam gelirinin adil olarak paylaşımı huzur ve mutluluk sağlar. Sermayenin küçük bir azınlıkta toplanarak sınıflı toplum oluşmasını İslâm Dini hoş karşılamamış ve yasaklamıştır. (Kur’an’ı Kerim, Haşr Suresi 7.Ayet’iCelile)
7)- Dengeli nüfus dağılımı: Nüfusun birkaç şehirde veya bölgede toplanması huzur ortamını tehdit eder. Doğal afetler, bulaşıcı hastalıklar, çıkabilecek savaşlar önlemleri ve savunmayı zorlaştırır. Ülke güvenliği için toplam nüfusu yüzölçüme dengeli bir şekilde dağıtılmalı ve kırsal kesimlere öncelik tanınmalıdır.
8)- Ağır ve savaş sanayi: Üretime dayalı ağır sanayinin kurulması ülkenin kalkınması için gereklidir. Üretimin artması yoksulluğu, işsizliği ve ahlâksızlığı ortadan kaldırır. Enformasyon ve siber güvenlik çalışmaları günümüz savaşlarını beslemektedir. Montaj sanayi ile caydırıcılık sağlanamaz.
9)- Tam bağımsız ülke: Dışa bağımlı ülkelerin hareket alanları sınırlıdır. Dışa bağımlı ülkeler ikili anlaşmalar ve borç para transferleri ile emir alma kapıları açılır. Dünya’da komünizm tehlikesi bitmiş Varşova Paktı sonlandırılmış olmasına rağmen ekonomik kriz ve kaos halâ devam etmektedir.
ŞİKÂYETİN PANZEHİRİ
Sömürücü, faizci kapitalist düzende faiz giderleri masrafa yazıldığı için, halk tüketirken gizlendirilmiş faizi ödemektedir. Zalim kapitalist düzende vergi servetten değil, gelirden alınarak halk dolaylı olarak sömürülür. Karşılıksız para basmak enflasyonu körükler ve fiyatlar artar, hayat pahalılığı söz konusu olur. Banka kredileri halkın ezilmesine ve köle gibi çalışmasına neden olur. İsrafa dayalı lüks ve konforlu yaşam özlentisi huzur ve mutluluğa giden yolları kapatır. Gerçeklerin insanlara anlatılması elzemdir.

