Kimlik Karmaşası ve Küresel Siyaset: Kadim Kültürlerin Emperyalizme Kurban Edilmesi
Günümüz dijital dünyasında, bilgi kirliliği ve “algı mühendisliği” sadece basit birer mizah unsuru olmaktan çıkıp, toplumsal hafızayı ve köklü değerleri zedeleyen birer silaha dönüşmüş durumdadır. Özellikle Ortadoğu coğrafyasında kan ve gözyaşına sebep olan politikaların mimarı olan figürlerin, sanki bu toprakların bir parçasıymış gibi gösterilmeye çalışılması, sadece bir yanılgı değil, aynı zamanda tarihi bir haksızlıktır.
Algı Mühendisliği ve “Bizden Biri” İllüzyonu
Geçmişte Barack Obama örneğinde “Hüseyin” ismi üzerinden yaratılan sempatikleştirme çabaları, bugün Joe Biden’ın asılsız bir şekilde “Bruki aşireti” ile ilişkilendirilmesiyle devam etmektedir. Oysa gerçekler gün gibi ortadadır: Joe Biden, kökeni İngiliz ve İrlanda’ya dayanan, hayatı boyunca emperyalist ve Siyonist ajandaların savunuculuğunu yapmış bir figürdür. Bu tür yakıştırmaların, toplumun cahil bırakılmış kesimleri üzerinde bir sendrom yaratmak amacıyla kurgulandığı açıktır. Ancak asıl üzücü olan, Orhan Miroğlu gibi tecrübeli isimlerin bu saçmalıkları tiye alarak veya gündeme taşıyarak meşrulaştırmasıdır.
Bruki Aşireti: Bilimden Sanata Uzanan Bir Çınar
Biden gibi figürlerle yan yana getirilmeye çalışılan Bruki aşireti, gerçekte Van’dan başlayıp Iğdır, Ağrı, Ermenistan, Rusya, Kazakistan ve Avrupa’ya kadar uzanan devasa ve kadim bir ailedir. Bu aile; zulümle değil, yetiştirdiği kıymetli entelektüellerle anılmalıdır.
Burukan veya Burukiler, Bruki Doğu Anadolu Bölgesi’nde mevcudiyet gösteren bir Kürt Aşiretidir.
Bruki Aşireti’nin reisi Bekir Bey’dir. Bekir Bey, Bekir Ağa ve ya Bekîrê Ağê olarak da bilinir. Bruki aşireti reisi Bekir Bey ayrıca aşiret alayları kumandanı olarak Miralay Bekir Beg olarak da bilinir. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra Bekir Bey’e Tuncil soyadı verilmiştir. Bekir Ağa aşirette sözü geçen biri olarak bilinir.
Tarihsel kaynaklarda Bruki Aşireti, Cizre’ye yerleşik; Diyarbakır Karacadağ yaylalarını da yayla olarak kullanır. Aşiret, Diyarbakır Karacadağ yaylasından göç ederek Iğdır ovasına, oradan Bayezid Sancağı’na, oradan da Revan ve Kafkasya’daki topraklara göç eder. Daha sonra Bekir Ağa verdiği talimatlar ile Burukileri Kafkasya’ya dağılmış olan aşiret mensuplarını; Van’a, Kars’a, Iğdır’a Burukiler’in en bilinen Merkezi Bölgesi olup; Yıllarca TBMM’nin en yaşlı üyesi unvanını elinde bulunduran Kinyas Kartal, CHP,Milletvekili Mehmet Kartal, eski DEP Milletvekili Remzi Kartal, DYP Milletvekili Nadir Kartal ve eski Devlet Bakanı Mehmet Alp,bu aşirettendir.
Bilim ve Siyaset: Nadir Nadirov gibi dünya çapında bilim insanları, Kinyas Kartal ve Prof. Dr. Ahmet Özer gibi siyasi figürler bu köklü geçmişin temsilcileridir.
Kültürel Miras: Yaşar Kemal gibi kalemlerin beslendiği bu sosyolojik zemin, toplumun ekseriyetine fayda sağlamış bir damardır.
Hayatları sürgünlerle, yoklukla ve göçlerle geçmiş, ancak buna rağmen merhametini ve vatan aşkını kaybetmemiş bir topluluğu; bebek katili politikaların, coğrafyaları talan eden şeytani duyguların ve emperyalist emellerin temsilcileriyle eş değer görmek, o halkın tarihine yapılmış bir saygısızlıktır.
Küresel Zalimlerin Ölümsüzlük Saplantısı
Dünyayı yöneten, “kutlu ve putlu” olarak nitelendirilen bir avuç azınlık, estetik müdahalelerle vücutlarını tazeleyip, ilaçlarla ömürlerini uzatarak bir ölümsüzlük saplantısı içinde yaşasalar da ilahi adaletten kaçamayacaklardır. Kadınların, çocukların ve masum insanların kanı üzerine kurulan bu saltanatların sonu, tarihin her döneminde olduğu gibi hüsran olacaktır.
Sonuç: Kadim Coğrafyanın Çocukları Olmak
Coğrafyamızın çok kültürlü toprakları, merhameti inancıyla harmanlamış evlatlar yetiştirmiştir. Bu kadim aşiretlerin ve toplulukların isimlerinin, dünya zalimleriyle aynı cümlede zikredilmesi “nakoş” bir durumdur. Bizim görevimiz; sürgünlere ve katliamlara rağmen birbirine bağlılığını yitirmeyen halkımızın değerlerini korumak ve bu tür ütopik algı oyunlarına karşı dik durmaktır. Zalimlerin ismi bu topraklarda ancak birer ibret vesikası olarak kalacaktır; birer “akraba” olarak değil.




