Loading...
tr usd
USD
0.07%
Amerikan Doları
44,90 TRY
tr euro
EURO
-0.06%
Euro
52,91 TRY
tr chf
CHF
-0.1%
İsviçre Frangı
57,60 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
0.43%
Rus Rublesi
0,61 TRY
tr cny
CNY
0.07%
Çin Yuanı
6,59 TRY
tr gbp
GBP
0.02%
İngiliz Sterlini
60,81 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
-0.2%
Euro Amerikan Doları
1,18 TRY
bist-100
BIST
-0.15%
Bist 100
14.463,76 TRY
gau
GR. ALTIN
-0.49%
Gram Altın
6.919,43 TRY
tr btc
BTC
0.29%
Bitcoin
3.677.449,12 TRY
tr eth
ETH
0.39%
Ethereum
104.493,51 TRY
tr bch
BCH
0%
Bitcoin Cash
0,00 TRY
tr xrp
XRP
0%
Ripple
0,00 TRY
tr ltc
LTC
0%
Litecoin
0,00 TRY
tr bnb
BNB
0%
Binance Coin
0,00 TRY
tr sol
SOL
0%
Solana
0,00 TRY
tr avax
AVAX
0%
Avalanche
0,00 TRY
  1. Haberler
  2. Genel
  3. Xalil Xayali Bizden Yüzyıl İleride Düşünüyordu

Xalil Xayali Bizden Yüzyıl İleride Düşünüyordu

featured

XALİL XAYALİ
TEKSAM’ın Yaptığı Kadim şehirler Konferansında Bitlis’in değeri olan Şahsiyetlerden olan Xalil Xayali’yi araştırmacı, yazar Faysal Mahmutoğlu Konuştu.

Faysal Mahmutoğlu’nun Konuşmasında dinleyicilerden iyi puan aldı
Kürtlerin Osmanlı’ya katılımı 16. Yüzyılda gerçekleştiği, 14. Ve 15. Yüzyıllarda Akkoyunlu ve Karakoyunlu adlı Türkmen devletlerinin egemenliğinde yaşadıkları kabul ediliyor.


Kürtler Akkoyunlu ve Karakoyunlu iktidarlarının yıkılmasının ardından Şii Safevi Devleti’nin egemenliğine karşı Sünni Osmanlı egemenliği altına anlaşarak girdiler. Bu anlaşma İdris-i Bitlis-i ile Yavuz Selim arasında gerçekleşti. İç işlerine özerk yönetimler olarak Osmanlı’nın egemenliğini kabul ettiler.
Bu tercihin doğruluğunu veya yanlışlığını bugün test etmek sağlıklı değildir. O günkü şartlarda değerlendirmek gerekir.
Osmanlı egemenliğine girdikten sonra Kürtlerin 16 özerk Kürt emirliği şeklinde hüküm sürdüğü kabul edilir.


  1. Farklı kaynaklarda doğum tarihiyle ilgili değişik tarihler verilse de, Halil Hayali’nin, mezar taşında kazılı tarihe göre 1854’te Bitlis’in Mutki kazasının Zenderli köyünde doğmuş, bölgede saygıyla anılan Modan aşiretine mensuptur.
    O doğduğu zaman, Kürdistan’da Mirlik sistemi dağılma ve lağvedilme sürecindedir.
    Mir Şerefhan ailesi yönetimindeki Bitlis Mirliği de aynı akamete uğrar. Bölgede karmaşa hakimdir.
    Eğitimine bölgedeki medreselerde başlayan Halil Hayali, iyi bir medrese eğitimi aldıktan sonra, tahsilini sürdürmek üzere Diyarbakır’a gider.
    Sicil-ı Ahval kayıtlarına göre 1882 yılında Bitlis’te başladığı memuriyet hayatına Siirt’te devam eden Hayali, daha sonra 1890 yılında İstanbul’a gider.
    İstanbul’da yüksek tahsil yapan Halil Hayali, bir yandan da Halkalı Yüksek Ziraat Mektebi’inde muhasebeci olarak memuriyet görevini sürdürür.
    İstanbul’da hemşerisi meşhur Zaro Ağayla yolu kesişir. Zaro Ağa’nın İstanbul’da başkanlığını yaptığı Kürd Hamallar Topluluğuyla ilişki kurar.
    Diğer taraftan İstanbul’da bulunan diğer Kürtlerin ulus bilincine erişmesini sağlayan başka çalışmalar içinde de yer alır.
    Kürt Neşr-i Maarif Cemiyeti ile Kürd Terakki ve Teavvün Cemiyeti’nin kuruluşunda yer alır.
