Okçular Tepesi’nde Eksen Kayması:
Saadet Partisi ve Milli Görüş’ün Gelecek Sınavı
Milli Görüş hareketi, bu toprakların doğal ve ruh kökünün siyasal izdüşümüdür. Merhum Necmettin Erbakan Hoca’nın “Milli Görüş’e sarılın” vasiyeti, yalnızca bir siyasi tavsiye değil, olaylar ve entrikalar karşısında bir istikamet pusulasıdır. Ancak günümüzde, Saadet Partisi’nin yönetim kadroları ve izlenen stratejiler, bu pusulanın ciddi bir sapma içerisinde olduğunu göstermektedir.
Bölünme Senaryoları ve Kaybolan Mevziler
Milli Görüş’ü zayıflatma operasyonları tarihsel süreçte farklı aşamalardan geçmiştir. Hareketin yetişmiş kadrolarının farklı partilere kanalize edilmesiyle başlayan süreç, bugün gelinen noktada Saadet Partisi’nin “Asıl merkez” olma özelliğini yitirme riskiyle karşı karşıya bırakmıştır. Okçular Tepesi olarak nitelendirilen genel merkez, neden kan kaybetmiş ve neden kendi tabanına yabancılaşan bir ittifak modeline hapsolmuştur? Bu soruların cevabı, mevcut yönetimin “Milli Görüş paradigması” ile olan bağında saklıdır.
Erbakan Hoca’ya ihanet eden Akp’li proje bakan ve basbakanlarla iş tutan saadet maalesef yeni yol ile seküler liberal, istanbul sözleşmesi papa ve clinton dostu zalimlerin papmpaları ile kol kanat gezeduruyorlar.
Ellerindeki Irak işgal ve tecavüz günahları duran Çapsız Babacan ile mi yol gidilir. Suriyeye giren fitne ateşini koyan mazlumların ölümüne ve işgale sebep olan epstain dosyalı Davutoğluylamı yol yürünür.
Mahmut Arıkan Dönemi ve Reklam Siyaseti
Müstakbel genel başkan ‘Şaibeli‘ Mahmut Arıkan’ın Çok Bilge Başkan Temel Karamollaoğlu döneminde teşkilatlanmadan sorumlu olduğu döneminde, partinin birçok noktada kongrelerini dahi yapamadığı, teşkilat kuramadığı bir süreç olarak kayıtlara geçmiştir. Hakkındaki Lawrens ingiliz büyükelçi ile görüştüğü iddiaları halen belleklerde duruyor. Mevcut Vekillerin keza Agd Binaının yapımında ve genel merkezden yollarını buldukları iddiaları duruyor,bütün bunlara rağmen atama yaparak teşkilatlarda yaptıkları liyakatsiz, Çapsız bir yığın il başkanı, yönetici ile milli görüşün prensipleri uygulanmamıştır.
Kongre sürecinde keza Birol Aydın tayfası, Haymanacılar, ve Mustafa Kamalak Hocaya envai çeşit iftiralar atmış bir ekip bu arıkan ve Karamollaoğlu ekibi..
Hele hele Şu istanbulun Sabıkalı İl Başkanı Karadeniz Yarması saadet Partisi istanbul il Başkanlığında misafir ettiği Lawrensi unutmadık.
Teşkilattaki itaat ve koyun mütevaziliği bu alçaklığa sus pus ettirerek kabahatlerine bir bildiği var denmektedir. Karamollaoğlu’nun keza bir konuşmasında Mustafa Kamalak gibi bir değeri ve Teşkilstlsrı Kastederek Şerefizler demesi ve Kamalak hocayı arayıp yalncı demesi ne kadar bilge olduğunu gösteriyor bize. Erbakan Hocadan ne kadar terbiye aldığını maalesef göstermiştir.
