Ger de hebuya me padişahek
Laiq bidiya Xwede kulahek
Te’yin bibuya ji bo wi textek
Zahir vedibu ji bu me bextek
Xalib nedibu li ser me ev Rum
Nedibune xerabeye di dest bum
Mehkume , elehi u se’alik
Ev Rum u Ecem li ser me rakir
Ehmede Xani / Mem u Zin
Kürt aydınlanmasına (henüz tamamlanmasa da) paralele olarak ulusal birlik düşüncesi giderek gelişmekte, kök salmaktadır. Kürtlerin yaşadığı ülkelerde ulusal birlik konferansları, çalıştayları ve panelleri düzenlenmekte, fikir jimnastiği yapılmaktadır. Ciddi mesafenin alındığı görülmektedir.
Ulusal birlik, öncelikle sınıfsal farklılıklar arasında ittifakı gerçekleştirmek ve toplumun tüm sınıf ve inanç gruplarını ortak paydada buluşturmayı zorunlu kılmaktadır.
Kürt aydınlanmacılığı, basit bir ‘bilimsel akıl’ bayraktarlığı değil, eşitlik ve özgürlük sloganı etrafında şekillenen bir aydınlanma.
Osmanlı’nın son döneminde Kürt aydınlarının verdiği ulusal uyanış mücadelesi meyvelerini Cumhuriyetten sonra vermeye başladı.
Bedirhan ailesi, Kürt Said Paşa, Mustafa Yamulki, Halil Hayali, Abdullah Cevdet, Mevlanazade Rıfat ve İshak Sukuti gibi bazı şahsiyetler kurdukları cemiyetler ve çıkardıkları gazetelerle ulusal bilinçlenmeye önemli katkı sunmuşlardır.
Said Nursi 1. Said döneminde Kürt ulusal uyanışını savunmuş ve Asar-ı Bediiye kitabında şöyle seslenmektedir: “Ey Asuriler ve Kiyaniler’in cihangirlik zamanında pişdar, kahraman askerleri olan aslan Kürtler! Beş yüz senedir yattığınız yeter. Artık uyanınız. Sabahtır. Yoksa sahrayı vahşette vahşet ve gaflet sizi garet edecektir.”
Geleceğini inşa etmek isteyen uluslar için ulusal bilinç ve ulusal birlik yaşamsal öneme sahiptir.
Türkiye Kürtleri, Rojava’da yaşayan Kürtler için nasıl ki endişe duyuyorlarsa aynı şekilde kalpleri Irak Kürdistan bölgesinde yaşayan kardeşleriyle birlikte atmaktadır. Mesut Barzani’nin Suriye’deki Arap aşiretlerini Kürtlere saldırmamaları noktasında uyarması, gerekirse Peşmergeyi yardıma göndereceği ve o Peşmergelerden birinin de kendisinin olacağı açıklaması kardeşliğin ve ulusal birliğe verdiği önemin belirtisidir.
2015 yılında IŞİD Kobani’ye saldırdığında Türkiye Kürtleri ve Peşmerge güçlerinin birlikte yardıma koşması ulusal birliğin, dayanışmanın ve yardımlaşın ne kadar yaşamsal öneme sahip olduğunu göstermektedir. Hem Kobani kurtarıldı hem de Suriye Kürtleri tüm Orta Doğu’ya rol model olabilecek özerk bir yapıya sahip oldu.
Bu gün Suriye’de Kürtler, Aleviler ve Dürziler gibi katliama maruz kalmıyorlarsa bu güçlü yapının varlığıyla ilgilidir.
Suriye’de ve diğer bölgelerde Kürtlerin kazanımlarının korunması ulusal birliğin sağlanmasıyla mümkündür.
Tarihsel süreç içerisinde Kürtlerin tercihlerinde din ve mezhep belirleyici olmuştur.
1071’de Alparslan’la ittifakta din belirleyici iken 16. Yüz yılın başında Osmanlı’yla ittifakta ise mezhep belirleyici olmuştur. Kürt olduğu bilinen Şii Şah İsmail’e karşı Sultan Selimin safında yer almalarında Sünnilik baskın rol oynamıştır.
Üçüncü önemli tercih Birinci Cihan Harbinde Osmanlı’nın dağılma sürecinde yaşandı. Başta Arnavutlar ve Araplar olmak üzere Osmanlı tebası tüm halklar İmparatorluktan ayrılırken Kürtler tercihlerini Osmanlıdan yana kullandılar. Burada halifeye bağlılık ve Ümmet anlayışı etkili oldu ki bu tercih Osmanlı’nın yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti tarafından takdir görmedi.
Bu tercihlerin doğruluğunu veya yanlışlığını bugünün şartlarında yorumlamak sağlıklı olmayabilir. Ancak bu tercihlerin Kürtler için hayırlı sonuçlar doğurmadığı açık.