    Kuruluşunda yer aldığı diğer bir örgüt ise, Kürt öğrenci dernekleridir.
    Halil Hayli, Osmanlı Devleti tarafından Kürt Mirliklerine son verilmesiyle İstanbul’a sürülen Kamuran, Celadet ve Süreyya Bedirhani’ler, Babanlar ve Nehri’lerle de zaman içinde dostluklar kurar.
    Bedirhan beyin torunlarından Kamuran, Celadet ve Süreyya Bedirhan’ın öğretmenliğini yapan dönemin Ehmed-ı Hani’si olarak kabul gören geleneksel Kürt edebiyatının Kürdolog Hacaı Kadair’i Hoy-i ile ahbap olur.
    Halil Hayali ulus bilinciyle hareket ederek, ulusal öğretmenliği bir misyon bilerek, yirmi yılı aşkın bir süre bir çok kişiye gönüllü olarak Kürtçe dersler vermiştir.
    Halil Hayali’nin ilk etapta Hetawi Kurd, Roji Kurd, Jin ve Yekbun gibi gazete ve dergilerde yazılar yazmıştır.
    Ağırlıklı olarak Kürd dili, tarihi, edebiyatı ve Kürtçe eğitim üzerine yazılar yazmıştır.
    Yazılarında “Modani Xelil”, “Xelil Xayali Modki” ve kızı Naciye Hanımı kastederek “Bavi Naco” imzalarını kullanmıştır.
    Halil Hayali Diyarbakır Çermik kazası Zazalarından o dönemde Mekteb-ı Tibbiye’de öğrenci olan Ziya Efendi (Türkleşince “Ziya Gökalp” ismini alır) ile beraber Kürtçe gramer ve Kürtçe sözlük hazırlamaya başlamışlardı ki, Ziya Efendi Hür düşünceleri nedeniyle okuldan atlınca zorunlu olarak Diyarbakır’a dönmüş ve yazılmakta olan bu iki eserinde yanında götürmüştür.
    O tarihten Meşrutiyet’in ilanına kadar Halil Hayali bir daha Ziya Efendi ile görüşememiştir.
    Meşrutiyet’ten sonra İstanbul’da karşılaştıklarında Halil Hayali hazırlamaya başladıkları Kürtçe grameri ister ancak Ziya Efendi yaktığını söyleyerek vermiyor.
    Halil Hayali, Kürt milletinin ihtiyacı olan bu eserleri yeniden yazmağa başlar.
    Ziya Gökalp Jöntürk’lerin etkisinde kalarak Kürt duygularını tamamen yitirir ve Türkçülüğe yönelir.
    Türkçülüğün esaslarını yazar.
    Türk Yurdu ve Türk Ocağı kurucuları arasında yer alır.
    Halil Hayali, Kürd dili üzerinde önemli çalışmalar yapar.
    “Elifbaya Kurmanci” toplam 27 sayfa olup 1325 yılında (1909) Kürdizade Ahmet Ramiz tarafından basılır.
    Bu eserin sonunda yaptığı açıklamada; bu eserden sonra, Kürtçe kıraat (okuma), Sarf (morfoloji), ve Nahv (dilbilgisi) de yayınlanacaktır der. Ancak halen bulunmuş değil.
    İkinci meşrutiyetin ilanından sonra 19 Eylül 1324’te ( 2 Ekim 1908) Kürt Teavün ve Terakki (KTTC) kurulur ve bir süre sonra da Kürt Teavün ve Terakki gazetesi yayınlanır.
    Halil Hayali KTTC kurucu üyelerinden biridir.
    Yayınlanan yazılara bakıldığında cemiyetin Kürd diline ve Kürtçe eğitime oldukça önem verdiğini görürüz.
  2. yüzyıla gelindiğinde ise Osmanlı Devleti’nin modernleşmesi kapsamında daha güçlü merkeziyetçi politikalar uygulamaya başlamasına paralel olarak Mirlikler bir bir ortadan kaldırıldı.
    XALİL XAYALİ
    Devleti olmayan toplumların tarihi de yok sayılıyor. Tarihi şahsiyetleri de bilinmiyor.
    Bunların en önemlilerinden yakın dönem entelektüellerinden Kürdolog Halil Hayalidir.
    Maalesef Halil Hayali, gibi önemli bir kişilik ne Kürt aydınları tarafından ne de Kürt halkı tarafından yeterince bilinmemektedir.
