Türk mutfağı dünyanın en zengin mutfaklarından biri. Ama biz, bu zenginliği tek kelimenin içine sıkıştırıyoruz: kebap.
Yurt dışında “Turkish food” denince sadece kebap ya da döner akla geliyor. Oysa Anadolu’nun her köşesi ayrı bir lezzet dünyasıdır. Siirt’in perde pilavı, Karadeniz’in hamsisi, Ege’nin otları, İç Anadolu’nun mantısı… Hepsi birer hazine ama biz bu hazineleri anlatmak yerine basitçe “kebap” deyip geçiyoruz.
Fransızlar peynirini yüzlerce isimle satarken, İtalyanlar makarnayı onlarca çeşit adıyla markalaştırırken, biz kendi mutfağımızı küçültüyoruz.
Artık bu ezberi bozmak zorundayız. Her yemeği kendi adıyla, hikâyesiyle, yöresiyle pazarlamalıyız. Türk mutfağı “kebap ülkesi” değil, “binbir sofra”dır.
Kelimeler kültürleri büyütür. Doğru isimlendirme yapmadıkça, kendi mutfağımıza en büyük kötülüğü biz ediyoruz.