Kürdistan coğrafyasının ilk bölünmesi, 1639 yılında İran ve Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması ile gerçekleşti.
İkinci bölünme ise Birinci Dünya Savaşı’nın akabinde gerçekleşti. Galip devletler arasında yer alan İngiltere ve Fransa arasında 1916’da imzalanan Sykes- Picot ve Türkiye ile galip devletler arasında imzalanan Lozan Antlaşmaları ile Kürtlerin toprakları Türkiye, Irak, ve Suriye arasında bölündü. Bu suni bölünme ile salt Kürdistan bölünmedi. Kürt halkı bölündü. Aşiretler, aileler, akrabalar bölündü.
Egemenlikleri altına girdikleri ulus devletlerin imha, inkar ve asimilasyon politikalarına maruz kaldılar.
Yüz yıllardır verdikleri mücadele sonucunda 2005 yılında Irak’ta federal bir yapıya sahip olmalarına karşın kendi içlerinde ulusal birliği sağlayamadıkları içindir ki Irak Anayasa Mahkemesi kazanımları birer birer ellerinden alıyor. Bütçedeki paylarını hukuksuz bir şekilde yüzde 17’den 11’e indirdi. Parlamentodaki milletvekili sayısını 111’den 101’e indirdi. Maaşları düzenli ödemiyor.
Kürdistan bölgesinde aylar önce seçim yapılmış olmasına rağmen KDP ve YNK’nin anlaşmazlığı sonucunda henüz hükümet kurulamadı. Bu da Irak hükümeti karşısında elini zayıflatıyor.
Kürtler, yaşadıkları ulus devletler kadar güçlü olmayabilirler ancak ulusal birlik sayesinde kazanımlarını koruyabilirler.
Elbette uluslararası ilişkiler çıkar endekslidir ancak Kürtlerin IŞİD’e karşı verdiği mücadele demokrat kamuoyunu Kürtlerine lehine şekillendirdi. Tüm dünya halklarının takdirini kazandı.
Dünya kamuoyunun desteğini kazanmak için ulusal birliğin tesisi elzemdir.
Parçalanmışlık kazanımları kırılgan hale getiriyor.
Esasında kendi içinde birlik olamayan başkasından yardım bekleyemez.
Kürtler arasında sağlanacak olan birliktelik doğal olarak birlikte yaşadıkları halkları da etkileyecektir.
Dinsel, mezhepsel ve ideolojik ayrılıklar ulusal birliğin önünde engel olmaktan çıkmalıdır. Kürtlerin ulusal değerleri etrafında bir araya gelme zorunluluğu var.
Ulusal birlik her şeyden önce moral üstünlük sağlar.
İdeolojik ayrışmalar farklı siyasal yapıları doğurmuştur ki bu da demokratik bir kazanım olarak görülmeli.
Kürt siyasal oluşumların legal zeminde faaliyet içinde olmaları uzun soluklu bir mücadelenin ürünüdür.
Ulusal birlik çalışmaların Kürdistan’ın dört parçasında yürütülüyor olması umut vericidir.
Bu kapsamda Demokratik Birlik İnisiyatifi 21Eylül 2015 tarihinde İstanbul’da “Ulusal Birlik” temalı bir tanıtım toplantısı düzenlendi.
Toplantıya inisiyatifin Marmara Bölgesi üyeleri ile bazı STK ve Hemşehri derneklerinin temsilcileri katıldı. Niceliğin ön planda tutulması organizasyon eksikliğiydi. Daha kapsayıcı bir katılım sağlanabilirdi.
Dünyanın en büyük Kürt nüfusa sahip kenti, Kürt burjuvazisinin merkezi, Kürt aydınlanmasının başlangıç yeri olan İstanbul daha nitel bir organizasyonu hakkediyor.
Toplantıda Demokratik Birlik İnisiyatifi Eş Sözcüsü Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit Kürtçe konuştu. Akıcı ve edebi Kürtçesiyle takdir topladı. Doğrusu kıskandım. Artık Kürtçe öğrenmeye daha önem vereceğim. Gülcan Hanımı dinlerken kendimde ciddi bir eksiklik hissettim.
Diğer Eş Sözcü Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç ise Türkçe yaptığı konuşmada önemli konulara vurgu yaptı, duygulara dokundu.
Orta Doğu’nun yeniden dizayn edildiğini belirterek Tarihteki Kürt ittifaksızlığı yerine “Kürtler ittifakın gerekliliği üzerine ittifak etmişlerdir” dedi. Devamında “kimseye zulmetmemiş, kimsenin zalimi olmamış bir halktır Kürtler” diyerek bir gerçeğe işaret etti.
Ve son olarak Öcalan’ın Rojava için “Kırmızı çizgimdir” sözüne atıf yapması büyük beğeni topladı.