    Bu bizim eksikliğimiz. Böyle bir eksikliği kısmen de olsa gidermeye çalıştığı için TEKSAM’ı tebrik ediyorum.
  3. sayıdan sonra gazete ve cemiyet kapatılır.
    Aynı kadro Kürt Neşr-ı Maarif cemiyetini kurur.
    Bu yeni cemiyete bağlı olarak “Kürd Meşrutiyet Mektebi “adıyla bir ilkokul ile bir basımevi kurulur.
    1912 yılında kurulan Kürd Hevi Talebe Cemiyeti’nde Halil Hayali’nin büyük emeği vardır.
    6 Haziran 1913’te bu cemiyete bağlı Roji Kürd dergisi yayın hayatına başlar.
    Halil Hayali burada yazdığı yazılarda Kürd dili üzerinde yapılacak çalışmalar hakkında bir perspektif ortaya koyar.
    Halil Hayali, daima bağımsız bir Kürdistan’ın gerekliliği üzerinde durmuştur.
    Dikkatinizi çekmek istiyorum. Halil Hayalinin yüz yıl önce sahip olduğu bilinç düzeyine bizler bugün bile çok uzağındayız.
    Halil Hayali’nin altın değerindeki şu cümlesi çok önemli:
    “Tüm halklar devletleşti, biz neden devlet olmayalım. Ey ulema-yı navdar, ey nüfuz ve iktidar sahibi Kürt liderleri, iyice biliniz ki milletimizin hayatı, Kürdistan’ın selameti sizin ittifakınızda, gayretinizde ve hamiyetinizdedir.”
    İstanbul’da olduğu dönemde “Nümune-i Terakki Mektebi”nde öğrenci olan Diyarbakırlı Kadri Cemil Paşa, Halil Hayali’yi anlatırken, çok değerli ve katıksız bir Kürd milliyetçisi olarak tanıtır.
    Ekrem Cemil Paşa da, onun için, Kürtçe, Zazaca, Türkçe, Farsça ve Arapçayı iyi bilen büyük ruhlu ve çok azimli, himmetli bir Kürd-perver olarak tanıtır.
    Hemşerisi ve yakın dostu Said-Kurdi de ”İki Mekteb-i Musibetin Şehadatnamesi “ isimli eserinde onun hakkında; “ Hamiyeti millinin (milli gayretin)bir misali size takdim ediyorum ki, o da Mutkili Halil Hayali efendidir. Milli gayretin her alanında olduğu gibi, dil ve edebi alanda da en öndedir. Dilimizin esası olan elifba, sarf ve nahvini oluşturmuş… hakikaten Kürdistan madeninde böyle bir hamiyet cevherine rast gelindiğinden, bizim istikbalimizi onun gibi, ümidinden bir çok cevher aydınlatacaktır.”
    Halil Hayali, 1940 yılında İstanbul’da Musa Anter’le de tanışır. O dönemde oldukça yaşlıdır. Musa Anter onun için övgü dolu cümleler sarf eder.
    Elindeki birçok belge ve bilgileri yeni nesillere aktarması için Musa Anter’e verir.
    Musa Anter, 1972 yılında yapılan bir aramada diğer bütün kitapları gibi Diyarbakır Sıkıyönetim görevlileri tarafından toplatılıp daha sonra yakıldığını belirtir.
    Bilindiği gibi balkan harbinde Osmanlı devleti birçok yeri kaybeder.
    Başta Arnavutlar olmak üzere birçok halk bağımsızlığını ilan eder.
    Doğal olarak Kürtler de bu atmosferden etkilenir.
    Jöntürk hareketinin baskısına karşı Kürtler isyanla cevap verir.
    1913’te Abdülselam Barzani, 1914’te Mele Selim isyanını görüyoruz.
    Halil Hayali’ni bu iki isyanı da desteklediği söylenir ancak bu desteğin moral desteği olduğunu düşünüyorum.
    Halil Hayali’nin zaman zaman dile getirdiği bir dizesinde : “Kürdistan, sen ne kadar mukaddes, ne kadar latifsin” derken, Kürdistan’ın bağımsızlığına ve kutsiyetine vurgu yapmıştır.
    Halil Hayali’ni yaşamına sığdırdığı ulusal faaliyetlerin panoramasına bakıldığında, adeta çağımızın Ahmed-i Hani’si olarak karşımız çıkar.
    Halil Hayal’inin Hanili Salih Bey’le de yakın dost olduğunu görüyoruz.
    Salih Bey Şeyh Said hareketinin en önemli bir figürüdür.
