Loading...
tr usd
USD
0.07%
Amerikan Doları
44,90 TRY
tr euro
EURO
-0.06%
Euro
52,91 TRY
tr chf
CHF
-0.1%
İsviçre Frangı
57,60 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
0.43%
Rus Rublesi
0,61 TRY
tr cny
CNY
0.07%
Çin Yuanı
6,59 TRY
tr gbp
GBP
0.02%
İngiliz Sterlini
60,81 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
-0.2%
Euro Amerikan Doları
1,18 TRY
bist-100
BIST
-0.15%
Bist 100
14.463,76 TRY
gau
GR. ALTIN
-0.49%
Gram Altın
6.919,43 TRY
tr btc
BTC
0.19%
Bitcoin
3.687.461,21 TRY
tr eth
ETH
-0.09%
Ethereum
104.630,24 TRY
tr bch
BCH
-0.4%
Bitcoin Cash
20.130,32 TRY
tr xrp
XRP
-0.23%
Ripple
66,09 TRY
tr ltc
LTC
0.67%
Litecoin
2.653,74 TRY
tr bnb
BNB
2.8%
Binance Coin
30.839,67 TRY
tr sol
SOL
-0.6%
Solana
4.340,05 TRY
tr avax
AVAX
0.27%
Avalanche
455,63 TRY
  1. Haberler
  2. Dünya
  3. ABD’NİN SURİYE İŞGALİ VE PKK’NIN FESHİ PLANI!

ABD’NİN SURİYE İŞGALİ VE PKK’NIN FESHİ PLANI!

featured

Özlü Söz: Amerika’nın bizi övdüğü gün matem tutmak gerekir ve Amerika rüyasını görenleri Allah uyandırsın. İMAM HUMEYNİ

­­­­­­­­­­­         ____________ 0 ____________

Yıllardır İslam topraklarında bulunmayı en önemsiz sebeplere dahi bağlayan ABD bunu siyonist sistemin korumasına bağlarken en önemli sebeplerinden biri de bu topraklarda bulunan enerji kaynaklarıdır. Ülkesini dünyaya hâkim kılmak için her türlü plan ve projeyi devreye sokmaktan geri durmayan ABD’nin en büyük arzusu dinsel inancını yerine getirme arzusudur. Bu inanç ABD’ye Protestan mezhebine bağlı evanjelist tarikatının hediyesi olarak veriliştir. Avrupa’da Protestan mezhebini kuranlar masonik fikriyata sahip rahiplerdi. Hıristiyanların desteğini almak için onları kendi öğretilerine inandırıp güçlerinden faydalanma siyonistlerin Hristiyanları siyonistleştirme projesinden geçeceğini iyi hesap etmeleri en sonunda başta ABD olmak üzere diğer ülkeleri de saflarına katmayı başarmışlardır.

Bugün ABD mezhep olarak Protestan’dır ve tarikat olarak evanjelizme bağlıdır. Bu inanç onları tamamen siyonizmin emrine amade kılmıştır. Zaten ABD’de bulunan siyonist yapılanmalar ülke yönetimine hâkimiyet sağlamış ve tamamen öğretisine inandırmıştır. Bundan dolayıdır ki siyonistleri her platformda koruma ve kollama siyaseti gütmeleri bu siyonist öğretiye olan bağlılıklarındandır. Terör sonucunda kurulan ilk ülke israildir ve ikincisi de Suriye’nin Colani ile kurulandır.

Malum olduğu üzere İran, inkılabını gerçekleştirdiğinde bütün dünya ülkeleri kapılarını İran’a kapattı. Kapılarını İran’a kapatmayan Suriye ve Cezayir idi. O dönemde İran’dan büyük tokat yiyen ABD, Suriye’nin kapılarını İran’a açması neticesinde Suriye’yi kendi saflarına çekmek için Erdoğan’ı devreye soktu. Bundan bir netice almayınca terörist örgütlerinin militanlarını ülkeye sokarak için savaş başlattı. Çünkü Suriye, İran ile önemli bir irtibat kurmuş ve Lübnan’da Hizbullah’ın kurulmasına önayak olmuştu. Hizbullah İran’dan aldığı destekle Filistinli Müslümanların siyonizme karşı verdiği savaşta büyük yardımlarda bulunmuştu.

Bu oluşumu çok tehlikeli bulan ABD bu durumu ortadan kaldırmak için her adımı devreye soktu. Özellikle Suriye’de sosyalist öğretiye bağlı Kürtleri Esad rejimine karşı savaşmaları askeri eğitim ve silah yardımında bulundu. Daha sonra Kürtleri Rojava ve Kobanide Türkiye ile savaştırdı. Bundan netice alamayan ABD bu defa mezhepçi fikriyata bağlı radikal islamistleri IŞİD adı altında kurdurup Kürtlerle savaştırdı. IŞİD terör örgütüne militan kazandırmak için birçok ülkeden siyaseti küfür olarak gören radikal kişileri IŞİD saflarına yerleştirdi.

Ahmet El Şara namı diğer Colani denilen ve başına 10 milyon dolar konulan IŞİD’in militan liderini işbirlikçi diğer islamist ülkelerin desteğiyle Suriye’nin başına geçirdi. Bu öyle kısa bir zamanda oldu ki Esad rejimine bağlı 30 bini aşkın orduya karşı 10-12 bin kişilik bir militan terörist gurubu ile çok kısa bir zamanda Suriye’yi ele geçirdiler. Bu herkesin yakinen takip edip hayretle gördüğü bir gerçekti. Bu değişimin temelleri çok önceden atılmıştı ve bir tek düğmeye basmak kalmıştı ve basıldı.

O günden sonra siyasi durumlar ve dengeler değişmeye başladı. Suriye’nin rejim değişimi Türkiye’de bazı kesimler tarafından “devrim” niteliğinde algılandı. AKP iktidarı hemen diplomatik bağlar kurmaya başladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT başkanı İbrahim Kalın Suriye’ye giderek bağ kurmaya başladılar. Colani bir müddet sonra Türkiye’ye gelerek Erdoğan ile görüştü. Fakat bütün bu münasebetler Türkiye açısında bir netice vermedi ve bir müddet sonra Suriye üzerinde düşünülen büyük emeller yerini sessizliğe bıraktı. Çünkü ABD, Suriye konusunda hiç kimseye müdahil olma inisiyatif hakkı vermedi.

Türkiye, Esad rejimi ile sağlıklı diplomatik bir bağ kuramadı. Erdoğan, Esad ile diplomatik bir münasebet kurmada katı bir tutum sergiledi. Bu onun önce sert çıkışlarından sonra çok istemesine rağmen diplomatik münasebet bağı kurmasına hiç fırsat vermedi. Bir müddet sonra Esad ile görüşmeyi çok istemesine rağmen Esad buna yanaşmadı. Aynı durum Mısırda ABD’nin emri ile darbe yapan SİSİ ile de yaşanmıştı.

Suriye politikasının yanlış olduğunu söyleyen muhalefete rağmen Erdoğan hep bildiğini okudu ve bugün Suriye konusunda derkenar edildi. Ancak bu durum ABD tarafından bir zemine oturtulması gerekiyordu. Çünkü Türkiye, ABD için her zaman ihtiyaç duyulan ve kullanılması ön görülen bir ülke olduğu için gönlünün hoş tutulması gerekiyordu. Bu konuda çok önemli bir adım atıldı. Türkiye 47 yıldır PKK terörü ile başı beladaydı ve bu konuda bir çözüm elde edilememişti. Yıllar içinde PKK terörünün başını ezdik ve yok ettik diye haberler verilirken bunun böyle olmadığı PKK’nin yaptığı eylemler ile boşa çıkıyordu. Sorun silahla çözülmeyeceği gün gibi ortadaydı.

ABD bu durumu çok iyi biliyordu çünkü konunun yöneteni ve yönlendireni bizzat kendisiydi. Türkiye’nin 47 yılda terör konusunda büyük ekonomik kayıpları olmuş ve doğu illerine yatırım yapmayı bu yüzden yapamamıştı. Her yıl terör ile yapılacak mücadele için büyük oranda askeri harcamalar yaptığından dolayı bütçesi her yıl açık veriyordu. Bu durumu çok yakından takip edip bilen ABD bu konuda Türkiye’yi bu beladan kurtarmak için bir adım attı. Bu adım Türkiye’yi PKK teröründen kurtarma adımıydı. ABD’de bu adımıyla Türkiye’yi Suriye konusunda devre dışı bırakmak ve bu devre dışı bırakmanın ikramı da PKK terörünü bitirmekle taçlandırmaktı.