Şaibeli Başkan Gayserili Başkan Yeniyol PArtisi ve ittifak ayakları ile piyer çalışması ve kendisini ön plana koymak için her yola girmektedir. Mahkeme süreci 2 yıldır devam ediyor her bir mahkeme süresinde bir ön plana çıkma divan ayhakları, Bir Bayram arefesinde erdoğanı ziyaretler güya muhalefet salvoları pek karın duyurucu değil. Gazze hamasetinin akp versiyonunu Agd üzerinden yaptırıyorlar. Çalıskan başkan, lider bu işte olası bir kayyum davası üzerine mağdur ticaretinden başka bir şey değil
Buna rağmen, Erbakan Hoca gibi bir liderin dahi tevessül etmediği ölçüde devasa bir “reklam ve parlatma” operasyonu yürütülmektedir. İlçe binalarından araç giydirmelerine kadar pompalanan bu “tek lider” imajı, Milli Görüş’ün mütevazı ve aksiyon odaklı siyaset kültürüyle taban tabana zıttır. Şovmenliğin, dava adamlığının önüne geçtiği bu tablo, hareketin finansal ve manevi kaynaklarının nereye harcandığı sorusunu da beraberinde getirmektedir.
Doğu Anadolu ve “Mekanik” Kardeşlik
Milli Görüş’ün asıl deposu ve ilk üyelerinin mayalandığı yer Doğu ve Güneydoğu illeridir. Teşkilat başkanı olduğu dönemde bu illere uğramayanların, bugün genel başkanlık yolunda “yapmacık bir Kürt kardeşliği” söylemine sarılması samimiyetten uzaktır. Ankara ve İstanbul’dan taşınan kadrolarla, sadece kahvaltı ve yemek organizasyonları üzerinden bölge siyaseti yürütmek, Milli Görüş’ün yerli ve milli damarını temsil edemez. Kendi teşkilat başkanlığı zamaında Bitlis il Başkanı nı görevden aldığnı ve yerine Akp ye yakın birisini nasıl görevlendirdiğini çok iyi biliyoruz. Güneydoğu politikaları asla ümmet vahdet ve kardeşlik üzerine değildir. İstanbulda İl başkanı olan Tuğrul keza kürt nefretiyle tavan yapan birisi bu yüzden Erbakan Hocanın zamanındaki Milli Görüşün Kürt Samimiyeti nıre! Tuğrul ile Mahmut’un Ümmet kardeşlik salvoları Vırodur.
Daha vahimi ise geçmişte Encümen olduğumuz 2015 te Başkan adayına kürtçe eser ile kürt seçmenlere hitap edecek bir seçim müziği teklifimize karşı çıkan bizi Kürt islamcı diye yaftaladığı gerizekalılar bugün Kürt kızlara dağlara eseriyle kendilerini kürtlere pazarlıyorlar. Kürtçe eser tekliflerini “ırkçılık” olarak niteleyenlerin, bugün Mahmut Arıkan adına “Keçe Kurdan” gibi ideolojik arka planı tartışmalı müzikleri kullanmasıdır. Şarkının alt metnindeki isyan çağrılarını fark edemeyecek kadar kendi kültüründen kopmuş bir kadronun, Milli Görüş’ü temsil iddiası trajikomiktir.
Sonuç: Mahalle Hesabı ve Manevi Sorumluluk
Bugün Saadet Partisi içinde, davayı bir geçim kapısı veya maaş yeri olarak gören, CHP’li modunda siyaset yapan bir yapı türemiştir. Gönül kazanmak yerine “bizden olsun, çamurdan olsun” mantığıyla hareket eden bu zihniyet, partiyi hukuki bir “kayyum” sürecinin eşiğine getirmiştir. İnşallah Dava ve erleri hakettikleri manada gerçek Milli Görüşcü lider ve kadrosuyla yeniden iman ve ihlas ile ümmeti ve vahdetiyle asli görevine rotasına gelecektir.
Milli Görüş, sadece slogan atan veya miting yapan bir parti değildir; o, küresel dengelere “dur” diyen bir akıl fakültesidir. Kendi teşkilatını yönetemeyen, sembollerini seçemeyen ve tabanının hassasiyetlerinden kopan bir yapının, yarın millete vereceği hesap ağır olacaktır. Yarın bu gerçekler gün yüzüne çıktığında, “genel başkanlık” sıfatı dahi bu mahalle hesabını vermeye yetmeyecektir.
Bu makale, mevcut yönetim anlayışına bir “ihtar” niteliği taşımakta ve Milli Görüş’ün asıl kodlarına dönmesi gerekliliğini vurgulamaktadır.