    Entelektüel bir kişilik, kadılık yapmış ve Şeyh Said’le beraber asıldı. Bu dostluktan dolayı Hayali’nin Şeyh Said hareketinden haberdar olduğu sonucuna varabiliriz.
    Halil Hayalı 1946 yılında Ankara’da kızı Naciye Modan’ın evinde vefat edip mezarı Cebeci Asri Mezarlığındadır.
    Halil Hayali gibi tarihe mal olmuş ulusal nitelikli bir şahsiyetin mutlaka kolektif hafızaya kazınması lazım. Kürt aydınları arasındaki onurlu yerini hakkıyla kazanmış saygın bir kişiliktir.
    Halil Hayali’nin Mehmet Akif Ersoy’la da dost olduğu bilinir.
    Halil Hayali ile aynı görüşü paylaşan bir başka Osmanlı aydını ise Babanzade İsmail Hakkı’dır.
    Roji Kurd dergisinde yazdığı yazıda Kürtçenin yazı ve eğitim dili olmasını güç katacağını savunur.
    Çünkü Babanzade’ye göre Kürtler İslam’ın ve Osmanlı’nın direğidir.
    Said-i Kürdi de aynı görüşleri savunur:
    1908’de yazdığı “Kürtler neye muhtaç” başlıklı yazısında Molla Said, hükümetin kasaba ve köylerde açtığı mekteplerde “Yalnız lisanı Türkiye aşina olan etfal” yararlanabilmektedir der.
    Bu da maariften beklenen faydanın alınmasına mani olmaktadır.
    Zira Osmanlı unsurları içinde maarifin nimetlerine en fazla muhtaç olan Kürtlerdir.
    Hükümet üç merkezde 50 öğrencili Darüttalim açılmasını önerir.
    Beytüşebap, Motkan, Belkan ve Sason merkezinin ortasına bir de Van merkez için önerir.
    Biliyorsunuz Said Nursi Yüksek öğrenim için de Arapça, Türkçe ve Kürtçe eğitim verecek Medrese tü Zehra projesi de vardır.
    Said Nursi,1908 yılında KTTC’nin ilk sayısında yazdığı Kürtçe nasihatnamede de Kürtler için okumanın önemini vurgular.
    Ona göre Kürtlerin üç düşmanı vardır:
    Yoksulluk, bilgisizlik ve iç çekişme.
    Bu üç düşmana karşı Kürtlerin kuşanması gereken üç adet kılıç ise okumak ve maarif, milli muhabbet ve ittifak.
    Nursi yazının sonunda vasiyet olarak şunları yazar: Xwendin, xwendin, xwendin u
    Deste hev girtin, deste hev girtin, deste hev girtin.
    Başta Halil Hayali olmak üzere, Babanzade İsmail Hakkı ve Molla Said olmak üzere Osmanlı devri, Kürt aydınlarının en önemli gündemi dil ve eğitimdir.
    Benim Halil Hayali’yle tanışmam şöyle oldu:
    Sahaflarda gezinirken eski bir tarih dergisine rastladım.
    Dergide “ Hetawi Kurd’de Xelil Xeyali’den Arşak Çobanyan’a cevaplar başlıklı bir makale yer alıyordu.
    Dergiyi aldım makaleyi okudum. Böylece Xeyali hakkında fikir sahibi oldum.
    Makalede şu bilgiler yer alıyor:
    Arşak Çobanyan 2 Haziran 1913 yılında Paris’te bir konferans verir.
    Konferansta: “Ermenilerin istediği ilk şey Kürtler için okullar kurulması.”
    Konuşmasına şöyle devam ediyor:
    Ksenefon’un gördüğü gibi kalmış Kürtlerin tek bir okula sahip olmamaları hayal etmek çok talihsizdir.
    Ermenilerin ağırlıkta olduğu 6 vilayette Türklerin 150 okul 17000 öğrencisine karşılık Ermenilerin 785 okulu 82 000 öğrencisi var” diyor.
    Ve b u okulların tamamı halk tarafından yapılmıştır.
    Kürtlerin ise tek bir okula sahip olmamalarından şikayet ediyor.
    Ahmet Cevdet bu konuşmayı gazetesi İkdam’da değerlendirir ve Kürt aydınlarının halka gitmelerini tavsiye eder.
    Halil Hayali, Ahmet Cevdet’in 22 Ekim 1913’te yazısını 4 Aralık 1913’te Hetawi Kurd ‘ün 2. Sayısında değerlendirir.
    Ahmet Cevdet’te teşekkür eden Hayali, Çobanyan’ın yazdıklarını taşlamalar, tari’zat olarak tanımlıyor.