PKK terörünün bitirilmesi için ortaya barışçıl bir teklif sunulması gerekiyordu bu teklif eğer Erdoğan’dan gelmiş olsaydı karşı taraf için inandırıcı olmazdı. Bu teklif öyle birinden gelmesi gerekiyordu ki inandırıcı olsun. Yıllarca Kürt siyasetine damga vuran sosyalist Kürt hareketine sert tutumuyla bilinen MHP ve lideri bu konuda ikna edilmesi gerekiyordu ve nasıl olduysa ikna edildi. MHP lideri Devlet Bahçeli, yıllar önce Abdullah Öcalan’ın idam edilmesi için kürsüden ip fırlatmış ve sert tutumunu ortaya koymuştu. Daha önce Erdoğan’a karşı sert tutumundan sonra birden onu en hararetli bir şekilde savunup desteklenmesi akıllara durgunluk vermişti. Bu defa da öyle oldu ve hiç kimsenin beklemediği bir şekilde mecliste HDP milletvekillerinin elini sıkma ile işe başladı ve daha sonra gurupta yaptığı konuşma ile herkesi şaşırtan bir teklif yaptı. Bu teklif İmralı adasında tutuklu bulunan Abdullah Öcalan’ın meclise gelip bir konuşma yaparak PKK’yı bitirmesini istedi.

Bu teklif ülkede büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Yıllarca Kürt siyasetine ve siyasetçilerine ateş püsküren Devlet Bahçelinin bu teklifi şimdiki adıyla DEM Partisi tarafından da desteklenerek en nihayetinde ciddi adımlar atıldı. İmralı adasına gidildi, müzakereler yapıldı ve ülkede her iki tabandan da destek gelince herkes bunun gerçekleşmesi için büyük çabalar sarf etti. Bu konuda en çok çaba sarf edenlerden biri kuşkusuz ki Sırrı Süreyya Önderdi. Bu barışın mimarlarından biriydi fakat ömrü vefa etmedi. Bu çabasından dolayı herkesin gönlünde taht kurdu.

En nihayetinde PKK silahları bırakma ve kendini feshetme korusunda son kararını verdi ve sürece katkı sundu. Fakat her iki tarafın fanatikleri bu konuda ikna olmadıkları gözlemlenirken sürece devam ettirmek için akla gelen her sorunu çözme konusunda görüşmeler devam ederken acaba kapalı kapılar ardında ne pazarlıklar yapıldı sorusu da ortada cevap beklemekte…

Türkiye’yi PKK teröründen arındırıp Suriye meselesine müdahil olmama planının ABD açısından önemi nedir sorusuna açıklık getirmek gerekiyor. ABD ve siyonist rejimin öncelikli hedefi İran ile irtibatlı olan Esad rejimini yıkmaktı bunu becerdiler. Bundan sonra bu topraklar üzerinde hedeflerinde İran’a müdahale planları devreye sokulacak. Bunun için Suriye’de bulunan Alevilere yönelik şiddet eylemleri ve Emmavi zihniyetini Şia’ya karşı kışkırtıp Suriye topraklarında mezhebi bir çatışma çıkarıp İran’ı olası bir savaşa mecbur etmek. Türkiye’de, İran ile girişilecek bir savaşa karşı çıkacak bir zihniyetin varlığı ABD tarafından istenmemesi gereken bir sorundu. Bunun için Türkiye’nin bu konuda devre dışı bırakılması ancak yılların sorunu olan PKK ile meselenin halli idi. Buda en geçerli ağızdan teklif edildi ve sonuca bağlandı.

ABD, Suriye’de Colani ile Kürtleri bir safta toplanmasını sağlayacak. Çünkü Kürtlerin savaşçı militanlarına ihtiyacı var. İleride düşünülen büyük savaş için siyonist rejimin yanında onlara destek için Colani güçlerine ve Kürt savaşçılarına ihtiyaç vardır. Bundan dolayı Suriye’deki sosyalist Kürlerden oluşan PYD ve YPG güçlerine büyük miktarda silah ve mühimmat sevkiyatı bu yüzden yapıldı. PKK liderleri de Suriye rejimi ile yapılan münasebetlerde olumlu beyanatlar verilmesi dikkatlerden kaçmadı. ABD’nin temel amacı Suriye’de budur ve bu planının yürürlükte olması için dost görünümlü her diplomatik münasebeti yapmaktan da geri durmayacaktır. Trump bu konuda her ne kadar aptalca kararlar veriyor gözüküyorsa da kurnaz bir iş insanı gibi siyaset güdüyor. Herkesi şaşırtıcı bir adım atarken asıl maksadını gizli tutup tepkilerden sonra asıl amacını devreye sokuyor. Dün Suriye’den asker çekeceğini söylerken bugün Ortadoğu ülkelerini ziyaret ediyor. Suudi rejimini ziyaretle başlayan Trump kurnaz tüccar rolünü iyi oynuyor.

Gelinen noktada İran’a karşı büyük bir planla saldırmak için Suriye’yi kullanma isteği büyük bir diplomatik kurnazlıkla beraber Türkiye’yi PKK ile susturup devre dışı bırakarak en iyi figüranın Bahçeli olarak seçilmesi kimleri nasıl izledikleri de böylelikle ortaya çıkıyor.

Bu onların hesabıdır ve en sonunda gerçekleşecek olan Allah’ın hesabıdır.

Hasbunallah ve Nimel Vekil…

Selam ve dua ile…   

ABD’NİN SURİYE İŞGALİ VE PKK’NIN FESHİ PLANI!

Özlü Söz: Amerika’nın bizi övdüğü gün matem tutmak gerekir ve Amerika rüyasını görenleri Allah uyandırsın. İMAM HUMEYNİ

­­­­­­­­­­­         ______ne getirme arzusudur. Bu inanç ABD’ye Protestan mezhebine bağlı evanjelist tarikatının hed

Bugün ABD mezhep olarak Protestan’dır ve tarikat olarak evanjelizme bağlıdır. Bu inanç onları tamamen siyonizmin emrine amade kılmıştır. Zaten ABD’de bulunan siyonist yapılanmalar ülke yönetimine hâkimiyet sağlamış ve tamamen öğretisine inandırmıştır. Bundan dolayıdır ki siyonistleri her platformda koruma ve kollama siyaseti gütmeleri bu siyonist öğretiye olan bağlılıklarındandır. Terör sonucunda kurulan ilk ülke israildir ve ikincisi de Suriye’nin Colani ile kurulandır.

Malum olduğu üzere İran, inkılabını gerçekleştirdiğinde bütün dünya ülkeleri kapılarını İran’a kapattı. Kapılarını İran’a kapatmayan Suriye ve Cezayir idi. O dönemde İran’dan büyük tokat yiyen ABD, Suriye’nin kapılarını İran’a açması neticesinde Suriye’yi kendi saflarına çekmek için Erdoğan’ı devreye soktu. Bundan bir netice almayınca terörist örgütlerinin militanlarını ülkeye sokarak için savaş başlattı. Çünkü Suriye, İran ile önemli bir irtibat kurmuş ve Lübnan’da Hizbullah’ın kurulmasına önayak olmuştu. Hizbullah İran’dan aldığı destekle Filistinli Müslümanların siyonizme karşı verdiği savaşta büyük yardımlarda bulunmuştu.

Bu oluşumu çok tehlikeli bulan ABD bu durumu ortadan kaldırmak için her adımı devreye soktu. Özellikle Suriye’de sosyalist öğretiye bağlı Kürtleri Esad rejimine karşı savaşmaları askeri eğitim ve silah yardımında bulundu. Daha sonra Kürtleri Rojava ve Kobanide Türkiye ile savaştırdı. Bundan netice alamayan ABD bu defa mezhepçi fikriyata bağlı radikal islamistleri IŞİD adı altında kurdurup Kürtlerle savaştırdı. IŞİD terör örgütüne militan kazandırmak için birçok ülkeden siyaseti küfür olarak gören radikal kişileri IŞİD saflarına yerleştirdi.

Ahmet El Şara namı diğer Colani denilen ve başına 10 milyon dolar konulan IŞİD’in militan liderini işbirlikçi diğer islamist ülkelerin desteğiyle Suriye’nin başına geçirdi. Bu öyle kısa bir zamanda oldu ki Esad rejimine bağlı 30 bini aşkın orduya karşı 10-12 bin kişilik bir militan terörist gurubu ile çok kısa bir zamanda Suriye’yi ele geçirdiler. Bu herkesin yakinen takip edip hayretle gördüğü bir gerçekti. Bu değişimin temelleri çok önceden atılmıştı ve bir tek düğmeye basmak kalmıştı ve basıldı.

O günden sonra siyasi durumlar ve dengeler değişmeye başladı. Suriye’nin rejim değişimi Türkiye’de bazı kesimler tarafından “devrim” niteliğinde algılandı. AKP iktidarı hemen diplomatik bağlar kurmaya başladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT başkanı İbrahim Kalın Suriye’ye giderek bağ kurmaya başladılar. Colani bir müddet sonra Türkiye’ye gelerek Erdoğan ile görüştü. Fakat bütün bu münasebetler Türkiye açısında bir netice vermedi ve bir müddet sonra Suriye üzerinde düşünülen büyük emeller yerini sessizliğe bıraktı. Çünkü ABD, Suriye konusunda hiç kimseye müdahil olma inisiyatif hakkı vermedi.

Türkiye, Esad rejimi ile sağlıklı diplomatik bir bağ kuramadı. Erdoğan, Esad ile diplomatik bir münasebet kurmada katı bir tutum sergiledi. Bu onun önce sert çıkışlarından sonra çok istemesine rağmen diplomatik münasebet bağı kurmasına hiç fırsat vermedi. Bir müddet sonra Esad ile görüşmeyi çok istemesine rağmen Esad buna yanaşmadı. Aynı durum Mısırda ABD’nin emri ile darbe yapan SİSİ ile de yaşanmıştı.

Suriye politikasının yanlış olduğunu söyleyen muhalefete rağmen Erdoğan hep bildiğini okudu ve bugün Suriye konusunda derkenar edildi. Ancak bu durum ABD tarafından bir zemine oturtulması gerekiyordu. Çünkü Türkiye, ABD için her zaman ihtiyaç duyulan ve kullanılması ön görülen bir ülke olduğu için gönlünün hoş tutulması gerekiyordu. Bu konuda çok önemli bir adım atıldı. Türkiye 47 yıldır PKK terörü ile başı beladaydı ve bu konuda bir çözüm elde edilememişti. Yıllar içinde PKK terörünün başını ezdik ve yok ettik diye haberler verilirken bunun böyle olmadığı PKK’nin yaptığı eylemler ile boşa çıkıyordu. Sorun silahla çözülmeyeceği gün gibi ortadaydı.

ABD bu durumu çok iyi biliyordu çünkü konunun yöneteni ve yönlendireni bizzat kendisiydi. Türkiye’nin 47 yılda terör konusunda büyük ekonomik kayıpları olmuş ve doğu illerine yatırım yapmayı bu yüzden yapamamıştı. Her yıl terör ile yapılacak mücadele için büyük oranda askeri harcamalar yaptığından dolayı bütçesi her yıl açık veriyordu. Bu durumu çok yakından takip edip bilen ABD bu konuda Türkiye’yi bu beladan kurtarmak için bir adım attı. Bu adım Türkiye’yi PKK teröründen kurtarma adımıydı. ABD’de bu adımıyla Türkiye’yi Suriye konusunda devre dışı bırakmak ve bu devre dışı bırakmanın ikramı da PKK terörünü bitirmekle taçlandırmaktı.

PKK terörünün bitirilmesi için ortaya barışçıl bir teklif sunulması gerekiyordu bu teklif eğer Erdoğan’dan gelmiş olsaydı karşı taraf için inandırıcı olmazdı. Bu teklif öyle birinden gelmesi gerekiyordu ki inandırıcı olsun. Yıllarca Kürt siyasetine damga vuran sosyalist Kürt hareketine sert tutumuyla bilinen MHP ve lideri bu konuda ikna edilmesi gerekiyordu ve nasıl olduysa ikna edildi. MHP lideri Devlet Bahçeli, yıllar önce Abdullah Öcalan’ın idam edilmesi için kürsüden ip fırlatmış ve sert tutumunu ortaya koymuştu. Daha önce Erdoğan’a karşı sert tutumundan sonra birden onu en hararetli bir şekilde savunup desteklenmesi akıllara durgunluk vermişti. Bu defa da öyle oldu ve hiç kimsenin beklemediği bir şekilde mecliste HDP milletvekillerinin elini sıkma ile işe başladı ve daha sonra gurupta yaptığı konuşma ile herkesi şaşırtan bir teklif yaptı. Bu teklif İmralı adasında tutuklu bulunan Abdullah Öcalan’ın meclise gelip bir konuşma yaparak PKK’yı bitirmesini istedi.

Bu teklif ülkede büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Yıllarca Kürt siyasetine ve siyasetçilerine ateş püsküren Devlet Bahçelinin bu teklifi şimdiki adıyla DEM Partisi tarafından da desteklenerek en nihayetinde ciddi adımlar atıldı. İmralı adasına gidildi, müzakereler yapıldı ve ülkede her iki tabandan da destek gelince herkes bunun gerçekleşmesi için büyük çabalar sarf etti. Bu konuda en çok çaba sarf edenlerden biri kuşkusuz ki Sırrı Süreyya Önderdi. Bu barışın mimarlarından biriydi fakat ömrü vefa etmedi. Bu çabasından dolayı herkesin gönlünde taht kurdu.

En nihayetinde PKK silahları bırakma ve kendini feshetme korusunda son kararını verdi ve sürece katkı sundu. Fakat her iki tarafın fanatikleri bu konuda ikna olmadıkları gözlemlenirken sürece devam ettirmek için akla gelen her sorunu çözme konusunda görüşmeler devam ederken acaba kapalı kapılar ardında ne pazarlıklar yapıldı sorusu da ortada cevap beklemekte…

Türkiye’yi PKK teröründen arındırıp Suriye meselesine müdahil olmama planının ABD açısından önemi nedir sorusuna açıklık getirmek gerekiyor. ABD ve siyonist rejimin öncelikli hedefi İran ile irtibatlı olan Esad rejimini yıkmaktı bunu becerdiler. Bundan sonra bu topraklar üzerinde hedeflerinde İran’a müdahale planları devreye sokulacak. Bunun için Suriye’de bulunan Alevilere yönelik şiddet eylemleri ve Emmavi zihniyetini Şia’ya karşı kışkırtıp Suriye topraklarında mezhebi bir çatışma çıkarıp İran’ı olası bir savaşa mecbur etmek. Türkiye’de, İran ile girişilecek bir savaşa karşı çıkacak bir zihniyetin varlığı ABD tarafından istenmemesi gereken bir sorundu. Bunun için Türkiye’nin bu konuda devre dışı bırakılması ancak yılların sorunu olan PKK ile meselenin halli idi. Buda en geçerli ağızdan teklif edildi ve sonuca bağlandı.

ABD, Suriye’de Colani ile Kürtleri bir safta toplanmasını sağlayacak. Çünkü Kürtlerin savaşçı militanlarına ihtiyacı var. İleride düşünülen büyük savaş için siyonist rejimin yanında onlara destek için Colani güçlerine ve Kürt savaşçılarına ihtiyaç vardır. Bundan dolayı Suriye’deki sosyalist Kürlerden oluşan PYD ve YPG güçlerine büyük miktarda silah ve mühimmat sevkiyatı bu yüzden yapıldı. PKK liderleri de Suriye rejimi ile yapılan münasebetlerde olumlu beyanatlar verilmesi dikkatlerden kaçmadı. ABD’nin temel amacı Suriye’de budur ve bu planının yürürlükte olması için dost görünümlü her diplomatik münasebeti yapmaktan da geri durmayacaktır. Trump bu konuda her ne kadar aptalca kararlar veriyor gözüküyorsa da kurnaz bir iş insanı gibi siyaset güdüyor. Herkesi şaşırtıcı bir adım atarken asıl maksadını gizli tutup tepkilerden sonra asıl amacını devreye sokuyor. Dün Suriye’den asker çekeceğini söylerken bugün Ortadoğu ülkelerini ziyaret ediyor. Suudi rejimini ziyaretle başlayan Trump kurnaz tüccar rolünü iyi oynuyor.

Gelinen noktada İran’a karşı büyük bir planla saldırmak için Suriye’yi kullanma isteği büyük bir diplomatik kurnazlıkla beraber Türkiye’yi PKK ile susturup devre dışı bırakarak en iyi figüranın Bahçeli olarak seçilmesi kimleri nasıl izledikleri de böylelikle ortaya çıkıyor.

Bu onların hesabıdır ve en sonunda gerçekleşecek olan Allah’ın hesabıdır.

Hasbunallah ve Nimel Vekil…

Selam ve dua ile…   

ABD’NİN SURİYE İŞGALİ VE PKK’NIN FESHİ PLANI!