    Kısaca Kürtler kendi haklarını savunabilir bu Çobanyan’a düşmez diyor.
    Ve Kürtlerin de ıslahat taraftarı olduğunu yazar.
    Burada Halil Hayali Osmanlı hükümetiyle sorun yaşamak istemiyor izlenimini veriyor.
    Ve politik bir dil kullanıyor.
    Ksenefon konusunda da şöyle yazıyor:
    “Kürtlerin Ksenefon’un gördüğü gibi kaldığı ve bir okula bile sahip olmadığı sözü pek açık bir iftiradır.”der.
    “bundan 2313 sene önce Kürdistan’a gelen ve uğradığı hezimet üzerine dönmek zorunda kalana Kürtleri tasviri yanlıştır.” Diye eleştiriyor.
    Hayali aynı makalede ilginç bir konuya değiniyor.
    Kürtler ile Ermenilerin aynı ırka mensup olduğunu iddia ederek şöyle yazıyor:
    “Kürt ırkından olup Hristiyanlığı kabul eden biçareler” olarak nitelendiriyor.
    Daha ilginci aynı derginin aynı sayısında Mevlanazade Rıfat da aynı tezi savunuyor:
    Mevlanazade Rıfat Ermenilere Irkdaşımız olarak hitap ediyor ve el ele vermeleri gerektiği hususuna dikkat çekiyor.
    Halil Hayali Kürdistan’ın her yerine inşa edilmiş medreseler ve öğrenciler olduğunu, Çobanyan’ın bunu ya bilmediğini ya da unuttuğunu yazıyor.
    Hayali, burada medreseleri okul olarak değerlendiriyor.. oysa ki medreseler sadece din eğitimi veren okullardır.
    Din adamı dışında mühendis, doktor veya başka bir meslek erbabı yetişmez.
    ZİYA GÖKALP
    Kürtlerin asimile edilmesi alanında düşünce üreten bir kişilik
    Celadet Ali Bedirhan onun için “ Türkçülüğün en büyük peygamberi” diyor.
    Rohat Alakom da:” Türkiye’nin manevi kurucusu, ideoloğu, ve düşünsel mimarı “ olarak tanımlıyor.
    Ziya daha evlenmeden 1894 yıkında henüz 18 yaşındayken kafasına kurşun sıkarak intihar girişiminde bulunur. Şans eseri hayatta kalır.
    Olayın canlı tanığı Abdullah Cevdet’e ilk sözü “ tabancam bana ihanet etti “olur.
    Cevdet bu ana ilişkin anılarını 26 Ekim 1924 tarihli Vakit gazetesinde etraflıca anlatır.
    Sultan Hamid’i öldürmek yolunda ölmek mümkün iken bunu yapmış olduğu teessüfle söylüyordu.
    İntihar nedeni olarak farklı görüşler var. Düşünsel bunalım ağır basıyor.
    Ziya’nın fikir dünyasını şekillendiren iki kişiden biri Felsefeci Yorgi Efendi diğeri Abdullah Cevdet’tir.
    Abdullah Cevdet seküler düşünen tanrı tanımaz biri olarak tanınıyordu. Ziya’nı ailesi bu ilişkisinden rahatsızdı.
    Ziya’nın Diyarbakır’dan İstanbul’a gelerek Baytar mektebine girmesini sağlayan kişi Abdullah Cevdet’tir.
    Cevdet, intihardan önceki Ziya ile intihardan sonraki Ziya ‘nın farkını veciz sözlerle betimler:
    “otuz sene evvel başı kurşunsuz Ziya’yı, otuz sene zarfında başı kurşunlu Ziya’da beyhude aradım.”
    Cevdet intihardan önceki Ziya ile dost, intihardan sonraki ziya ile de düşmandır.
    Yıllar sonra Gökalp Malta’ya sürüldüğünde onun ailesini ziyaret eden Cevdet, kızına “ben babanızın şahsını severim, fakat fikirlerine düşmanım.” Der.
    Göklap’ın zaman içinde Türkçü bir ideoloğa dönüşmesine o kadar kızar ki “ keşke kurtulmasaydı da memleket Türkçülük gibi geri fikirleri yayamasaydı” ifadesini kullanır.
    Son dönemlerinde bu iki Kürdün bir birinden hiç ama hiç hazzetmedikleri kesin.
    Ziya’nı Cevdet’e olan öfkesi Kürt oluşu nedeniyle Kürtlere yönelir.

Xalil Xayali Bizden Yüzyıl İleride Düşünüyordu
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

H24 Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.