Özlü Söz: Amerika’nın bizi övdüğü gün matem tutmak gerekir ve Amerika rüyasını görenleri Allah uyandırsın. İMAM HUMEYNİ

­­­­­­­­­­­         ____________ 0 ____________

Yıllardır İslam topraklarında bulunmayı en önemsiz sebeplere dahi bağlayan ABD bunu siyonist sistemin korumasına bağlarken en önemli sebeplerinden biri de bu topraklarda bulunan enerji kaynaklarıdır. Ülkesini dünyaya hâkim kılmak için her türlü plan ve projeyi devreye sokmaktan geri durmayan ABD’nin en büyük arzusu dinsel inancını yerine getirme arzusudur. Bu inanç ABD’ye Protestan mezhebine bağlı evanjelist tarikatının hediyesi olarak veriliştir. Avrupa’da Protestan mezhebini kuranlar masonik fikriyata sahip rahiplerdi. Hıristiyanların desteğini almak için onları kendi öğretilerine inandırıp güçlerinden faydalanma siyonistlerin Hristiyanları siyonistleştirme projesinden geçeceğini iyi hesap etmeleri en sonunda başta ABD olmak üzere diğer ülkeleri de saflarına katmayı başarmışlardır.

Bugün ABD mezhep olarak Protestan’dır ve tarikat olarak evanjelizme bağlıdır. Bu inanç onları tamamen siyonizmin emrine amade kılmıştır. Zaten ABD’de bulunan siyonist yapılanmalar ülke yönetimine hâkimiyet sağlamış ve tamamen öğretisine inandırmıştır. Bundan dolayıdır ki siyonistleri her platformda koruma ve kollama siyaseti gütmeleri bu siyonist öğretiye olan bağlılıklarındandır. Terör sonucunda kurulan ilk ülke israildir ve ikincisi de Suriye’nin Colani ile kurulandır.

Malum olduğu üzere İran, inkılabını gerçekleştirdiğinde bütün dünya ülkeleri kapılarını İran’a kapattı. Kapılarını İran’a kapatmayan Suriye ve Cezayir idi. O dönemde İran’dan büyük tokat yiyen ABD, Suriye’nin kapılarını İran’a açması neticesinde Suriye’yi kendi saflarına çekmek için Erdoğan’ı devreye soktu. Bundan bir netice almayınca terörist örgütlerinin militanlarını ülkeye sokarak için savaş başlattı. Çünkü Suriye, İran ile önemli bir irtibat kurmuş ve Lübnan’da Hizbullah’ın kurulmasına önayak olmuştu. Hizbullah İran’dan aldığı destekle Filistinli Müslümanların siyonizme karşı verdiği savaşta büyük yardımlarda bulunmuştu.

Bu oluşumu çok tehlikeli bulan ABD bu durumu ortadan kaldırmak için her adımı devreye soktu. Özellikle Suriye’de sosyalist öğretiye bağlı Kürtleri Esad rejimine karşı savaşmaları askeri eğitim ve silah yardımında bulundu. Daha sonra Kürtleri Rojava ve Kobanide Türkiye ile savaştırdı. Bundan netice alamayan ABD bu defa mezhepçi fikriyata bağlı radikal islamistleri IŞİD adı altında kurdurup Kürtlerle savaştırdı. IŞİD terör örgütüne militan kazandırmak için birçok ülkeden siyaseti küfür olarak gören radikal kişileri IŞİD saflarına yerleştirdi.

Ahmet El Şara namı diğer Colani denilen ve başına 10 milyon dolar konulan IŞİD’in militan liderini işbirlikçi diğer islamist ülkelerin desteğiyle Suriye’nin başına geçirdi. Bu öyle kısa bir zamanda oldu ki Esad rejimine bağlı 30 bini aşkın orduya karşı 10-12 bin kişilik bir militan terörist gurubu ile çok kısa bir zamanda Suriye’yi ele geçirdiler. Bu herkesin yakinen takip edip hayretle gördüğü bir gerçekti. Bu değişimin temelleri çok önceden atılmıştı ve bir tek düğmeye basmak kalmıştı ve basıldı.

O günden sonra siyasi durumlar ve dengeler değişmeye başladı. Suriye’nin rejim değişimi Türkiye’de bazı kesimler tarafından “devrim” niteliğinde algılandı. AKP iktidarı hemen diplomatik bağlar kurmaya başladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT başkanı İbrahim Kalın Suriye’ye giderek bağ kurmaya başladılar. Colani bir müddet sonra Türkiye’ye gelerek Erdoğan ile görüştü. Fakat bütün bu münasebetler Türkiye açısında bir netice vermedi ve bir müddet sonra Suriye üzerinde düşünülen büyük emeller yerini sessizliğe bıraktı. Çünkü ABD, Suriye konusunda hiç kimseye müdahil olma inisiyatif hakkı vermedi.

Türkiye, Esad rejimi ile sağlıklı diplomatik bir bağ kuramadı. Erdoğan, Esad ile diplomatik bir münasebet kurmada katı bir tutum sergiledi. Bu onun önce sert çıkışlarından sonra çok istemesine rağmen diplomatik münasebet bağı kurmasına hiç fırsat vermedi. Bir müddet sonra Esad ile görüşmeyi çok istemesine rağmen Esad buna yanaşmadı. Aynı durum Mısırda ABD’nin emri ile darbe yapan SİSİ ile de yaşanmıştı.

Suriye politikasının yanlış olduğunu söyleyen muhalefete rağmen Erdoğan hep bildiğini okudu ve bugün Suriye konusunda derkenar edildi. Ancak bu durum ABD tarafından bir zemine oturtulması gerekiyordu. Çünkü Türkiye, ABD için her zaman ihtiyaç duyulan ve kullanılması ön görülen bir ülke olduğu için gönlünün hoş tutulması gerekiyordu. Bu konuda çok önemli bir adım atıldı. Türkiye 47 yıldır PKK terörü ile başı beladaydı ve bu konuda bir çözüm elde edilememişti. Yıllar içinde PKK terörünün başını ezdik ve yok ettik diye haberler verilirken bunun böyle olmadığı PKK’nin yaptığı eylemler ile boşa çıkıyordu. Sorun silahla çözülmeyeceği gün gibi ortadaydı.

ABD bu durumu çok iyi biliyordu çünkü konunun yöneteni ve yönlendireni bizzat kendisiydi. Türkiye’nin 47 yılda terör konusunda büyük ekonomik kayıpları olmuş ve doğu illerine yatırım yapmayı bu yüzden yapamamıştı. Her yıl terör ile yapılacak mücadele için büyük oranda askeri harcamalar yaptığından dolayı bütçesi her yıl açık veriyordu. Bu durumu çok yakından takip edip bilen ABD bu konuda Türkiye’yi bu beladan kurtarmak için bir adım attı. Bu adım Türkiye’yi PKK teröründen kurtarma adımıydı. ABD’de bu adımıyla Türkiye’yi Suriye konusunda devre dışı bırakmak ve bu devre dışı bırakmanın ikramı da PKK terörünü bitirmekle taçlandırmaktı.

PKK terörünün bitirilmesi için ortaya barışçıl bir teklif sunulması gerekiyordu bu teklif eğer Erdoğan’dan gelmiş olsaydı karşı taraf için inandırıcı olmazdı. Bu teklif öyle birinden gelmesi gerekiyordu ki inandırıcı olsun. Yıllarca Kürt siyasetine damga vuran sosyalist Kürt hareketine sert tutumuyla bilinen MHP ve lideri bu konuda ikna edilmesi gerekiyordu ve nasıl olduysa ikna edildi. MHP lideri Devlet Bahçeli, yıllar önce Abdullah Öcalan’ın idam edilmesi için kürsüden ip fırlatmış ve sert tutumunu ortaya koymuştu. Daha önce Erdoğan’a karşı sert tutumundan sonra birden onu en hararetli bir şekilde savunup desteklenmesi akıllara durgunluk vermişti. Bu defa da öyle oldu ve hiç kimsenin beklemediği bir şekilde mecliste HDP milletvekillerinin elini sıkma ile işe başladı ve daha sonra gurupta yaptığı konuşma ile herkesi şaşırtan bir teklif yaptı. Bu teklif İmralı adasında tutuklu bulunan Abdullah Öcalan’ın meclise gelip bir konuşma yaparak PKK’yı bitirmesini istedi.

Bu teklif ülkede büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Yıllarca Kürt siyasetine ve siyasetçilerine ateş püsküren Devlet Bahçelinin bu teklifi şimdiki adıyla DEM Partisi tarafından da desteklenerek en nihayetinde ciddi adımlar atıldı. İmralı adasına gidildi, müzakereler yapıldı ve ülkede her iki tabandan da destek gelince herkes bunun gerçekleşmesi için büyük çabalar sarf etti. Bu konuda en çok çaba sarf edenlerden biri kuşkusuz ki Sırrı Süreyya Önderdi. Bu barışın mimarlarından biriydi fakat ömrü vefa etmedi. Bu çabasından dolayı herkesin gönlünde taht kurdu.

En nihayetinde PKK silahları bırakma ve kendini feshetme korusunda son kararını verdi ve sürece katkı sundu. Fakat her iki tarafın fanatikleri bu konuda ikna olmadıkları gözlemlenirken sürece devam ettirmek için akla gelen her sorunu çözme konusunda görüşmeler devam ederken acaba kapalı kapılar ardında ne pazarlıklar yapıldı sorusu da ortada cevap beklemekte…

Türkiye’yi PKK teröründen arındırıp Suriye meselesine müdahil olmama planının ABD açısından önemi nedir sorusuna açıklık getirmek gerekiyor. ABD ve siyonist rejimin öncelikli hedefi İran ile irtibatlı olan Esad rejimini yıkmaktı bunu becerdiler. Bundan sonra bu topraklar üzerinde hedeflerinde İran’a müdahale planları devreye sokulacak. Bunun için Suriye’de bulunan Alevilere yönelik şiddet eylemleri ve Emmavi zihniyetini Şia’ya karşı kışkırtıp Suriye topraklarında mezhebi bir çatışma çıkarıp İran’ı olası bir savaşa mecbur etmek. Türkiye’de, İran ile girişilecek bir savaşa karşı çıkacak bir zihniyetin varlığı ABD tarafından istenmemesi gereken bir sorundu. Bunun için Türkiye’nin bu konuda devre dışı bırakılması ancak yılların sorunu olan PKK ile meselenin halli idi. Buda en geçerli ağızdan teklif edildi ve sonuca bağlandı.

ABD, Suriye’de Colani ile Kürtleri bir safta toplanmasını sağlayacak. Çünkü Kürtlerin savaşçı militanlarına ihtiyacı var. İleride düşünülen büyük savaş için siyonist rejimin yanında onlara destek için Colani güçlerine ve Kürt savaşçılarına ihtiyaç vardır. Bundan dolayı Suriye’deki sosyalist Kürlerden oluşan PYD ve YPG güçlerine büyük miktarda silah ve mühimmat sevkiyatı bu yüzden yapıldı. PKK liderleri de Suriye rejimi ile yapılan münasebetlerde olumlu beyanatlar verilmesi dikkatlerden kaçmadı. ABD’nin temel amacı Suriye’de budur ve bu planının yürürlükte olması için dost görünümlü her diplomatik münasebeti yapmaktan da geri durmayacaktır. Trump bu konuda her ne kadar aptalca kararlar veriyor gözüküyorsa da kurnaz bir iş insanı gibi siyaset güdüyor. Herkesi şaşırtıcı bir adım atarken asıl maksadını gizli tutup tepkilerden sonra asıl amacını devreye sokuyor. Dün Suriye’den asker çekeceğini söylerken bugün Ortadoğu ülkelerini ziyaret ediyor. Suudi rejimini ziyaretle başlayan Trump kurnaz tüccar rolünü iyi oynuyor.

Gelinen noktada İran’a karşı büyük bir planla saldırmak için Suriye’yi kullanma isteği büyük bir diplomatik kurnazlıkla beraber Türkiye’yi PKK ile susturup devre dışı bırakarak en iyi figüranın Bahçeli olarak seçilmesi kimleri nasıl izledikleri de böylelikle ortaya çıkıyor.

Bu onların hesabıdır ve en sonunda gerçekleşecek olan Allah’ın hesabıdır.

Hasbunallah ve Nimel Vekil…

Selam ve dua ile…   

ABD’NİN SURİYE İŞGALİ VE PKK’NIN FESHİ PLANI!

Özlü Söz: Amerika’nın bizi övdüğü gün matem tutmak gerekir ve Amerika rüyasını görenleri Allah uyandırsın. İMAM HUMEYNİ

­­­­­­­­­­­         ____________ 0 ____________

Yıllardır İslam topraklarında bulunmayı en önemsiz sebeplere dahi bağlayan ABD bunu siyonist sistemin korumasına bağlarken en önemli sebeplerinden biri de bu topraklarda bulunan enerji kaynaklarıdır. Ülkesini dünyaya hâkim kılmak için her türlü plan ve projeyi devreye sokmaktan geri durmayan ABD’nin en büyük arzusu dinsel inancını yerine getirme arzusudur. Bu inanç ABD’ye Protestan mezhebine bağlı evanjelist tarikatının hediyesi olarak veriliştir. Avrupa’da Protestan mezhebini kuranlar masonik fikriyata sahip rahiplerdi. Hıristiyanların desteğini almak için onları kendi öğretilerine inandırıp güçlerinden faydalanma siyonistlerin Hristiyanları siyonistleştirme projesinden geçeceğini iyi hesap etmeleri en sonunda başta ABD olmak üzere diğer ülkeleri de saflarına katmayı başarmışlardır.

Bugün ABD mezhep olarak Protestan’dır ve tarikat olarak evanjelizme bağlıdır. Bu inanç onları tamamen siyonizmin emrine amade kılmıştır. Zaten ABD’de bulunan siyonist yapılanmalar ülke yönetimine hâkimiyet sağlamış ve tamamen öğretisine inandırmıştır. Bundan dolayıdır ki siyonistleri her platformda koruma ve kollama siyaseti gütmeleri bu siyonist öğretiye olan bağlılıklarındandır. Terör sonucunda kurulan ilk ülke israildir ve ikincisi de Suriye’nin Colani ile kurulandır.

Malum olduğu üzere İran, inkılabını gerçekleştirdiğinde bütün dünya ülkeleri kapılarını İran’a kapattı. Kapılarını İran’a kapatmayan Suriye ve Cezayir idi. O dönemde İran’dan büyük tokat yiyen ABD, Suriye’nin kapılarını İran’a açması neticesinde Suriye’yi kendi saflarına çekmek için Erdoğan’ı devreye soktu. Bundan bir netice almayınca terörist örgütlerinin militanlarını ülkeye sokarak için savaş başlattı. Çünkü Suriye, İran ile önemli bir irtibat kurmuş ve Lübnan’da Hizbullah’ın kurulmasına önayak olmuştu. Hizbullah İran’dan aldığı destekle Filistinli Müslümanların siyonizme karşı verdiği savaşta büyük yardımlarda bulunmuştu.

Bu oluşumu çok tehlikeli bulan ABD bu durumu ortadan kaldırmak için her adımı devreye soktu. Özellikle Suriye’de sosyalist öğretiye bağlı Kürtleri Esad rejimine karşı savaşmaları askeri eğitim ve silah yardımında bulundu. Daha sonra Kürtleri Rojava ve Kobanide Türkiye ile savaştırdı. Bundan netice alamayan ABD bu defa mezhepçi fikriyata bağlı radikal islamistleri IŞİD adı altında kurdurup Kürtlerle savaştırdı. IŞİD terör örgütüne militan kazandırmak için birçok ülkeden siyaseti küfür olarak gören radikal kişileri IŞİD saflarına yerleştirdi.

Ahmet El Şara namı diğer Colani denilen ve başına 10 milyon dolar konulan IŞİD’in militan liderini işbirlikçi diğer islamist ülkelerin desteğiyle Suriye’nin başına geçirdi. Bu öyle kısa bir zamanda oldu ki Esad rejimine bağlı 30 bini aşkın orduya karşı 10-12 bin kişilik bir militan terörist gurubu ile çok kısa bir zamanda Suriye’yi ele geçirdiler. Bu herkesin yakinen takip edip hayretle gördüğü bir gerçekti. Bu değişimin temelleri çok önceden atılmıştı ve bir tek düğmeye basmak kalmıştı ve basıldı.

O günden sonra siyasi durumlar ve dengeler değişmeye başladı. Suriye’nin rejim değişimi Türkiye’de bazı kesimler tarafından “devrim” niteliğinde algılandı. AKP iktidarı hemen diplomatik bağlar kurmaya başladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT başkanı İbrahim Kalın Suriye’ye giderek bağ kurmaya başladılar. Colani bir müddet sonra Türkiye’ye gelerek Erdoğan ile görüştü. Fakat bütün bu münasebetler Türkiye açısında bir netice vermedi ve bir müddet sonra Suriye üzerinde düşünülen büyük emeller yerini sessizliğe bıraktı. Çünkü ABD, Suriye konusunda hiç kimseye müdahil olma inisiyatif hakkı vermedi.

Türkiye, Esad rejimi ile sağlıklı diplomatik bir bağ kuramadı. Erdoğan, Esad ile diplomatik bir münasebet kurmada katı bir tutum sergiledi. Bu onun önce sert çıkışlarından sonra çok istemesine rağmen diplomatik münasebet bağı kurmasına hiç fırsat vermedi. Bir müddet sonra Esad ile görüşmeyi çok istemesine rağmen Esad buna yanaşmadı. Aynı durum Mısırda ABD’nin emri ile darbe yapan SİSİ ile de yaşanmıştı.

Suriye politikasının yanlış olduğunu söyleyen muhalefete rağmen Erdoğan hep bildiğini okudu ve bugün Suriye konusunda derkenar edildi. Ancak bu durum ABD tarafından bir zemine oturtulması gerekiyordu. Çünkü Türkiye, ABD için her zaman ihtiyaç duyulan ve kullanılması ön görülen bir ülke olduğu için gönlünün hoş tutulması gerekiyordu. Bu konuda çok önemli bir adım atıldı. Türkiye 47 yıldır PKK terörü ile başı beladaydı ve bu konuda bir çözüm elde edilememişti. Yıllar içinde PKK terörünün başını ezdik ve yok ettik diye haberler verilirken bunun böyle olmadığı PKK’nin yaptığı eylemler ile boşa çıkıyordu. Sorun silahla çözülmeyeceği gün gibi ortadaydı.

ABD bu durumu çok iyi biliyordu çünkü konunun yöneteni ve yönlendireni bizzat kendisiydi. Türkiye’nin 47 yılda terör konusunda büyük ekonomik kayıpları olmuş ve doğu illerine yatırım yapmayı bu yüzden yapamamıştı. Her yıl terör ile yapılacak mücadele için büyük oranda askeri harcamalar yaptığından dolayı bütçesi her yıl açık veriyordu. Bu durumu çok yakından takip edip bilen ABD bu konuda Türkiye’yi bu beladan kurtarmak için bir adım attı. Bu adım Türkiye’yi PKK teröründen kurtarma adımıydı. ABD’de bu adımıyla Türkiye’yi Suriye konusunda devre dışı bırakmak ve bu devre dışı bırakmanın ikramı da PKK terörünü bitirmekle taçlandırmaktı.

PKK terörünün bitirilmesi için ortaya barışçıl bir teklif sunulması gerekiyordu bu teklif eğer Erdoğan’dan gelmiş olsaydı karşı taraf için inandırıcı olmazdı. Bu teklif öyle birinden gelmesi gerekiyordu ki inandırıcı olsun. Yıllarca Kürt siyasetine damga vuran sosyalist Kürt hareketine sert tutumuyla bilinen MHP ve lideri bu konuda ikna edilmesi gerekiyordu ve nasıl olduysa ikna edildi. MHP lideri Devlet Bahçeli, yıllar önce Abdullah Öcalan’ın idam edilmesi için kürsüden ip fırlatmış ve sert tutumunu ortaya koymuştu. Daha önce Erdoğan’a karşı sert tutumundan sonra birden onu en hararetli bir şekilde savunup desteklenmesi akıllara durgunluk vermişti. Bu defa da öyle oldu ve hiç kimsenin beklemediği bir şekilde mecliste HDP milletvekillerinin elini sıkma ile işe başladı ve daha sonra gurupta yaptığı konuşma ile herkesi şaşırtan bir teklif yaptı. Bu teklif İmralı adasında tutuklu bulunan Abdullah Öcalan’ın meclise gelip bir konuşma yaparak PKK’yı bitirmesini istedi.

Bu teklif ülkede büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Yıllarca Kürt siyasetine ve siyasetçilerine ateş püsküren Devlet Bahçelinin bu teklifi şimdiki adıyla DEM Partisi tarafından da desteklenerek en nihayetinde ciddi adımlar atıldı. İmralı adasına gidildi, müzakereler yapıldı ve ülkede her iki tabandan da destek gelince herkes bunun gerçekleşmesi için büyük çabalar sarf etti. Bu konuda en çok çaba sarf edenlerden biri kuşkusuz ki Sırrı Süreyya Önderdi. Bu barışın mimarlarından biriydi fakat ömrü vefa etmedi. Bu çabasından dolayı herkesin gönlünde taht kurdu.

En nihayetinde PKK silahları bırakma ve kendini feshetme korusunda son kararını verdi ve sürece katkı sundu. Fakat her iki tarafın fanatikleri bu konuda ikna olmadıkları gözlemlenirken sürece devam ettirmek için akla gelen her sorunu çözme konusunda görüşmeler devam ederken acaba kapalı kapılar ardında ne pazarlıklar yapıldı sorusu da ortada cevap beklemekte…

Türkiye’yi PKK teröründen arındırıp Suriye meselesine müdahil olmama planının ABD açısından önemi nedir sorusuna açıklık getirmek gerekiyor. ABD ve siyonist rejimin öncelikli hedefi İran ile irtibatlı olan Esad rejimini yıkmaktı bunu becerdiler. Bundan sonra bu topraklar üzerinde hedeflerinde İran’a müdahale planları devreye sokulacak. Bunun için Suriye’de bulunan Alevilere yönelik şiddet eylemleri ve Emmavi zihniyetini Şia’ya karşı kışkırtıp Suriye topraklarında mezhebi bir çatışma çıkarıp İran’ı olası bir savaşa mecbur etmek. Türkiye’de, İran ile girişilecek bir savaşa karşı çıkacak bir zihniyetin varlığı ABD tarafından istenmemesi gereken bir sorundu. Bunun için Türkiye’nin bu konuda devre dışı bırakılması ancak yılların sorunu olan PKK ile meselenin halli idi. Buda en geçerli ağızdan teklif edildi ve sonuca bağlandı.

ABD, Suriye’de Colani ile Kürtleri bir safta toplanmasını sağlayacak. Çünkü Kürtlerin savaşçı militanlarına ihtiyacı var. İleride düşünülen büyük savaş için siyonist rejimin yanında onlara destek için Colani güçlerine ve Kürt savaşçılarına ihtiyaç vardır. Bundan dolayı Suriye’deki sosyalist Kürlerden oluşan PYD ve YPG güçlerine büyük miktarda silah ve mühimmat sevkiyatı bu yüzden yapıldı. PKK liderleri de Suriye rejimi ile yapılan münasebetlerde olumlu beyanatlar verilmesi dikkatlerden kaçmadı. ABD’nin temel amacı Suriye’de budur ve bu planının yürürlükte olması için dost görünümlü her diplomatik münasebeti yapmaktan da geri durmayacaktır. Trump bu konuda her ne kadar aptalca kararlar veriyor gözüküyorsa da kurnaz bir iş insanı gibi siyaset güdüyor. Herkesi şaşırtıcı bir adım atarken asıl maksadını gizli tutup tepkilerden sonra asıl amacını devreye sokuyor. Dün Suriye’den asker çekeceğini söylerken bugün Ortadoğu ülkelerini ziyaret ediyor. Suudi rejimini ziyaretle başlayan Trump kurnaz tüccar rolünü iyi oynuyor.

Gelinen noktada İran’a karşı büyük bir planla saldırmak için Suriye’yi kullanma isteği büyük bir diplomatik kurnazlıkla beraber Türkiye’yi PKK ile susturup devre dışı bırakarak en iyi figüranın Bahçeli olarak seçilmesi kimleri nasıl izledikleri de böylelikle ortaya çıkıyor.

Bu onların hesabıdır ve en sonunda gerçekleşecek olan Allah’ın hesabıdır.

Hasbunallah ve Nimel Vekil…

Selam ve dua ile…  kuranlar masonik fikriyata sahip rahiplerdi. Hıristiyanların desteğini almak için onları kendi öğretilerine inandırıp güçlerinden faydalanma siyonistlerin Hristiyanları siyonistleştirme projesinden geçeceğini iyi hesap etmeleri en sonunda başta ABD olmak üzere diğer ülkeleri de saflarına katmayı başarmışlardır.

Bugün ABD mezhep olarak Protestan’dır ve tarikat olarak evanjelizme bağlıdır. Bu inanç onları tamamen siyonizmin emrine amade kılmıştır. Zaten ABD’de bulunan siyonist yapılanmalar ülke yönetimine hâkimiyet sağlamış ve tamamen öğretisine inandırmıştır. Bundan dolayıdır ki siyonistleri her platformda koruma ve kollama siyaseti gütmeleri bu siyonist öğretiye olan bağlılıklarındandır. Terör sonucunda kurulan ilk ülke israildir ve ikincisi de Suriye’nin Colani ile kurulandır.

Malum olduğu üzere İran, inkılabını gerçekleştirdiğinde bütün dünya ülkeleri kapılarını İran’a kapattı. Kapılarını İran’a kapatmayan Suriye ve Cezayir idi. O dönemde İran’dan büyük tokat yiyen ABD, Suriye’nin kapılarını İran’a açması neticesinde Suriye’yi kendi saflarına çekmek için Erdoğan’ı devreye soktu. Bundan bir netice almayınca terörist örgütlerinin militanlarını ülkeye sokarak için savaş başlattı. Çünkü Suriye, İran ile önemli bir irtibat kurmuş ve Lübnan’da Hizbullah’ın kurulmasına önayak olmuştu. Hizbullah İran’dan aldığı destekle Filistinli Müslümanların siyonizme karşı verdiği savaşta büyük yardımlarda bulunmuştu.

Bu oluşumu çok tehlikeli bulan ABD bu durumu ortadan kaldırmak için her adımı devreye soktu. Özellikle Suriye’de sosyalist öğretiye bağlı Kürtleri Esad rejimine karşı savaşmaları askeri eğitim ve silah yardımında bulundu. Daha sonra Kürtleri Rojava ve Kobanide Türkiye ile savaştırdı. Bundan netice alamayan ABD bu defa mezhepçi fikriyata bağlı radikal islamistleri IŞİD adı altında kurdurup Kürtlerle savaştırdı. IŞİD terör örgütüne militan kazandırmak için birçok ülkeden siyaseti küfür olarak gören radikal kişileri IŞİD saflarına yerleştirdi.

Ahmet El Şara namı diğer Colani denilen ve başına 10 milyon dolar konulan IŞİD’in militan liderini işbirlikçi diğer islamist ülkelerin desteğiyle Suriye’nin başına geçirdi. Bu öyle kısa bir zamanda oldu ki Esad rejimine bağlı 30 bini aşkın orduya karşı 10-12 bin kişilik bir militan terörist gurubu ile çok kısa bir zamanda Suriye’yi ele geçirdiler. Bu herkesin yakinen takip edip hayretle gördüğü bir gerçekti. Bu değişimin temelleri çok önceden atılmıştı ve bir tek düğmeye basmak kalmıştı ve basıldı.

O günden sonra siyasi durumlar ve dengeler değişmeye başladı. Suriye’nin rejim değişimi Türkiye’de bazı kesimler tarafından “devrim” niteliğinde algılandı. AKP iktidarı hemen diplomatik bağlar kurmaya başladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT başkanı İbrahim Kalın Suriye’ye giderek bağ kurmaya başladılar. Colani bir müddet sonra Türkiye’ye gelerek Erdoğan ile görüştü. Fakat bütün bu münasebetler Türkiye açısında bir netice vermedi ve bir müddet sonra Suriye üzerinde düşünülen büyük emeller yerini sessizliğe bıraktı. Çünkü ABD, Suriye konusunda hiç kimseye müdahil olma inisiyatif hakkı vermedi.

Türkiye, Esad rejimi ile sağlıklı diplomatik bir bağ kuramadı. Erdoğan, Esad ile diplomatik bir münasebet kurmada katı bir tutum sergiledi. Bu onun önce sert çıkışlarından sonra çok istemesine rağmen diplomatik münasebet bağı kurmasına hiç fırsat vermedi. Bir müddet sonra Esad ile görüşmeyi çok istemesine rağmen Esad buna yanaşmadı. Aynı durum Mısırda ABD’nin emri ile darbe yapan SİSİ ile de yaşanmıştı.

Suriye politikasının yanlış olduğunu söyleyen muhalefete rağmen Erdoğan hep bildiğini okudu ve bugün Suriye konusunda derkenar edildi. Ancak bu durum ABD tarafından bir zemine oturtulması gerekiyordu. Çünkü Türkiye, ABD için her zaman ihtiyaç duyulan ve kullanılması ön görülen bir ülke olduğu için gönlünün hoş tutulması gerekiyordu. Bu konuda çok önemli bir adım atıldı. Türkiye 47 yıldır PKK terörü ile başı beladaydı ve bu konuda bir çözüm elde edilememişti. Yıllar içinde PKK terörünün başını ezdik ve yok ettik diye haberler verilirken bunun böyle olmadığı PKK’nin yaptığı eylemler ile boşa çıkıyordu. Sorun silahla çözülmeyeceği gün gibi ortadaydı.

ABD bu durumu çok iyi biliyordu çünkü konunun yöneteni ve yönlendireni bizzat kendisiydi. Türkiye’nin 47 yılda terör konusunda büyük ekonomik kayıpları olmuş ve doğu illerine yatırım yapmayı bu yüzden yapamamıştı. Her yıl terör ile yapılacak mücadele için büyük oranda askeri harcamalar yaptığından dolayı bütçesi her yıl açık veriyordu. Bu durumu çok yakından takip edip bilen ABD bu konuda Türkiye’yi bu beladan kurtarmak için bir adım attı. Bu adım Türkiye’yi PKK teröründen kurtarma adımıydı. ABD’de bu adımıyla Türkiye’yi Suriye konusunda devre dışı bırakmak ve bu devre dışı bırakmanın ikramı da PKK terörünü bitirmekle taçlandırmaktı.

PKK terörünün bitirilmesi için ortaya barışçıl bir teklif sunulması gerekiyordu bu teklif eğer Erdoğan’dan gelmiş olsaydı karşı taraf için inandırıcı olmazdı. Bu teklif öyle birinden gelmesi gerekiyordu ki inandırıcı olsun. Yıllarca Kürt siyasetine damga vuran sosyalist Kürt hareketine sert tutumuyla bilinen MHP ve lideri bu konuda ikna edilmesi gerekiyordu ve nasıl olduysa ikna edildi. MHP lideri Devlet Bahçeli, yıllar önce Abdullah Öcalan’ın idam edilmesi için kürsüden ip fırlatmış ve sert tutumunu ortaya koymuştu. Daha önce Erdoğan’a karşı sert tutumundan sonra birden onu en hararetli bir şekilde savunup desteklenmesi akıllara durgunluk vermişti. Bu defa da öyle oldu ve hiç kimsenin beklemediği bir şekilde mecliste HDP milletvekillerinin elini sıkma ile işe başladı ve daha sonra gurupta yaptığı konuşma ile herkesi şaşırtan bir teklif yaptı. Bu teklif İmralı adasında tutuklu bulunan Abdullah Öcalan’ın meclise gelip bir konuşma yaparak PKK’yı bitirmesini istedi.

Bu teklif ülkede büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Yıllarca Kürt siyasetine ve siyasetçilerine ateş püsküren Devlet Bahçelinin bu teklifi şimdiki adıyla DEM Partisi tarafından da desteklenerek en nihayetinde ciddi adımlar atıldı. İmralı adasına gidildi, müzakereler yapıldı ve ülkede her iki tabandan da destek gelince herkes bunun gerçekleşmesi için büyük çabalar sarf etti. Bu konuda en çok çaba sarf edenlerden biri kuşkusuz ki Sırrı Süreyya Önderdi. Bu barışın mimarlarından biriydi fakat ömrü vefa etmedi. Bu çabasından dolayı herkesin gönlünde taht kurdu.

En nihayetinde PKK silahları bırakma ve kendini feshetme korusunda son kararını verdi ve sürece katkı sundu. Fakat her iki tarafın fanatikleri bu konuda ikna olmadıkları gözlemlenirken sürece devam ettirmek için akla gelen her sorunu çözme konusunda görüşmeler devam ederken acaba kapalı kapılar ardında ne pazarlıklar yapıldı sorusu da ortada cevap beklemekte…

Türkiye’yi PKK teröründen arındırıp Suriye meselesine müdahil olmama planının ABD açısından önemi nedir sorusuna açıklık getirmek gerekiyor. ABD ve siyonist rejimin öncelikli hedefi İran ile irtibatlı olan Esad rejimini yıkmaktı bunu becerdiler. Bundan sonra bu topraklar üzerinde hedeflerinde İran’a müdahale planları devreye sokulacak. Bunun için Suriye’de bulunan Alevilere yönelik şiddet eylemleri ve Emmavi zihniyetini Şia’ya karşı kışkırtıp Suriye topraklarında mezhebi bir çatışma çıkarıp İran’ı olası bir savaşa mecbur etmek. Türkiye’de, İran ile girişilecek bir savaşa karşı çıkacak bir zihniyetin varlığı ABD tarafından istenmemesi gereken bir sorundu. Bunun için Türkiye’nin bu konuda devre dışı bırakılması ancak yılların sorunu olan PKK ile meselenin halli idi. Buda en geçerli ağızdan teklif edildi ve sonuca bağlandı.

ABD, Suriye’de Colani ile Kürtleri bir safta toplanmasını sağlayacak. Çünkü Kürtlerin savaşçı militanlarına ihtiyacı var. İleride düşünülen büyük savaş için siyonist rejimin yanında onlara destek için Colani güçlerine ve Kürt savaşçılarına ihtiyaç vardır. Bundan dolayı Suriye’deki sosyalist Kürlerden oluşan PYD ve YPG güçlerine büyük miktarda silah ve mühimmat sevkiyatı bu yüzden yapıldı. PKK liderleri de Suriye rejimi ile yapılan münasebetlerde olumlu beyanatlar verilmesi dikkatlerden kaçmadı. ABD’nin temel amacı Suriye’de budur ve bu planının yürürlükte olması için dost görünümlü her diplomatik münasebeti yapmaktan da geri durmayacaktır. Trump bu konuda her ne kadar aptalca kararlar veriyor gözüküyorsa da kurnaz bir iş insanı gibi siyaset güdüyor. Herkesi şaşırtıcı bir adım atarken asıl maksadını gizli tutup tepkilerden sonra asıl amacını devreye sokuyor. Dün Suriye’den asker çekeceğini söylerken bugün Ortadoğu ülkelerini ziyaret ediyor. Suudi rejimini ziyaretle başlayan Trump kurnaz tüccar rolünü iyi oynuyor.

Gelinen noktada İran’a karşı büyük bir planla saldırmak için Suriye’yi kullanma isteği büyük bir diplomatik kurnazlıkla beraber Türkiye’yi PKK ile susturup devre dışı bırakarak en iyi figüranın Bahçeli olarak seçilmesi kimleri nasıl izledikleri de böylelikle ortaya çıkıyor.

Bu onların hesabıdır ve en sonunda gerçekleşecek olan Allah’ın hesabıdır.

Hasbunallah ve Nimel Vekil…

Selam ve dua ile…   

ABD’NİN SURİYE İŞGALİ VE PKK’NIN FESHİ PLANI!

Özlü Söz: Amerika’nın bizi övdüğü gün matem tutmak gerekir ve Amerika rüyasını görenleri Allah uyandırsın. İMAM HUMEYNİ

­­­­­­­­­­­         ____________ 0 ____________

Yıllardır İslam topraklarında bulunmayı en önemsiz sebeplere dahi bağlayan ABD bunu siyonist sistemin korumasına bağlarken en önemli sebeplerinden biri de bu topraklarda bulunan enerji kaynaklarıdır. Ülkesini dünyaya hâkim kılmak için her türlü plan ve projeyi devreye sokmaktan ge faydalanma siyonistlerin Hristiyanları siyonistleştirme projesinden geçeceğini iyi hesap etmeleri en sonunda başta ABD olmak üzere diğer ülkeleri de saflarına katmayı başarmışlardır.

Bugün ABD mezhep olarak Protestan’dır ve tarikat olarak evanjelizme bağlıdır. Bu inanç onları tamamen siyonizmin emrine amade kılmıştır. Zaten ABD’de bulunan siyonist yapılanmalar ülke yönetimine hâkimiyet sağlamış ve tamamen öğretisine inandırman’da Hizbullah’ın kurulmasına önayak olmuştu. Hizbullah İran’dan aldığı destekle Filistinli Müslümanların siyonizme karşı verdiği savaşta büyük yardımlarda bulunmuştu.

Bu oluşumu çok tehlikeli bulan ABD bu durumu ortadan kaldırmak için her adımı devreye soktu. Özellikle Suriye’de sosyalist öğretiye bağlı Kürtleri Esad rejimine karşı savaşmaları askeri eğitim ve silah yardımında bulundu. Daha sonra Kürtleri Rojava ve Kobanide Türkiye ile savaştırdı. Bundan netice alamayan ABD bu defa mezhepçi fikriyata bağlı radikal islamistleri IŞİD adı altında kurdurup Kürtlerle savaştırdı. IŞİD terör örgütüne militan kazandırmak için birçok ülkeden siyaseti küfür olarak gören radikal kişileri IŞİD saflarına yerleştirdi.

Ahmet El Şara namı diğer Colani denilen ve başına 10 milyon dolar konulan IŞİD’in militan liderini işbirlikçi diğer islamist ülkelerin desteğiyle Suriye’nin başına geçirdi. Bu öyle kısa bir zamanda oldu ki Esad rejimine bağlı 30 bini aşkın orduya karşı 10-12 bin kişilik bir militan terörist gurubu ile çok kısa bir zamanda Suriye’yi ele geçirdiler. Bu herkesin yakinen takip edip hayretle gördüğü bir gerçekti. Bu değişimin temelleri çok önceden atılmıştı ve bir tek düğmeye basmak kalmıştı ve basıldı.

O günden sonra siyasi durumlar ve dengeler değişmeye başladı. Suriye’nin rejim değişimi Türkiye’de bazı kesimler tarafından “devrim” niteliğinde algılandı. AKP iktidarı hemen diplomatik bağlar kurmaya başladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT başkanı İbrahim Kalın Suriye’ye giderek bağ kurmaya başladılar. Colani bir müddet sonra Türkiye’ye gelerek Erdoğan ile görüştü. Fakat bütün bu münasebetler Türkiye açısında bir netice vermedi ve bir müddet sonra Suriye üzerinde düşünülen büyük emeller yerini sessizliğe bıraktı. Çünkü ABD, Suriye konusunda hiç kimseye müdahil olma inisiyatif hakkı vermedi.

Türkiye, Esad rejimi ile sağlıklı diplomatik bir bağ kuramadı. Erdoğan, Esad ile diplomatik bir münasebet kurmada katı bir tutum sergiledi. Bu onun önce sert çıkışlarından sonra çok istemesine rağmen diplomatik münasebet bağı kurmasına hiç fırsat vermedi. Bir müddet sonra Esad ile görüşmeyi çok istemesine rağmen Esad buna yanaşmadı. Aynı durum Mısırda ABD’nin emri ile darbe yapan SİSİ ile de yaşanmıştı.

Suriye politikasının yanlış olduğunu söyleyen muhalefete rağmen Erdoğan hep bildiğini okudu ve bugün Suriye konusunda derkenar edildi. Ancak bu durum ABD tarafından bir zemine oturtulması gerekiyordu. Çünkü Türkiye, ABD için her zaman ihtiyaç duyulan ve kullanılması ön görülen bir ülke olduğu için gönlünün hoş tutulması gerekiyordu. Bu konuda çok önemli bir adım atıldı. Türkiye 47 yıldır PKK terörü ile başı beladaydı ve bu konuda bir çözüm elde edilememişti. Yıllar içinde PKK terörünün başını ezdik ve yok ettik diye haberler verilirken bunun böyle olmadığı PKK’nin yaptığı eylemler ile boşa çıkıyordu. Sorun silahla çözülmeyeceği gün gibi ortadaydı.

ABD bu durumu çok iyi biliyordu çünkü konunun yöneteni ve yönlendireni bizzat kendisiydi. Türkiye’nin 47 yılda terör konusunda büyük ekonomik kayıpları olmuş ve doğu illerine yatırım yapmayı bu yüzden yapamamıştı. Her yıl terör ile yapılacak mücadele için büyük oranda askeri harcamalar yaptığından dolayı bütçesi her yıl açık veriyordu. Bu durumu çok yakından takip edip bilen ABD bu konuda Türkiye’yi bu beladan kurtarmak için bir adım attı. Bu adım Türkiye’yi PKK teröründen kurtarma adımıydı. ABD’de bu adımıyla Türkiye’yi Suriye konusunda devre dışı bırakmak ve bu devre dışı bırakmanın ikramı da PKK terörünü bitirmekle taçlandırmakPKK terörünün bitirilmesi için ortaya barışçıl bir teklif sunulması gerekiyordu bu teklif eğer Erdoğan’dan gelmiş olsaydı karşı taraf için inandırıcı olmazdı. Bu teklif öyle birinden gelmesi gerekiyordu ki inandırıcı olsun. Yıllarca Kürt siyasetine damga vuran sosyalist Kürt hareketine sert tutumuyla bilinen MHP ve lideri bu konuda ikna edilmesi gerekiyordu ve nasıl olduysa ikna edildi. MHP lideri Devlet Bahçeli, yıllar önce Abdullah Öcalan’ın idam edilmesi için kürsüden ip fırlatmış ve sert tutumunu ortaya koymuştu. Daha önce Erdoğan’a karşı sert tutumundan sonra birden onu en hararetli bir şekilde savunup desteklenmesi akıllara durgunluk vermişti. Bu defa da öyle oldu ve hiç kimsenin beklemediği bir şekilde mecliste HDP milletvekillerinin elini sıkma ile işe başladı ve daha sonra gurupta yaptığı konuşma ile herkesi şaşırtan bir teklif yaptı. Bu teklif İmralı adasında tutuklu bulunan Abdullah Öcalan’ın meclise gelip bir konuşma yaparak PKK’yı bitirmesini istedi.

ABD’NİN SURİYE İŞGALİ VE PKK’NIN FESHİ PLANI!
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.